- 29.03.2024 - 30.03.2024 - Ne yazacağımı bile bilmiyorum, o kadar etkileyiciydi ki. Bu kitabımız, Stephanie Garber’ın Kırık Bir Kalp adlı kitabının 2. devam kitabı. İlk kitabı da çok beğenmiştim ama bunun apayrı bir atmosferi vardı. Kehanetler, lanetler, sihirler, vampirler,…devamı- 29.03.2024 - 30.03.2024 -
Ne yazacağımı bile bilmiyorum, o kadar etkileyiciydi ki. Bu kitabımız, Stephanie Garber’ın Kırık Bir Kalp adlı kitabının 2. devam kitabı. İlk kitabı da çok beğenmiştim ama bunun apayrı bir atmosferi vardı. Kehanetler, lanetler, sihirler, vampirler, kader tanrıları… Okurken artık neyin kehanet, neyin lanet ya da neyin büyü olduğuna karar veremez hale geliyorsunuz. Bu kitapta Evangeline ve Jacks kısımları çok daha fazlaydı ve aralarında bir bağ oluştuğuna şahit olduk (bunu her ne kadar Jacks kabul etmeyi reddetse de). Evangeline’ye o kadar üzüldüm ki. Böylesine sihirli bir evrende, herkese güvenmeye çalışırken, hiç kimseye güvenmemeyi öğrenmek zorunda kalıyor. Tabii kendisi çok iyi niyetli ve masum birisi olduğu için dayanamayıp yine güveniyor ama birçok kez ihanete uğruyor. Ben bu kitapta Apollo’ya çok kıl oldum, her ne kadar iyi biri olduğunu bilsek de kıl oldum işte. Sanırım gönlüm Jacks’a inanmak istediği için. Kitabı okurken içten içe Jacks’ın Okçu olduğunu düşünmeye başladım zaten ve bu ihtimal canımı çok yakmıştı ama bir yandan da bu laneti beraber aşabileceklerine inanmak güzel bir heyecandı. Bu kitabı okuyunca gerçekten sanki farklı bir yere ışınlanmışsınız ve her an Cinderella, Bella, Snow White gibi birçok peri masalı karakteriyle karşılaşacakmışsınız gibi bir hava veriyor, kitap bittiğinde ve gerçek Dünyaya döndüğümüzde ise epey bi hayal kırıklığı oluşuyor. Tabii benim yine üzüldüğüm şeylerden biri, kitabın kapaklarının yurtdışında çok güzel olması, öyle bir cildi olmasını çok isterdim doğrusu. Eğer romantik/fantastik kurgu kitapları seviyorsanız mutlaka şans vermenizi tavsiye ederim çünkü kitabın yazılan yorumlardan fazlası olduğunu düşünüyorum, bence herkeste farklı hisler uyandıracaktır.
“Bence herkes için mutlu bir son vardır. Ancak bu sonların, her zaman bir kitabın son sayfasını takip ettiğini ya da herkesin sonsuza dek mutlu sonu bulmasının kesin olduğunu düşünmüyorum. Mutlu sonlar, elde edilebilir ama onları elde tutmak zordur. Mutlu sonlar, geceden kaçmak isteyen rüyalardır. Onlar kanatlı hazinelerdir. Sürekli peşine düşülmesi gereken delişmen, vahşi, pervasız şeylerdir, yoksa mutlaka kaçıp giderler.”
“Bir kitap olsaydı, sayfalarının yavaşça yırtıldığını hissederdi.”
“Gerçek asla olmasını istediğin gibi olmaz, Küçük Tilki.”
“Canım yanıyor, Jacks.”
“Biliyorum aşkım. Seni güvenli bir yere götüreceğim.”
“Eskiden aşkı ev gibi düşünürdü. Bir kez inşa edildi mi, insan sonsuza dek orada yaşamak zorundaydı. Oysa şimdi aşkın sürekli yeni düşmanların ortaya çıktığı ve bitmeyen çatışmaların yaşandığı bir savaşa benzeyip benzemediğini düşünüyordu. Aşkta kazanmak, bir savaşta başarı elde etmekten çok, mücadeleye devam etmekle, sevdiğiniz kişiyi uğrunda tekrar tekrar ölmeye razı olduğunuz kişi olarak seçmekle ilgiliydi.”
“O anda sözcüklerin ne kadar mahrem olabildiğini, sadece bir kez, sadece bir kişi için söylenebileceğini, varlığından haberdar olduğunuz anda bir an gibi kaybolup yok olacaklarını ve bir daha asla duyulamayacaklarını farketti.”
“Eğer iki kişi birbirini gerçekten seviyorsa ve bu aşk için savaşmaya razılarsa, birbirleri için her gün mücadele etmeye varlarsa, o zaman neyle karşı karşıya olduklarının bir önemi yoktu. Aşk için mücadele etmekten vazgeçmedikleri sürece her zaman aşk kazanırdı.”
Puanım: 10/10