Spoiler içeriyor
🥀Ben doğmadan önce kaderimi yazan tanrı, neden ben öldükten sonra hesap soruyor? demiş, Hawking. Kaderimiz, biz doğmadan önce yazılır. Haftalar, aylar ve yıllar. Saatler, saniyeler, saliseler. Mesela çocuklarımız, ailemiz, eşimiz.. Yaşadığımız bugün..yarınlarımız, sonralarımız. Hayatta başımıza ne gelirse gelsin kimi zaman,…devamı🥀Ben doğmadan önce kaderimi yazan tanrı, neden ben öldükten sonra hesap soruyor? demiş, Hawking.
Kaderimiz, biz doğmadan önce yazılır.
Haftalar, aylar ve yıllar.
Saatler, saniyeler, saliseler.
Mesela çocuklarımız, ailemiz, eşimiz..
Yaşadığımız bugün..yarınlarımız, sonralarımız.
Hayatta başımıza ne gelirse gelsin kimi zaman, bu benim kaderimde var, deriz.
Şöyle ki, hayat bir seçimdir ve kader de bir yol ayrımıdır; kim olarak doğduğunu seçemezsin ancak kim olarak yaşayacağını seçebilirsin. Hayat senin karşına bir yol ayrımı çıkarıyorsa, ne taraftan gideceğini seçmek sana ait.
____
🐡Sarah, gayrimeşru bir çocuk olmanın yalnızlığı ve zorluğuyla yetişmiş bir kadın. Annesinin seçtiği o yol, Sarah henüz küçük bir çocukken annesinin önüne bıraktığı engelle birlikte ne yazık ki Sarah'ın o yaşta tek başına mücadele ederek ilerleyebileceği bir yol değildi.
Sarah'ın kaderini başta belirleyen kişi annesiydi. Eğer ölüm döşeğindeyken kızını o herife bırakmış olmasaydı, her şey daha farklı olabilirdi. Ve ne yazık ki annesinin bunu öngörmüş olması gerekirdi çünkü öyle bir adama kendisi bile güvenemezken kızını elleriyle o adama teslim etmezdi.
☄️Sarah oradan, o hayattan kendi başına da kurtulabilir miydi? Geçte olsa kurtuldu ve bu onun için bir mucizeydi.
Sarah o eve henüz çok küçükken düşmüş ve muhtemelen bir süre sonra da hayata başka nasıl tutunacağını bilemediği için akışa ayak uydurdu. En nihayetinde de içinde bulunduğu bu durumu kabullendi.
🕳️Michael, onun için bir altın madeniydi ve Sarah'ın buna çok ihtiyacı vardı. Geri dönmeleri de bu yüzdendi çünkü Sarah'ın öğrendiği, kabullendiği hayat belliydi. Michael ise bambaşka bir hayat demekti ve Sarah, o hayatı görünce korktu.
💧Esasında unutmak çok kolay bir eylemmis gibi görünse bile, aslında zor bir şeydir. Unutmak için emek vermek gerekir. Dün kaç litre su içtiğini, kaç kaşık yemek yediğini unutabilirsin ama hiçbir sözü, hiçbir bakışı, iyi günde de kötü günde de omuzuna konan hiçbir eli unutamazsın. Ve unutamadığın her şey, seninle yaşar.
Ve tabi affetmek...
Keşke birini affetmek, kelimenin hafifliği kadar kolay bir şey olsa. Affedemediğin her şey, bir yüktür. Ve bir yükü ne kadar taşırsan, o kadar çabuk yorulursun. Bir şeye bağlı kalmak seni yıpratır.
Michael ile birlikte bunu öğrendim..Affet, çünkü yapacak başka bir şey yok.
⛩️Hayatta kınadığımız o kadar çok şey var ki...
Gözümüz hep başkalarının üzerindedir. Aman onun kaşı siyah, neden siyah? Onun gözü mavi, neden mavi? O neden beyaz tenli, bu neden saçlarını boyatıyor? O nasıl insan, bu nasıl insan?..
Önemli olan biz nasıl insanlarız. Bu filmde de bunu çok net gördüm. Biz, bir başkasıyla ilgilenmeyi o kadar çok üstleniyor ve bundan o kadar çok zevk alıyoruz ki, zamanla kendi farkındalığımızı kaybediyor, kendimizi unutuyoruz. Bu kez, biz o dönüp dönüp baktığımız insanlara dönüşüyoruz. Ve birbirimize bakmaktan başka bir şey bilmiyoruz, sadece bakıyor ve de konuşuyoruz. Böylece doğru nedir, yanlış nedir ve nerdedir anlayamıyoruz.
İşte o sahnede böyle bir şey oluyor. Adamlar oraya belki de kendilerinden yaşça küçük, henüz reşit bile olmayan ama memelerinin çıkmasıyla, hatlarının oturmasıyla kadın olarak gördükleri o kızlarla para karşılığı ilişkiye girerken, belki de o kızlardan yalnızca üç beş yaş küçük olan çocuklarla ilişkiye giriyor diye adamı asıyorlar. Hâlbuki bu ironi değil de nedir? Aynı bokun farklı rengi değil midir?
____
🎟️Basit bir aşk filmi olarak başladığım, dramla bitirdiğim, üzerine çokça kafa yorduğum, fazlasıyla empati yapabildiğim ve aynı dilden konuştuğumu düşündüğüm bir film oldu.
Beğenilerek izlendi.🩶🩶
____
✨4,8/5