Uzun zamandır bilimkurgu türüne ara vermiştim. Matt Haig Gece Yarısı Kütüphanesi yazarı. Nasıl ki bu kütüphanede hayatımdaki seçenekleri sorgulattıysa İnsanlar’da da insan olmayı sorguladım. Kendi formumuza, kendi benliğimize dışardan bakmayı gördüm. Aslında insanların en basit primatlar olduğu, duyguları sadece saf…devamıUzun zamandır bilimkurgu türüne ara vermiştim. Matt Haig Gece Yarısı Kütüphanesi yazarı. Nasıl ki bu kütüphanede hayatımdaki seçenekleri sorgulattıysa İnsanlar’da da insan olmayı sorguladım. Kendi formumuza, kendi benliğimize dışardan bakmayı gördüm. Aslında insanların en basit primatlar olduğu, duyguları sadece saf kötülük ve kibirden oluştuğunu ele alıyordu. Uzaylılar biz insanları böyle görüyor ve ilerlediğimiz bilimde bizi yok etmek yok ederken bizi keşfetmek istiyorlardı. Bunun içinde dünyaya bir uzaylı gönderildi. İnsanlar garip karşılamasın diye Matematık profesörü Andrew Martin’in bedenine Vannodaryo’dan gelen sadece mantık kullanan, türüyle ortak kararlar alan, atomlardan oluşan, duyguları olmayan, sadece gorevı boyunca ınsanları yok etmek isteyen bir uzaylı yerlestırıldı. Görevi Asal sayılar hakkında Reimann Hipotezini çözen Andrew Martin’i ve bunu bilen herkesi yok etmekti.
{ÖZET}
Olay bir trafik kazasıyla başladı. Andrew’in bedenine uzaylı yerleşti. Dünyaya alışması çok zordu. Kıyafet giymeyı bilmiyordu. Ortalıkta çıplak dolaşıyordu. Yemek yemeyi bilmiyordu. Etrafında dikkat çekti. Daha sonra hastaneye kaldırıldı. Küçük bir amnezi geçirdiği söylendi. Ailesi ile buluşturuldu. Isobel tarihçi olan eşiydi ve bir fe gulliver erkek çocuklarıydı.
Zamanla içinde bulunduğu bedene alıştı. İnsanları hep yadırgadı Hepsını kötü zannetti. Fakat bir denklemi çözüp para ödülünü reddeden Alman profesörü duyana kadar. Sadece huzur ve iyilik istediğini ogrendı. İnsanların aslında kötü olmadıklarını düşünmeye başladı. Giydikleri kıyafetler,yaptıkları faaliyetler aslında sadece kendi gerçek benliklerini saklamak içindi. Bunu ortaya çıkarmak için yeniden kendılerıne bir amaç belirliyordular. Bunlar muzık dınleme, kitap okuma, spor yapma gibi pek çok faaliyetti. İnsanları yavaş yavaş anlıyordu Andrew ve yanıldığını biliyordu.
Hipotezi anlattığı arkadaşlarıyla iletişime geçti tek tek. Bir tanesini kalp krizi geçirdi diyerek oldurmek zorunda kaldı. İnsanlar bu hipotezin asal sayıların çözüldüğünü bilmemeliydi. En sevdiği asal sayı 97 idi. Ve asal sayıların toplamı tüm sayıların toplamına eşitti.
Andrew şiirler okumaya başladı(Emily Dickinson), fıstık ezmesını sevdı. Yavaş yavaş insan olmaya başlıyordu.
Gulliverle arası iyi değildi. Baba oğul değillerdi. Eşi ve oğlunu da öldürmek zorundaydı. Bir bağ gelişti arasında ve öldürmek istemedi. Uzaylılar bu değişimi fark etti. Andrewi tehdit ettiler mor ışıklar gonderdıler. Zıhnıne acı verdiler. Zihinleri birbirine bağlıydı her anını dinlediler. Onları yok et yoksa seni görevden alacağız dediler.
Bu süreçte en yakın arkadaşı Ari ile konuştu Andrew kendını uzayı anlatmak istedi ama uzaylılar engel oldu. Susmak zorunda kaldı. Bir gün gulliver intihar etti onu yetenekleri sayesınde ölümden kurtardı. Eşine bağlandı. Onu sevmeye ondan ilgi görmek istemeye başladı. Artık görevini yerine getıremıyordu. Aşk onu ele geçirmişti. Ben bu zamana ait değilim demekten vazgeçti. İçinde bulunduğu zamanı güzelleştirmeye çalıştı. Ve bir gün insan olmak istediğine karar verdi. Tüm yetenekleri mor canavarlarla elinden alındı. O gece eşi ısobelle sevişti. Beraber oldu ve askı sonuna kadar tattı. İnsanlar aslında duyguları olan en yüce varlıklar duygular güzel şey dıye düşündü.
Artık insandı yetenekleri yoktu. Bir köpeği iyileştiremezdi. Bir yaprağı yesertmezdi. Bir insandan bir anıyı silemezdi. Sadece insandı tıpkı diğerleri gibi.
Bir gün sınıftan ogrencısı ile beraber oldu bunu eşine anlattı. Sadece hormonal etkılerdi sendeki şefkati hiç görmedim dedi. Eşi boşanmak istedi. Andrew insanı duyguları yavaş yavaş anlarken. Eşi eski Andrew tekrar geldi bir şeyler duzeldı sanmıştım diye düşündü. Bu sırada uzaylılar aynı biçimde tıpkı Andrewin ikizi olan jonathanı gönderdiler. Jonathan Ari’yi öldürdü. Andrew evden kovulmuştu. Boşanacaktı. Arkadaşı öldü. Hayatı değişti. Uzaylı değildi. Eve geldi ve Jonathan ailesine zarar vermek için oradaydı. Onu gulliver in yardımıyla radyo ve televizyon sınyallerı ile öldürdü. Uzaylılara her şey yolunda mesajını verdirdi. Bu sırada gulliver tüm gercegı ogrendı babası olmadığını uzaylı olduğunu. Daha sonra ısobel tüm gerceklıgı öğrendi. Andrew o evde duramadı zarar veriyorum diye eşyalarını toplayıp kendine ait bir eve yerleşti. Beyaz şarap içip sarhos oldu. Evde bitki yetiştirdi. Bir gün gullıver onu ziyaret etti ve annem seni bence özlüyor bende öyle eve dön dedi. Ev neresiydi Andrew geçmiş ve gelecek istemıyordu. Çünkü geçmiş şimdiki anın tukenıp bitmeseydi. Şimdiki ansa gelecekten bir kesitti. Ve gelecek hiç varılmayacaktı. Yaşanıp hep şimdi de kalacaktı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Andrew ile ağladım. Onunla yeniden var oluşu sorguladım. Önemli olan insan olmak değildi insan kalabilmekti.
Uzun uzun yazmamın sebebi kitabı derinden hissetmem oldu.
~İnsan sevip de bir şey yapmadan duramaz.
~ Önemli olan insan kalabilmek.
~Bir daha gelmeyecek olmasıdır hayatı bu kadar tatlı kılan. (Emily Dickinson)
~ Bir kalbin kırılmasını engellersem boşa gitmemiş olur hayatım.