Bazı filmlere dair istemsizce o kadar büyük bir beklentiye giriyorum ki ya yarım bırakırsam ya bir şey olursa da bölünürse veya şimdi izlemenin doğru zamanı değilse diye diye erteliyorum. Bugün o filmlerden biri olan Kirazın Tadı'nı ani bir kararla açıp…devamıBazı filmlere dair istemsizce o kadar büyük bir beklentiye giriyorum ki ya yarım bırakırsam ya bir şey olursa da bölünürse veya şimdi izlemenin doğru zamanı değilse diye diye erteliyorum. Bugün o filmlerden biri olan Kirazın Tadı'nı ani bir kararla açıp izledim. Beklediğimden çok daha durağan ve insanı toza toprağa boğan bir filmdi. Bazı sahnelerde gerçekten nefesim daralıyor gibi hissettim. İran sinemasına çok aşina olmadığım için belki de izlemesi beni normalden fazla zorladı fakat seyirciye geçirilmek istenen duyguları ve düşünceleri iyi kavrayabildiğimi hissettim. Bir adamın intihar etme kararı almasını ve planını tamamlayabilmek için kendisine yardım edecek birini arayışını ele alan film tozlu yollarda ilerleyen bir araçta intihar etmeyi kafasına koymuş ana karakter ile arabasına aldığı yardım isteyeceği kişiler arasındaki ikili sohbetler eşliğinde ilerliyor. Arabaya binen her karkaterin söz konusu intihar fikrine yaklaşımı ve verdiği tepki birbirinden farklı ve ilginç özellikle de son binen karakter ve ana karakteri intihar fikrinden vazgeçirmek için verdiği çaba izlemeye değer ana karakterimiz öncesinde aracına binen kişilere konuşma fırsatı vermez iken bu karakterin yanında ağzını bıçak açmıyor belki de deneyimini ve görmüş geçirmişliğini hissediyor belki de artık içten içe birinin onu intihar fikrinden vazgeçirmesini ve ikna etmesini istiyor.
SPOİLER----
Final sahnesinde ana karakterimizin dolunayı görerek vazgeçeceği fikrini bir anlığına düşündüm ve ayı yavaşça kapatan kara bulutlar sanki vazgeçmeye çok yaklaştığını ama yine de başaramadığını simgeliyor gibi geldi. Genç bir çiftin çiçeklerin arasında fotoğrafını çektikten sonra belki de aracına en son binen yaşlı adamın anlattıklarını düşünüp onu bulmak için etrafta koşturuşunu dolunayı görmeye çok yaklaşması ile fakat adama ulaşıp konuştuktan sonra işi gereği bıldırcınları öldürmesi ve ana karakterimize görev bilinci ile haraket eden biri olduğunu yansıtması ile sanki arabada anlattığı her şeyin samimiyetinin yitip gittiğini ve yaşlı adamın söylediklerinin görev bilinci ile söylenmiş olduğunu anlaması ile de dolunayı görmeye çok yaklaşsa da sonunda ayın kara bulutların ardında yitip gitmesi ile sembolize edildiğini düşündüm bu yorum biraz zorlama gelmiş de olabilir tabii ama kendi yorumum bu şekilde oldu.