1800'lü yılların ortasında dünyaya gelen Jean Nicolas Arthur Rimbaud, genç yaşta yeteneği ve zekasıyla öğretmenlerini etkilemiş ve yine bu yaşlarda edebiyata ilk adımlarını atmıştır. Yazdığı şiirleri okuttuğu öğretmeni Izambard ile yakınlık kurmuş, hatta ilk evden kaçma deneyiminde geçersiz biletinden dolayı…devamı1800'lü yılların ortasında dünyaya gelen Jean Nicolas Arthur Rimbaud, genç yaşta yeteneği ve zekasıyla öğretmenlerini etkilemiş ve yine bu yaşlarda edebiyata ilk adımlarını atmıştır. Yazdığı şiirleri okuttuğu öğretmeni Izambard ile yakınlık kurmuş, hatta ilk evden kaçma deneyiminde geçersiz biletinden dolayı tutuklandığında kefaletini öğretmeni ödemiştir. Ancak gezginci bir ruha sahip olan rimbaud, ileriki zamanlarda da pek çok kez evden kaçmayı denemiştir. Bu deneyimleri süresinde şiirlerini yazdırmayı sürdüren rimbaud, dönemin diğer şairlerine de şiirlerini göndermiş, hatta yine bu şairlerden biri olan Paul Verlaine ile yasak bir ilişki yaşamıştır.
"Verlaine'e
(...) Beni unutmayacaksın değil mi?
Hayır, unutamazsın sen beni
Ben seni hep yüreğimde taşıyorum.
Dostunu yanıtsız bırakma.
Birlikte yaşamayacak mıyız artık?
Biraz yürekli ol. Hemen yaz bana.
Daha uzun süre kalamayacağım burada
Yüreğinin sesinden başka şey dinleme.
Yanına geleyim mi? Hemen bildir bana.
Tüm yaşam boyu sana bağlı kalacağım."
Ancak ettikleri bir kavganın ardından onu bırakıp Bruxelles'e giden Verlaine, intihar düşüncelerine başladığı bir dönemde yanına Rimbaud'u çağırmıştır. Bir süre sonra rimbaud Paris'e geri dönmek istediğini söylediğinde Verlaine onu bileğinden silahla yaralamış ve bu yüzden iki yıl hapis yatmıştır.
Öncelikle Kıbrıs'ı ardından Habeşistan'ı ve Afrikayı gezip buralarda yaşayan rimbaud, geçimini zorla sağlamasına rağmen mektuplarında sıcak iklimleri ne kadar çok sevdiğinden bahsetmiştir. Mektuplarının büyük bir çoğunluğunda ailesinden gönderdiği paralar ile kitaplar yollamalarını istemiş, zor koşullarda çalışırken bile kitap okumayı bırakmamıştır.
Seyahatleri sırasında binek hayvanlarla geçirdiği zorlu yolculuklar sebebiyle sağ bacağından rahatsızlanan rimbaud'a doktorlar artrit teshisi koymuştur ancak ağrıları gün geçtikçe arttığından tekrar doktora gittiğinde tüberküloz sinoviti teşhisi konmuş ve Marsilya'da tek bacağını kaybetmiştir.
"Kız kardeşine,
(...) Benden soracak olursan, gece gündüz ağlıyorum, ölmüş bir insanım ben, tüm yaşamım boyunca sakat kalacağım. On beş gün sonra iyileşeceğimi sanıyorum; ancak koltuk değnekleriyle yürüyebileceğim."
Ameliyat sonrası kemik kanseri olduğu anlaşılmıştır. Bir süre ailesiyle kalan rimbaud, Afrika'ya geri dönmek üzereyken yolda sağlığı kötüleşmiş ve yeniden hastaneye kaldırılmıştır. Ve yine bu hastanede, 1891 yılının kasım ayında hayatını kaybetmiştir.
37 yaşında ölmesine ve kısa ömrüne rağmen pek çok eser ortaya koyan Arthur Rimbaud'un hayatını daha iyi anlayabilmeniz açısından sırayla yazdığı mektupları okuyup, içerikleri hakkında belgelere erişebileceğiniz bir çeviri. Mektup okumayı sevenler için güzel bir deneyim ancak -çoğunlukla- mektuplar yalnızca Rimbaud'a ait olduğu ve konular uzun bir süre tekdüze ilerlediği için herkese göre olmayacaktır.
8/10