Taisho döneminde (1912-1926) Japonya’nın varlıklı ve büyük bir itibara sahip olan Shima ailesinin hanımıyla 17 yaşındaki 2.oğulları Tamahiko bir gün büyük bir trafik kazası geçirirler. Kazadan sağ çıkabilen tek kişi Tamahiko olmuştur. Ancak sağ eli artık tamamen kullanılamaz bir hale…devamıTaisho döneminde (1912-1926) Japonya’nın varlıklı ve büyük bir itibara sahip olan Shima ailesinin hanımıyla 17 yaşındaki 2.oğulları Tamahiko bir gün büyük bir trafik kazası geçirirler. Kazadan sağ çıkabilen tek kişi Tamahiko olmuştur. Ancak sağ eli artık tamamen kullanılamaz bir hale gelmiştir. Shima ailesi, kaza sonrasında oğullarının sakat kalmasından büyük bir utanç duyarlar ve itibarları düşmesin diye Tamahiko’yu kazada ölmüş gibi gösterip Chiba dağındaki villalarına sürgüne gönderirler.
Ailesinden bir gün bile sevgi görmediği için her zaman karamsar düşüncelere sahip olan genç delikanlı, yaşadığı sakatlık ve ani sürgünle daha da depresifleşir. Köye taşındıktan sonra yapayalnız geçirdiği günlerinde sadece ölmeyi beklerken, karlı bir gecede kapısını genç bir kız çalar. Kendini “ Tamahiko’nun gelini “ olarak tanıtan Yuzuki adındaki bu kız, babasının Shima ailesine olan borçları karşılığında Tamahiko’ya bakması için gelin olarak gönderilmiştir.
Kalbindeki soğuk ve karanlık kışın sonsuza kadar süreceğini sanan Tamahiko, evine gelin olarak gelen bir bahar fırtınasını andıran Yuzuki sayesinde kalbindeki donukluğu eritmeye ve artık hayata daha farklı bakmaya başlar. Para karşılığında birine gelin olarak gönderilse de her zaman mutluluğu aramaya çalışan merhametli ve maharetli Yuzuki ise gerçek mutluluğunu bulur. İki genç birbirine büyük bir sevgiyle bağlanır …
Ayyy kızı çok minyon yapmışlar diye çooook küçük sandım. Hemen boykot etmeye hazırlanıyordum ki 14 yaşında olduğu açıklandı. Evet,bu yine doğru değil. İki genç de çocuk gelin-damatlar ama o dönem için normal karşılanan yaşlar malesef 😬 neyseki çocukların çocuk olarak kaldığı minnoş bir aşk ve kendini bulma hikayesi olmuş.
Çoğu zaman depresiflik de vardı ama tatlı sahnelerle bu durumu nötrleyebilmişler. Tabi son 3 bölüm için aynısını söyleyemeyeceğim. 1 Eylül 1923’te gerçekleşen büyük Kanto depremi burda da anlatılmış ve dizinin romantik giden dinamiği, bu ani gelişmeyle büyük bir şekilde etkilemiş bence. Tam “ Hadi finale yaklaşıyoruz, romantizm doruğa ulaşır “ diye beklerken taaak diye dram girdi aniden. Tamam,çoğu zaman animelerde sona doğru tam iki başrolün de birbirlerine daha da bağlandıkları anlarda illa bir ayrılık-ayrı düşme sahneleri yapılır ama bu deprem gelişmesi de cidden çok beklenmedikti. Neyseki güzel bağlamışlar ve o anki duyguları iyi anlatabilmişler. Eğer depremle geçen bu son 3 bölümü iyi anlatamamış olsalardı dizi dram,acı yuvasına dönebilirdi. Beğendiğim bir anime oldu.