Hesse'nin "aydınlanma" anlayışı neden akıl hastalığından ayırt edilemez bir durumda? Öncelikle, "The Glass Bead Game"de "seküler bir aziz" tasviri görmekteyiz ve bu kişinin aydınlanmasının belirtileri: tüm yaratıcı çalışmalarını bir anda durdurması, sık sık düşüncelere dalmış bir şekilde oturması, kendisiyle konuşan…devamıHesse'nin "aydınlanma" anlayışı neden akıl hastalığından ayırt edilemez bir durumda? Öncelikle, "The Glass Bead Game"de "seküler bir aziz" tasviri görmekteyiz ve bu kişinin aydınlanmasının belirtileri: tüm yaratıcı çalışmalarını bir anda durdurması, sık sık düşüncelere dalmış bir şekilde oturması, kendisiyle konuşan hiçbir kimseyi anladığına dair bir işaret vermemesi, verdiğinde ise bu cevabın sadece kısa bir "non-sequitur" (sırasız/karmaşık yanıtlar) olmasıdır. Aksi takdirde yüzünde donmuş bir gülümsemeyle gece gündüz bahçelerde dolaşmaktadır. Bu semptomlara bakıp aydınlanma değil de tam teşekküllü bir bunama gören tek kişi ben miyim gerçekten bilmiyorum. Bu çalışmada ise, kırsalda belirli efsanevi nesnelere takıntılı bir şekilde dolaşan ve dünyayı eski, güçlü bir komplonun yönettiğine ikna olmuş gizli bir örgütün hikayesini görmekteyiz. Bu tasvirleri etraflıca gözden geçiren aklım bana Hesse'nin hiciv yazması gerektiğini söylemekte. Çünkü şahsen ben, buradaki aydınlanma vizyonunu akıl hastalığından ayıran tek bir nitelik bile bulamadım.
Her neyse. Bu bahsettiğim gizli örgütün kendisi bana göre anlatının en ilginç kısmıdır. Italo Calvino'nun "büyülü gerçekçilik"ini (magical realism) anımsatan sihir, zaman yolculuğu ve Aydınlanma felsefesinin bir bütününü oluşturmaktadırlar. Büyücülerden oluşan Cemiyet'in bu tuhaf vizyonu, kitabın hakikaten en keyifli yönüydü. Bu yüzden oldukça yavan bırakılmış bir hikaye içerisinde fon görevi görmeleri beni hayal kırıklığına uğrattı. Ayrıca bu anlatı çeşitli tarihi ve edebi figürlere, olaylara, mitolojilere ve felsefelere yapılan göndermelerle dolu. Fakat Hesse'nin bütün bunları, bu eser bağlamında, anlamlı bir zemine oturtamadığını düşünüyorum. Bana göre kendisinin ruhani felsefesi burada ancak belirsizliği kadar güçlü kalmış. Metafizik bir şiir gibi imalı anlamlar yaratan bir anlatı düşünmüş olması gerçekten hoşuma gitti (mesela derinlik katmak için referansları merkezi bir argümanla birleştirmek gibi), ancak bu fikri anlaşılır bir anlatıya dönüştürmeyi başaramamış.
Sunumunun en zayıf yönü, tek sesli ve itirafçı tarzıydı. Okurken neredeyse günlük okuyormuşsunuz gibi bir hissiyat yaratmakta.
Anlatıcımız başına gelen ilginç olaylara sürekli olarak atıfta bulunmakta fakat biz bunları deneyimleyemiyoruz veya bir türlü anlayamıyoruz. Belirsizlik bir kez daha derinlikle karıştırılıyor.
Yanlış anlaşılmasın, Hesse'nin her şeyi açıklığa kavuşturması veya müthiş büyük bir anlam yaratması gerektiğini söylemiyorum. Ancak böylesine fantastik olayların derinlemesine bir açıklaması olması, anlatının kavramsal dünyasını derinleştirmeye yardımcı olmakta ve okuyucuya sembolik örnekler sunmaktadır. Tabii bunun yerine Usta'mızı, bu ünvanı hak edecek bir şey yaparken görmememize rağmen büyük üne sahip, her şeyi bilen fakat çok az şey ortaya koyan bilge bir figür, bir öğretmen olarak görmekteyiz. Hesse, insanların onu sevdiğini ve onun yanında rahat hissettiğini eser boyunca anlatmakta, ancak katmansız bir karakterin iç dünyasıyla ilgili bizi işlerin böyle olduğuna ikna etmeye çalışmak yerine onun hakkında bir şeyler hissetmemizi sağlamasını tercih ederdim. Mantıken, Usta'yı inandırıcı bir biçimde yazamıyorsanız böyle bir karakter de yaratmazsınız.
Bu kitabı okuduktan sonra ruhani aydınlanmaları neden çekici bulmadığımı bir kez daha hatırladım. Dünya sonsuz çeşitlilikte sürpriz ve gizemle dolu, bu yüzden bunu çoğunlukla belirsiz ve sembolik bir deneyim ile özetlemeye çalışmak bana sahte geliyor. Şahsen ben, buradaki gibi birleşik bir vizyondan ziyade yüzlerce güçlü ve çelişkili içgörüye sahip bir yazarı okumayı daha aydınlatıcı buluyorum.
Kısacası, aptalca veyahut kötü yazılmış bir eser değildi, sadece kavramsal olarak eksik buldum. Ve inanın olanların birçoğu da birbirinden o kadar kopuktu ki, normalde yazmaya alışkın olduğum türde açıklayıcı bir inceleme yazısı yazmak istesem toparlayıp da yazamazdım. Bilemiyorum, belki de teknik detaylara bu denli takılmış olmam kitabın felsefesini anlama çabamın önüne geçmiştir. Yine de bu görüşün de bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla ilk defa tamamen fikir belirten bir inceleme yayınladım, lütfen mazur görün.
Bütün yıldızlarımı, kitabın içinden sıkılmadan geçmemi sağlayan bu "Cemiyet"e adıyorum.