- 11.04.2024 - Jules Verne, Fransız bir yazar ve gezgindir. Herbert George Wells, Hugo Gernsback gibi isimlerin de yer aldığı bilim kurgunun öncülerinden biri olarak tanınır. Hatta birçok icadı önceden tahmin ettiği için “Bilim Falcısı” olarak da anılır. “Denizler Altında…devamı- 11.04.2024 -
Jules Verne, Fransız bir yazar ve gezgindir. Herbert George Wells, Hugo Gernsback gibi isimlerin de yer aldığı bilim kurgunun öncülerinden biri olarak tanınır. Hatta birçok icadı önceden tahmin ettiği için “Bilim Falcısı” olarak da anılır. “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah”, “Seksen Günde Dünya Gezisi”, “Ay’a Yolculuk” gibi kitapları da çok beğenilmiştir.
Bu kitap, benim Jules Verne kalemiyle tanıştığım kitap oldu. Bu kitabı 1854’de yayımlamış, kitabın çıktığı döneme göre bence çok çok ileri düzey bir kitap. Beklentim çok yüksek değildi ama gerçekten çok beğendim. Kitap zaten çok kısa, 49 sayfa, bir oturuşta bitiyor. Okurken sıkılmadım ve gerçekten konunun nereye bağlanacağını merak ettim.
Konusuna gelirsek, İsviçre’nin Cenevre şehrinde bir saat tamircisi olan Zacharius Usta’yı tanıyoruz. Yanında çırağı Aubert, kızı Gerande, hizmetçisi Scholastique yaşamakta. Şehirdeki tüm bozuk saatleri tamir edebilen, kusursuz bir işleyişte çalıştırabilen dahi bir saat tamircisidir. Daha sonra, Zacharius Usta, saat maşasını icat eder. Bu icadından sonra o kadar çok kibirlenir ki zamanı yarattığını iddia eder. Hatta şöyle bir konuşması var; “Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, Zacharius Usta da zamanı yarattı.” O kadar çok kibirlenir ki kendisiyle ilgili, zamanı tamamen kendi parçalarından yarattığına inanmaktadır. Daha sonra, bütün saatler bozulmaya başlar. Zacharius Usta’nın tüm müşterileri saatlerini geri getirmeye ve şikayet etmeye başlar. Aynı zamanda Zacharius Usta, bütün bu olaylar olurken kendisinde de bir yavaşlama, hastalık hissetmektedir. Saatleri bozuldukça, kendi ruhundan, kendi vücudundan bir şeylerinin eksildiğini, ömrünün kısaldığını düşünür. Sonra sattığı tek bozulmayan saatinin peşine düşer, Pittonaccio ile karşılaşır. Pittonaccio, eğer Zacharius Usta kızını kendisine verirse bu saati ona vereceğini söyler, Zacharius Usta kızının gönlünün başkasında olduğunu bile bile buna razı gelir. Bilim için hayatındaki her şeyi feda edebileceğini söyler. Daha sonra saat büyük bir gümbürtüyle parçalandı ve şu sözler belirdi; “Tanrı’nın dengi olmaya kalkışan, sonsuza kadar lanetlenecektir!”. Ve Zacharius Usta öldü.
Kitabın konusunu yeterince anlatabildim mi bilmiyorum ama Jules Verne bu kitabında kibir ve şirk temalarını işlemiş. Bunları işlerken fantastik/bilimsel kurguya da yer vermesi bence kitabı daha etkileyici kılmış. Tanrı’ya denk olunamayacağı, insanoğlunun elinden çıkar her şeyin zamanı geldiğinde geçersiz ya da yetersiz olacağı, tek kudretin Tanrı olduğunu vurguluyordu. Kitapla ilgili aklımda kalan tek soru işareti, saatlerin gerçekten Zacharius Usta’ya bir ders vermek için mi bozulduğu yoksa yaptığı bir yanlışlık yüzünden bilimsel olarak mı bozulduğunu merak ediyorum.
“Yaşadığımız bu kahrolası çağda, mutluluk dolu bir güne uyanacağımız ne malum?”
“Kibir, dedi keşiş misafirlerine, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti. İnsanoğlunun kaderinin tosladığı engeldir o. Bütün kötülüklerin anası olan kibre hiçbir mantıkla karşı konulamaz; çünkü kibirli insan, tabiatı gereği, o mantıklı sözlere kulak tıkar…”
“Bilgi ağacının meyvelerini yemek gerekir.”
“Ruhunuz madde değil. Ruhunuz ölümsüz!”
Puanım: 7/10