Mutlu kişi henüz doğmamış olandır (Tolstoy, itiraflarım, s.44) Tolstoy içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için dört yoldan bahsediyor. Bu yolları bir metafor üzerinden açıklıyor. Metaforda bir insan dal üzerindedir, dalın yanında yalaması için bal vardır ve bir fare dalı kemiriyordur. Aşağıda…devamıMutlu kişi henüz doğmamış olandır (Tolstoy, itiraflarım, s.44)
Tolstoy içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için dört yoldan bahsediyor. Bu yolları bir metafor üzerinden açıklıyor. Metaforda bir insan dal üzerindedir, dalın yanında yalaması için bal vardır ve bir fare dalı kemiriyordur. Aşağıda ise ejderha vardır. İlk yol cehalet. İnsanlar cahil olduklarından dolayı içinde bulundukları durumun farkında değiller. Bahsettiği metaforda ejderhayı ve fareyi görmeyip bal damlalarını yalayan insanlar. Bu gerçekten de böyle. Bilgisiz, düşünme ihtiyacı duymayan, put gibi yaşayan insanlar çok daha mutlu bir hayat yaşıyor. Ayrıca bu insanlar bazen bilgililerden katbekat daha başarılı olabiliyorlar çünkü onlar aklın sorgulayarak yarattığı buhrana düşmüyorlar. İnsanda bilgi seviyesi arttıkça, düşündükçe hayatın bir boşluktan ibaret olduğunun farkına varıyor ve mutsuzluğa, karamsarlığa kapılıyor. Tabi ki insan annesinin karnından bilgi seviyesi artmış şekilde çıkmıyor. Cahil olarak yaşayan insanlar bir gün bu durumun farkına varabilir ve bal yalaması da pekâlâ sonlanır. İkinci yol olarak epikürcülükten bahsediyor. Bu insanlar yaşamın ne kadar boş, anlamsız olduğunu bildiği halde ona sımsıkı sarılmayı tercih ediyorlar. Ejderha ve fareyi biliyor ama görmezden gelip yaşamı en iyi şekilde değerlendirenler. Pozitif bakmayı bahane ederek soruyu görmezden gelenler. Bir noktada bu kendini kandırmaktan, manipüle etmekten başka bir şey değil aslında. Üçüncü olarak güç ve enerji olarak adlandırdığı yoldan bahsediyor. Hayatın kötü ve saçma olduğunu anladığı anda ondan kurtulması, son vermesi. Bu yolu seçenlerin güçlü ve tutarlı insanlar olduğunu söylüyor. Son yol ise zayıfların yolu. Her şeyin farkında olanlar bu insanlar yine de hayata sarılmayı tercih ediyor. Ölümün yaşamaktan iyi olduğunu bildiği halde kendilerinde bu gücü bulamayanlar. Tolstoy kendisini bu kategoriye koyuyor. Sonrasında bir sorgulama yapıyor. Hayat bu kadar kötüyse ve ben de bunun farkındaysam onu neden şimdiye kadar bitirmedim? Nerede yanlış yapıyorum? Tolstoy, özeleştiri yaptığında, hayatına son vermemesinin bir sebebi olduğunu düşünüyor. Şimdiye kadar bitirmediyse bir yerde hata yaptığının farkına varıyor, şüpheye düşüyor. Akıl olmadan yaşamın kendisinin olmayacağı gerçekliğine kapılıyor. Çünkü tek akıllı varlık olan bizler, yaşamın farkında olmasak, onun hiçbir anlamı olmazdı. Ancak yaşam olmasa bu sefer de akıl olmazdı. O yüzdendir ki Tolstoy “akıl, yaşamın oğludur ve yaşam her şeydir, akıl onun meyvesidir” sonucuna varıyor. Aslında Tolstoy tüm bu sözleri edip tekrardan kendisini eleştirdikten sonra, ya bilmediğim bir şey varsa, diyor. Yaşamın anlamını bilmiyor, bu yüzden de saçma olduğunu düşünüyor: “Cehalet de aynen benim dediğimi der. Bir şeyi bilmediğinde o şeyin aptalca olduğunu söyler.”