“ L’onore e il Rispetto “ adıyla 2000’li yıllarda 6 sezon ekranlarda yayınlanan bir İtalyan dizisinden uyarlama. Orijinalini bilmediğim için bir karşılaştırma yapamıyorum. Sadece Türk versiyonu için yorum yapabilirim. Geçenlerde yıllık Kerem Bürsin dozumu aldıktan sonra “ Kerem Bey hep…devamı“ L’onore e il Rispetto “ adıyla 2000’li yıllarda 6 sezon ekranlarda yayınlanan bir İtalyan dizisinden uyarlama. Orijinalini bilmediğim için bir karşılaştırma yapamıyorum. Sadece Türk versiyonu için yorum yapabilirim. Geçenlerde yıllık Kerem Bürsin dozumu aldıktan sonra “ Kerem Bey hep böyle jonjon zengin karakterleri mi oynuyor yaaa ? 😂 “ diye düşünürken birden aklıma serseri-eşkiya birini oynadığı bu eski dizisi geldi. -Eski diyorum evet çünkü üzerinden 10 yıl geçti- “ Bu rolü nasıl oynamış acaba ? “ diye bir şans vereyim dedim,tesadüfen sevdiğim isimler de oynuyordu. Neyse burdaki oyunculuğunu değerlendirmeden önce konusuna geçeyim.
Ayvalık’ta büyük bir ağanın oğlu olan Hasan Bey, İstanbul’lu bir kadınla evlenir. Önceleri sadece kısa bir süreliğine Ayvalık’ta yaşamayı hedefleyen çift, Hasan beyin babası Basri ağanın baskısı yüzünden bir türlü Ayvalık’tan ayrılamazlar. İstanbul’lu gelin Zeliha hanımın tek hayali bir gün tekrar Istanbul’a dönmek ve ona ailesinden kalan evde kalabilmektir. Yıllar geçer, çiftin iki oğlu olur. Büyük oğulları Yiğit, akademik anlamda değil bir başarı okuma hevesi bile olmayan serseri bir genç adam olmuştur. Küçük oğulları Emir ise Yiğit’in tam tersi akademik anlamda güzel kariyer planları olan üstün başarılı bir hukuk öğrencisidir. Emir’in okulu biter ve İstanbul’da bir tanıdığının Hukuk bürosunda staja girmeye karar verir. Yıllardır aynı hayali kuran Zeliha hanım oğlunun staj bahanesiyle ailenin İstanbul’a taşınmasını sağlar. Ancak büyük hayallerle gittikleri İstanbul, aileyi sadece birkaç gün içinde paramparça eder. İstanbul’a yeni gelen aile, bir iş kurma hevesiyle girdikleri yolda büyük bir mafya tarafından dolandırılırlar. Bu utançla yaşayamayan ailenin babası Hasan Bey intihar eder, kocasının kaybını kaldıramayan Zeliha Hanım ise delirir. Büyük oğul Yiğit, ailesinin başına gelenleri bir şeref meselesi haline getirir ve ailesini bu hale getiren insanlardan teker teker bir intikam almayı aklına koyar. Bu yolda çok karanlık yollara girer ve düşmanının kızına bile kötü niyetlerle yaklaşır. Küçük kardeş Emir ise abisi Yiğit’in sırf ailelerinin intikamını almak için girdiği kanunsuzluklarından sonra onu yakalayıp adalete teslim etmeyi bir şeref meselesi haline getirir. İki kardeşin farklı adalet terazileri ve farklı şeref meseleleri …
Olaysız geçmeyen tek bir bölümü yoktu. Vurulan vurulana mı diyeyim,karakterlerin arasındaki dinamiklerin çok hızlı değişmesi mi diyeyim, çarpık ilişkiler mi diyeyim, dizideki 3 çocukluk arkadaşı olan kadın karakterlerin bir erkek yüzünden kanlı bıçaklı olmalarını mı diyeyim. Ohooooo. Çok sert bir hikaye ve akıştı yani. Kimsenin başına gelmeyen kalmadı 😂
Diziyi bir nevi Kerem Bürsin’in farklı bir rolünü görmek için açmıştım ve burdaki oyunculuğunu yorumlamama gelirsem herhalde her zamanki zengin rollerinden sonra oynadığı ilk serseri rolüydü ancak ben burdaki oyunculuğunu da diğer karakterlerinden pek bir farklı bulamadım aslında. Yine o zengin rollerindeki gibi aynı şekilde konuşuyordu çünkü. Evet bazen bakışları bıçkın delikanlı gibi oluyordu ama konuşması o aynı diğer dizilerindeki gibi bir artikülasyondaydı. Tavırlarının ve konuşmasının örnek vermem gerekirse Kuzey-Güney dizisindeki Kuzey gibi olmasını beklerdim ve isterdim. Ama tabi ne diyelim,elinden geleni yapmış yine. Çünkü vermek istenilen bütün duyguları iyi yansıtmıştı. Nefret ve üzüntüyü bir arada yaşattı. Çoğu zaman intikam için girdiği yollarda yaptığı kötülüklerden ötürü karakterinden çok nefret ettirti ama sonra da başına gelenler, bütün bir intikamı gencecik haliyle tek başına yüklenmesi ve sonlara doğru artık sonunun ne olacağını anladığınızda çok üzdü insanı. Diğer oyuncular da hakkında konuşmam gerekirse hepsi ayrı ayrı çok iyiydi. Duyguları çok gerçekçi yansıtmışlardı. Sanki gerçekten hepsi aynı mahallede büyümüş çocukluk arkadaşları gibilerdi. Çoğu zaman fena duygulandırdılar …
Diziyi beğenip beğenmediğime gelirsem beğendiğim yerler de oldu beğenmediğim de. Beğenme sebebim aile ve arkadaşların birbiri için gözünü kırpmadan her şeyi yapabileceklerinin gösterilmesiydi. Beğenmememe sebebim ise ilişki dinamiklerinin çok hızlı değişmesi ve en önemlisi hikayenin çok ağır oluşuydu. Çoğu zaman üzerime bir rehavet çöktü, ağır geldi yani. Bir ara bırakmayı bile düşündüm ama sırf sonunu göreyim diye devam ettim. Sonu da bir o kadar acı ama olması gerektiği gibi bitti. Sana da böyle bir son olurdu Yiğit …
Sert gerçekçi şeyler sevenler bakabilirler. 26 bölümden oluşuyor. Bence bir Türk dizisi için kısa bile sayılır. Neyse haydi ben böylesine ağır bir diziden sonra birkaç günlüğüne beynimi molaya alıyorum 🖐🏻