8/10 Oldukça popüler bir roman olan ve aynı zamanda dizi olan Yaprak Dökümü'nü aranızda tanımayan eminim ki yoktur. Klasikleşmiş Türk yapıtlarından diyebiliriz yani. Kitabı 2 bölüm olarak inceleyeceğim. Birinci konuşmak istediğim konu üslup. Manyak akıcı bir dille yazılmış hatta o…devamı8/10
Oldukça popüler bir roman olan ve aynı zamanda dizi olan Yaprak Dökümü'nü aranızda tanımayan eminim ki yoktur. Klasikleşmiş Türk yapıtlarından diyebiliriz yani. Kitabı 2 bölüm olarak inceleyeceğim. Birinci konuşmak istediğim konu üslup. Manyak akıcı bir dille yazılmış hatta o kadar akıcı ki arkadaşlar dün akşam başladım bu sabah okulda bitirdim o derece. Gerçi kitap 160 sayfa bir şeydi ben de abartıyor olabilirim ama gerçekten akıp gitti yani. İkinci olarak değinmek istediğim kısım ise konu ve karakterler. Şimdi konu bakımından klasik Tanzimat eserlerinin sahip olduğu konuya sahip. Roman kahramanların değişen toplum şartlarına uyum sağlamaya çalışırken nasıl kendi benliklerini kaybettiğini okuyoruz. Her ne kadar klişe bir konu olsa da benim hoşuma giden bir konu açıkçası bu yüzden hiçbir sıkıntı yok ama karakterler, karakterler çok yaman. Daha doğru bir deyimle Ali Rıza Bey hariç herkes yaman diyebiliriz çünkü her şey değişiyor adamın inadı değişmiyor arkadaş.(Spoiler vermek istemiyorum bu yüzden geçiyorum.)
Kitapta sürekli 'namus' kavramı geçiyor. Bu namus ne tam olarak arkadaşlar, bir tanıdığımızın yaptığı hatalar neden bizi namussuz yapsın buna da asla anlam verebilmiş değilim. Büyük karakter değişimleri mevcut kitapta gerek Ali Rıza Bey amcacım gerekse Hayriye Hanım teyzem. İkisinin de karakterlerinde büyük bir değişim yaşanıyor ve hani okurken şey diye düşünüyorum, 'gerçekten para o kadar önemli mi?' Paranın günümüzde önemli olduğunu ben de biliyorum ancak paranın varlığında ayrı yokluğunda ayrı biri oluyorsak bence sorunu parada değil de kendimizde aramalıyız. Yani cidden tüm aileyi yıktı ya ben hiçbir şey demek istemiyorum.
Neyse daha fazla yorum yapmak istemiyorum aklıma takılan bir nokta var size onu soracağım sonra da alıntılarla bitireceğim. Şimdi biz kitabın sonunda neredeyse tüm karakterlere ne olduğunu görebiliyoruz ancak Necla ve Şevket hariç. Neclaya ne olduğunu gerçekten merak ediyorum ve hiçbir şey bulamadım Necla hakkında. Ve şeyi aşırı merak ediyorum. Ali Rıza Bey, Leyla'yı affetti iyi hoş ama peki Necla? Gerçekten ne oldu ya keşke biraz daha bilgi verseymiş yazar.
🍃"Bu insanlardaki iç yüzün dış yüze ne kadar benzediğini anlamak için, fazla yorulmaya da lüzum yoktu. Parmağının ucuyla biraz dokundun mu, üstlerindeki yaldız parça parça dökülüyor, altında dolu pislik ve ahlaksızlığın cılk yaralar iğrençliğiyle kızardığı görülüyordu"
🍃"-Çocuklarımızı birer birer kaybettik... İlk evlendiğimiz zaman olduğu gibi hemen hemen kuru başımıza kaldık... Bu felaketlerden sonra birbirimize bilakis daha fazla bir yakınlık ihtiyacı duymamız lazım gelmez miydi? Halbuki biz, adeta birbirimizden nefret ediyoruz... Şu insanlık ne acayip muamma yarabbi!
Ali Rıza Bey bu muammanın bir eşini de gerek kendisinin, gerek karısının Ayşe'ye olan muamelelerinde buluyordu. Altı çocuktan ellerinde bir bu küçük kız kalmıştı. Bu vaziyette bütün ötekilerin muhabbetini Ayşe'ye vermek, onu altı kere daha fazla sevmek icap etmez miydi? Halbuki çocuğa evin içinde dolaşan, hatta ayak altına geldikçe itilip kakılan bir kedi muamelesi yapılıyordu. Anlaşılan çocuklarla fincan takımları arasında pek fark yoktu. Kırıla kırıla bir tek kaldıkları gibi işe yaramaz oluyorlar, bir köşeye atılıyorlardı."