Merhaba ☀️ Kaybedeceğini anladığın anda o kişiden parçalar biriktirmek istersin bazen. 💫 Kitap benim için ağır bir kitap oldu diyebilirim. Bu dilinin ağır olmasından kaynaklanmıyor. Kitapta geçen 70li ve 80li yıllara hakim olamama durumumdan kaynaklanıyor. Kitap o yılların İstanbul’unu Suadiye,…devamıMerhaba ☀️
Kaybedeceğini anladığın anda o kişiden parçalar biriktirmek istersin bazen. 💫
Kitap benim için ağır bir kitap oldu diyebilirim. Bu dilinin ağır olmasından kaynaklanmıyor. Kitapta geçen 70li ve 80li yıllara hakim olamama durumumdan kaynaklanıyor. Kitap o yılların İstanbul’unu Suadiye, Cukurcuma, Nişantaşı gibi yerlerini ayrıntılı olarak ele almış. O sokaklarda yürüme hissini yaşatıyor. Teşvikiye Camiinde bir cenaze namazında bulunmayı iliklerimize kadar yaşıyoruz. Onun dışında dönemin tiyatroları, günlük dizileri, film çekimleri, sansür kurulundan geçmek için yapılanlar, fuayede yenen yemekler, Paris gezileri, biraz da batılı gibi davranmak o dönemin burjuva kesimini çok güzel anlatıyor. Gazetelerde çıkan olur olmadık dedikoduları yazan beyaz karanfil isimli köşe yazarı, zengin kesimin tüm hayatını gözler önüne seriyor. O dönemlerde yaşayan insanlar için kitap daha anlaşılır olacaktır diye düşünüyorum. Fakat bende okurken Füsun’a hak verip Kemal beyi suçladığım bazen de Füsun’a küsüp kızıp kitabı terk ettiğim yerler oldu. Karakterler ile özdeşleşip aynı duyguları hissedebildim. Hem ne dıyordu kitapta duygular olmadan koleksiyon olmaz. O sadece bir sergi olur. Masumiyet Müzesi de var olan duyguları sonsuza kadar yaşatmak için yaratılmış bir müzeydi.
~~~YORUM~~~
Kemal’in aşkının artık takıntı boyutuna geldiğini görüyoruz. 8 yıl boyunca evli bir insanı sadece görmek uğruna tüm hayatından vazgeçiyor. Karşı taraftan bir adım görse bekle derdim fakat insan sevince karşı taraf nefes alsa bak benim yanında nefes aldı diye umutlanıyor bunu da unutmamak lazım.
Füsun ilk sevdiğinde heyecana kapılıp o an bitmesin istiyor fakat üniversite sınavından vazgeçmesi, oyuncu olamaması hayatının zindan olması da eklenınce Kemal için pek de bir aşk duymuyor. Kendi hayatının pişmanlığına üzülüp duruyor. Ve beklenmedik bir sonla da hayatına şekil veriyor zaten. Hayatla olan savaşında başarılı olamıyor.
Müze oluşturulurken Kemal’ I çok iyi anlıyorum. Siz ne kadar hastalıklı diye düşünseniz de bazen ben de o seviyeye gelsem de bazı hatalar yapılıyor. Ve bu bir yaşama mal oluyor. Burada da müze oluşturma amacı Füsun ile aşkının hiç bitmemiş olduğunu zihninde,kalbinde o sekılde kabul etmesi oluyor zaten. Bir insanı hayatımızda tutmak için eşyalarına duygu yuklerız. Anılara duygular yükleriz. Onlar hayatımızdan çıksa da maddi şeyler bize manevi bir boyut kazandırır.
Hangimiz sevdiğimiz insanın saç telini saklamadık ki ya da hangimiz sevdiklerimizin küçük eşyalarını uğur getirsin diye sürekli yanında taşımadı ki ?
Kemal da bunun ileri bir seviyesini yapıyor. (4213sigara izmaritini saklamak )
Ve bunlarla bir müze oluşturuyor. Kendileri ölüp gitmiş olsa da duyulan sevgi ve aşk sonsuza kadar yaşayacak.