Spoiler içeriyor
Nasıl başlasam? Yarısı yaşanmamış bir hayat. Bir kere evlat kucaklamadan geçmiş bir ömür. Gerçi bir kere, tüm ümitleri yeşerten fakat yılları beraberinde sürükleyen... İnsanın hiç bilinmezi beklemesi ne zor. Sadece ümit etmesi... Ve işin sonunda ümitlerinin boşa çıkması... Kitap, Arap…devamıNasıl başlasam?
Yarısı yaşanmamış bir hayat. Bir kere evlat kucaklamadan geçmiş bir ömür. Gerçi bir kere, tüm ümitleri yeşerten fakat yılları beraberinde sürükleyen...
İnsanın hiç bilinmezi beklemesi ne zor. Sadece ümit etmesi... Ve işin sonunda ümitlerinin boşa çıkması...
Kitap, Arap Yahudi savaşı döneminde Osmanlı soyundan gelen İsyan'ın masalı. Masal dedim çünkü böylesi bir hayat, bir yetişkin için ancak masal yerine geçebilir.
Neden kimse onu ordan çıkartmak istemedi? Kim sevdiğinin hele ki böyle kahramanca yaşamış bir sevdiceğin orda kalmasına razı gelir?
İsyan hiç kimseye kızmıyor ama ben kızgınım. Eğer mücadele etmeyeceksek bu sevgi niye başkalarına duyduğumuzdan farklı konsun içimize. Clara, bir babayı evladından mahrum bırakacak kadar çaresiz miydi gerçekten? O kadar savaşın içinde bulunup akli bir savaşta mı ayrıştılar?
Babası olsaydı pes etmezdi gibi geliyor. Salim de bunun farkındaydı. Kim bilir tek kaldıkları zaman o inme ne sebeple indi?
Ahh, bu kitap hakkında daha fazla yazmam ne derece etkileyici olurdu bilmiyorum ama okumanızı gerçekten tavsiye ederim.
Burada yazım bitiyor ve şahsileşiyor.
Kısa kısa okuyup keyfini uzattığım bu kitaptan nasıl keyif aldığımı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Tabiki müzikle. Kitabın geçtiği toprakların da verdiği havaya uygun olarak Fairuz dinledim büyük çoğunluğunda. Arada algoritmamın tavsiyelerine de uyup Fransızca bir kaç şarkı da kattım.
Bununla birlikte kitabın son otuz sayfasını Gaye Su Akyol'dan Bir İlkbahar Sabahı, Gamzedeyim ve Bir Yaralı Kuştum şarkılarını dinleyerek tamamladım.
Şimdi de kitabı okurken yaşadığım ve o an için çok enteresan gelip hemen not aldığım olayı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Bu kitabı okurken şöyle ilginç bir şey yaşadım. Hatta saatin de geç olması dolayısıyla yaşadığım bu gizem içimi ürpertti.
Şarkı dinleyerek okudum kitabı. Hatta bu yüzden çok uzun sürdü bitmesi, bazı sayfalarda şarkı anlamamı güçleştirdi, tekrar okudum.
Ama tuhaf olan olay şöyle başladı. Clara'ya olan aşkı ile ilgili sayfa 93 ve 109 aralığını okuyordum, o sırada YouTube'da rastgele şarkı çalıyordu. Clara ile cenazede konuştukları ve soğuk bir iletişim kurdukları bölümde Eylem Aktaş'tan İkrar şarkısı açıldı. Normalde dinlediğim bir şarkıcı değil kendisi. "Bıraksam ah, gidiyordu" ki o bölümde cidden, bıraksam hayat bizi tekrar kaşılaştırır mı, diye sorguluyordu.
Neyse uyumlu geldiği için dinlemeye devam ettim. Sonra birbirlerine aşklarını itiraf ettiklerinde Hatırla Sevgili çalmaya başladı, bu da tesadüftür, pekala dedim. Ki o bölümde de tatlı bir utangaçlıkla aldığı buseden bahsediyordu İsyan. "Çamların altında verdiğin buseyi..."
Sonra Kömür Gözlerin çalmaya başladı ve nikahı kimin dinine göre yapacaklarını konuştular. "Mendilimde kimin ismi oyalı, bilemedim senin aslın nereli? Söyle güzel ben de olam oralı... "
Tamam dedim aynı sanatçı sonuçta, neden olmasın?
İçimi ürperten olaysa nikahlarını okurken Besame Mucho şarkısının çalması oldu. Ve nikah Fransa'daydı.
Bilmiyorum bence çok ilginç bir tesadüftü, kii ben tesadüflere inanan biri de değilimdir. Belki gündüz okuyor olsam bu kadar korkmazdım, düşünmezdim bile, bilmiyorum.
Yazımı buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Maalesef fikirsel kısma girmeyeceğim, mahrem kalsın.
İyi geceler ve yeni uyananlar için günaydınlar :)