OTOMATİK PORTAKAL Otomatik Portakal Anthony Burgess’in kitabından, Stanley Kubrick tarafından film haline getirilmiştir. Filmin konusu Alex ve arkadaşlarının vakit geçirmek için sokak çetesi kurması ve çetede işledikleri suçlar sonrasında çete üyeleriyle uyuşmazlığa düşen Alex'in arkadaşları tarafından ihbar edilip gözaltına alınması…devamıOTOMATİK PORTAKAL
Otomatik Portakal Anthony Burgess’in kitabından, Stanley Kubrick tarafından film haline getirilmiştir.
Filmin konusu Alex ve arkadaşlarının vakit geçirmek için sokak çetesi kurması ve çetede işledikleri suçlar sonrasında çete üyeleriyle uyuşmazlığa düşen Alex'in arkadaşları tarafından ihbar edilip gözaltına alınması ve cezasının bir deneyde kobay olarak kullanılmasıdır.
Alex'in narsist kişilik bozukluğu ve antisosyal kişilik bozukluğu olduğunu görüyoruz. Filmde Alex'in kendisini çetenin lideri ilan etmesi kendisi dışında kimseyi umursamaması, kendi çıkarları için herkesi kullanması ve insanlarla empati kurmadan onların canını acıtması onun narsist kişilik bozukluğuna sahip olduğunu gösterir.
Freud “Davranışlarımıza yön veren dinamiklerin çocukluk yaşantılarımızın, bastırılmış duygularımızın ve dürtülerimizin olduğunu” söylüyor. Ve bunların hepsi de kişiliklerimizi oluşturuyor. Filmde Alex' in davranışlarını Freud'un psikanaliz kuramıyla incelediğimizde Egonun görevini tam olarak yerine getirmediğini görürüz. Çünkü filmde Alex'in cinsel arzularını ,haz ve saldırgan davranışlarını en doruklarda yaşadığını ve bunların hiçbirinin ego tarafından bastırılmadığını yani dengelenmediğini fark ederiz. Süperego iç güdülerimizi denetleyen, onları kontrol altında tutan, vicdan ve ahlakı temsil eder. Filmde Alex babasıyla normal bir baba oğul ilişkisi içerisinde değil aynı zamanda Alex'in oral dönemde annesi tarafından sütten erken kesilmesi onun kişiliğinin oluşurken süperegonun gelişmediğini gösterir.
Alex sorgulanıp hapishaneye götürüldükten iki yıl sonra İçişleri Bakanı suçluları iki hafta içerisinde tedavi edecekleri deney olan Ludovico Tedavisi için denek aramaya hapishaneye ziyarete gelir. Alex bu haberi duyunca hemen gönüllü olur çünkü bu hapishaneden hızlı bir kaçış yoludur onun için. Bu tedavi yönteminde Alex elleri kolları bağlı şekilde sandalyeye oturtulur gözlerini kapanmaması için gözlerine bir aparat takılır ve kendisine Beethoven’in 9. Senfonisi eşliğinde şiddet, tecavüz, dövüş ve kanlı sahneler izlettirilir. Bundaki amaç Alex'in bu davranışlarından tiksinti duymasını sağlamaktır.
Stanley Kubrick filmde birçok metafor kullanmıştır. Bu metaforlardan “portakal” gençliği ve onun getirdiği canlılığı, “süt" filmde suç işleyen Alex ve arkadaşlarının hala çocuk olduğunu, Beethoven’in 9.Senfonisi ise filmdeki sahnelerde kullanılarak sahnelerin daha ironik bir hal almasını sağlar. Kötülüğü yok etmek için hükümet tarafından Alex'in üzerinde kullanılan Ludovico tedavisi aslında sandığımız kadar saf bir yöntem değil. Hükûmet bu yöntemle suçluları mükemmel bir insan modeli haline getirmek istemiştir. Alex üzerinde kullanılan bu yöntem onun seçim yapmasını engellemiştir. Seçimin olmadığı bir yerde kişi özgürde olamaz burada Alex'in bireysel özgürlüğünün elinden alındığını görmüş oluyoruz. Alex'in zorunluluk sonucu yaptığı eylemler ahlaki seçimlerini etkiler çünkü ahlaki seçimde zorunluluk yoktur.