- 01.04.2024 - Eskiden beri Pollyanna’ya benzetildiğim söylenirdi, çok iyimser bir karakter olduğunu bilmeme rağmen kitabını okumamıştım, bugün okudum. Öncelikle Ötüken’in bu ciltli halini aldığım için çok memnunum çünkü gerçekten çok güzel gözüküyor, sanki kraliyet ailesinin kütüphanesinden bir kitabı okuyormuşum…devamı- 01.04.2024 -
Eskiden beri Pollyanna’ya benzetildiğim söylenirdi, çok iyimser bir karakter olduğunu bilmeme rağmen kitabını okumamıştım, bugün okudum. Öncelikle Ötüken’in bu ciltli halini aldığım için çok memnunum çünkü gerçekten çok güzel gözüküyor, sanki kraliyet ailesinin kütüphanesinden bir kitabı okuyormuşum hissi verdi bana.
Pollyanna kitabına gelecek olursak, 1913 yılında yayımlanmış, 180 sayfa bir kitap ve bir oturuşta bitti. Anne ve babasını kaybetmiş, yetim kalmış bir kız Pollyanna. Babası çok fakirmiş hatta annesine daha zengin bir talip çıkmasına rağmen annesi babasıyla kaçmış. Çok fakir oldukları için eve yardımlar geliyormuş ve Pollyanna her seferinde güzel oyuncaklar hayal ederken bir gün koltuk değneklerinin çıkmasıyla çok hayal kırıklığına uğramış. Babası da bunun üzerine, “En azından koltuk değneklerini kullanmana gerek yok, kolların ve bacakların sağlıklı, buna sevinebiliriz.” demiş ve böylece mutluluk oyununu başlatmışlar. Oyunun kurallarına göre cenaze haricindeki tüm konularda sevinebilecek bir taraf bulunabilir. Aslında bu oyun bana islamdaki şükür kavramından tanıdık geldi. Pollyanna, bu oyun sayesinde, mutsuz ve hayatın olumsuz yanlarına odaklanmış insanların bulunduğu kasabaya mutluluk getirmiştir. Hatta öyle sevgi dolu bir çocuktur ki gülmeyeni güldürür, konuşmayanı konuşturur. Teyzesi Polly, çok katı ve somurtkan suratlı bir kadındır ama Pollyanna’nın gelişiyle yavaş yavaş o bile değişir. Fakat bir gün Pollyanna’ya araba çarpar ve yaralanır, tüm kasaba onun ziyaretine gelir. Yan karakterlerin bile çok güzel hikayeleri var aslında kitapta, herkesin hayatına çok güzel dokunuşlar yapıyor Pollyanna. Okuması çok keyifliydi, keşke gerçekten onun kadar pozitif yönler çıkarabilsek hayattan.
“Anlarsın ya; güzel şeyler arayınca, diğer türlü şeyleri unutuyorsun.”
“Şey, bütün o şeyleri yaparken tabii ki nefes alıyor olurum Polly Teyze; ama yaşıyor olmam ki. Uyurken de sürekli nefes alırsınız ama yaşamazsınız. Ben yaşamaktan bahsediyorum… Canınızın istediğini yapmaktan: Dışarıda oynamaktan, kitap okumaktan (kendi kendime tabii), tepelere çıkmaktan, bahçede Tom Bey ve Nancy ile konuşmaktan, dün geçtiğim o muhteşem sokaklardaki evlerle insanlar ve her yerdeki her şey hakkında her şeyi öğrenmekten. Benim yaşamak dediğim budur, Polly Teyze. Yaşamak sırf nefes almak değildir ki!”
“Genellikle her şeyde sevinecek bir taraf bulmak mümkün, yeterince ararsan.”
“Yani sadece mutlu olmak kazançlı sayılmaz mı?”
“Elbette. Yani içinizden kapıları çarpmak gelse illa ki çarpardınız; gelmediyse de demek ki hiçbir şeye sevinmemişsiniz… Sevinseniz kapıları çarpardınız. Kendinizi tutamazdınız. Hiçbir şeye sevinmemiş olmanıza öyle üzüldüm ki şimdi!”
“Ama sizin sadece dışınız huysuz… İçinizde hiç huysuzluk yok ki!”
“Köpeklerle kedilerin, insanların içini diğer insanlardan daha iyi görebilmeleri tuhaf, değil mi?”
“İnsan acayipse sıradan olamaz, değil mi? Ah, tamam öyleyse… Sorun yok. Acayip olmama sevindim.”
“Erkeklerle kadınların teşvik edilmeye ihtiyaçları vardır. Doğal direnme güçleri zayıflatılmamalı, tam tersine güçlendirilmelidir… Bir insanın kusurlarını yüzüne vurup durmak yerine, ona erdemlerinden bahsedin. Onu kötü alışkanlıklarından kurtarmaya çalışın. Cesur, becerikli ve galip gelebilecek olan iyi benliğini, gerçek benliğini gösterin ona!… Güzel, yardımsever, umut dolu bir karakterin etkisi bulaşıcıdır ve koca bir kasabada devrim yaratabilir… İnsanlar zihinlerindeki ve yüreklerindeki şeyleri yayarlar. Bir insan kendini iyi kalpli ve yumuşak başlı hissediyorsa, kısa bir süre sonra komşuları da öyle hissetmeye başlar. Ama azarlayıcı, çatık kaşlı, eleştirici biriyse… Komşuları o kaş çatmaları faiziyle iade edecektir!… Kötüyü arar ve beklerseniz bulursunuz. İyiyi bulacağınızı bilirseniz… Onu elde edersiniz…”
Puanım: 10/10