Spoiler içeriyor
Tek bir cümle söylemem yeterli belki de kitap için "bayıldım." Albert Camus'un elinden çıkan kitap konu olarak sıradan düz bir hayat yaşayan bir adamın annesinin ölümüne kayıtsızlıgi ve bir adamı öldürüsunu anlatıyor.Kitap anlaşılır bir dile sahip o kadar çok betimleme…devamıTek bir cümle söylemem yeterli belki de kitap için "bayıldım." Albert Camus'un elinden çıkan kitap konu olarak sıradan düz bir hayat yaşayan bir adamın annesinin ölümüne kayıtsızlıgi ve bir adamı öldürüsunu anlatıyor.Kitap anlaşılır bir dile sahip o kadar çok betimleme yer almıyor ya da okurken mekan zaman konusunda da yazılanları hemen hayal edebiliyorsunuz.Peki bu kitabı özel kılan ne? Baş karakter hayatın tüm gerçeklerini kabullenmiş,acı tatlı ve hatta ona ucu dokunmayacak ne varsa kendince çözümlemis basit bir anlayışa sahip.Okuyucu olarak ilk annesinin ölümüne tepkisizligini anlamaya çalıştım daha sonra ölümünden bir gün sonra biriyle komedi filmine gidebilir mıydım diyerek kendimi sorguladım.İste kitap da bunu sizlere anlatmaya çalışıyor,kısacası empati kurmanızı sağlıyor.Arkadasi ve komşuları,patronuyla olan düz ve açıklayıcı konusmalari lafı uzatmadan derdini anlatmasi ve gizliden gizliye çevresindekileri üzmeden onları anlamaya çalışmasını birkaç diyologunda farkettim.Peki annesinin cenazesinde aglamadigi icin bu adam buna rağmen kitabın da dediği gibi duygusuz gaddar biri miydi?Eğer bizler toplumda diğerlerinden farkli hareket edersek birçok farklı kalıplara sokuluruz.Surekli iç sesiyle konusmasina rağmen kendisiyle bile çatışmaya girmeyen artık bir şeyleri kendince kafasinda çözmüş biri gerçekleri kabullenmiş, yaşayışın ne olduğunu kendince öğrenmiş biri gaddar mıdır?Aslında çok basit bir dava konusu olmasina rağmen toplum baba katili bir ogulu bile masum gibi görüp bu davadaki sanığı neden deccal yerine koymuştur?Cevabı ise çok basit.Bizler ne kadar duygularımızı göstermez ne kadar çok birilerinin duymak istediklerini söylemek yerine kendi söylemek istediklerimi söylersek o zaman toplumdan dislanip deccal konumuna geliriz.Sanik aslında toplumda bazı şeylerin farkına varsa da elinden bir sey gelemeyecegini anlayan realist bir kesimden oluşurken mahkeme ise onu yargılayan toplum olarak kitapta simgelenmis.Evet açıkçası benim de zaman zaman kitapta çok fazla katilmadigim yer de olsa bu tarz kisilere saygı göstermemiz ve kabullenmemiz gerektiği düşüncesindeyim.Beni en çok etkileyen ise rahip ile konuşmasında sessizliğini bozup bu kadar yargılanmaya dayanamayan adamın öfkesinin patlak vermesi etkiledi.Sonucta bu kadar tepkisiz kalamazdı ve zorla bir şeye inandırmak isteniyor kendi bildiğinden alikonuluyordu.Rahip de mahkemeden de yargilayiciydi.Rahip Tanrı'ydi.O vermiş olduğu bu hayatı anlayan yine de ona kayıtsız kalan adama sinirliydi.Albert'in vermiş olduğu mesajları kendimce böyle yorumlamis sizlere de aktarmış oldum.Analizi de : toplumdaki her bireyin olup bitene %100 uymayacagini en az bir konuda ters düştüğünun garantisini verebilirim.Yoksa bu kadar farklılık ortaya çıkmazdı. Peki buna rağmen bu tarz kişiler sırf bizden daha fazla aykırı diye onları yargilama hakkımızın olabildiğini iddia edecek kadar acımasız ve kesin hükümler verecek kadar da ikiyüzlü olamayacagimizi artık öğrenemez miyiz?İyi okumalar dilerim.