Spoiler içeriyor
Uzun zamandır hiç bir filmden bu kadar keyif almamıştım. Muhteşem. Bayıldım... Bayan Harris geçimini Londrada temizlik yaparak sağlıyor. Eşini savaşda kaybetmiş ama ondan bir haber alamayınca hep ondan bir haber beklemiş. Ne zaman ki eşinin öldüğünü öğreniyor artık kendi hayallerinin…devamıUzun zamandır hiç bir filmden bu kadar keyif almamıştım. Muhteşem. Bayıldım...
Bayan Harris geçimini Londrada temizlik yaparak sağlıyor. Eşini savaşda kaybetmiş ama ondan bir haber alamayınca hep ondan bir haber beklemiş. Ne zaman ki eşinin öldüğünü öğreniyor artık kendi hayallerinin peşinden gitmeye karar veriyor. Çalıştığı evlerden birinde bir Dior elbisesi görür ve elbiseye tutulur. Kendisininde böyle bir Dior elbisesi olsun istiyor ve hayal kuruyor. Şansı güzel gidiyor ve eline bir kaç yerden yüklü miktar para geçiyor. Parise 1 günlük Dior elbisesi satın almaya gidiyor. Ama sonradan elbisenin kişiye özel dikildiğini öğrenince 1 hafta Pariste kalması gerekiyor. Parise ilk defa gelince ona Parisde işçi kraldır sloganının hakim olduğu söyleniyor. Ama hizmetçi olduğu için Dior'un müdürü onu defileye almak istemiyor. Önemli birinin yardımı sayesinde Mrs. Harris defileyi izleye biliyor. Bu 1 hafta boyunca hayatında hiç deneyimlemediği maceralar yaşıyor, bir çok insanın hayatına dokuna biliyor, Diorun atölyeleri ile tanışıyor ve bir çoklarına ilham kaynağı oluyor. Hizmetçi olduğu için ona bu elbiseyi neden satın aldığı soruluyor. Bir Dior elbisesi sadece parayla satın alabileceğin sıradan bir elbise değil aynı zamanda zarafet demek. Bayan Harris onu temizlik yaparken mi giyinecek ? Yoksa dolabında mı saklayacak? Her neyse sonunda Para konuşur ve Bayan Harris elbiseye sahip olur ama yardımseverliği yüzünden onu kendisi hiç giymeden bir Lady'sine ödünç verir. Ama elbiseyi verdiği gibi geri alamaz. Elbise unutulmuş bir aktrisin vücüdunda bir kaza geçiriyor ve gazetelere manşet oluyor. Bu haber Diorun satışlarına iyi yansısa da bayan Harris elbisesi mahvolduğu için depresyona giriyor. Ona kötü davranan Lady'sinin işinden istifa ediyor. Ve sonda Parisden hayatına ilham kaynağı olan her kesden hediyyeli bir mektub alıyor. Bilin bakalım hediyye ne ? Bir Dior elbisesi. Bayan Harris hayallerinin peşinden gidiyor ve hayaline kavuşuyor. Ve bu sefer bir görünmez, bir hizmetçi gibi değil güzel bir kadın gibi fark ediliyor. Film insanın kendisene değer vermesini, ona pislik gibi davranılan yerden istifa etmesi gerektiğini, ne kadar zor olsada hayallerinin peşinden gitmesini, hayata, yaşamaya, aşka, kaliteli olana kendin için kıymet vermesini ve mutlu olmayı seçmesini, işçi sınıfının uğradığı muameleyi, ama kim ne düşünürse düşünsün yılmamayı, kimin seni nasıl gördüğünün değil senin kendini önemli hissetmen gerektiğini, yan karakterler sayesinde yaşadığın hayat lüks olsa bile sana anlamsız geliyorsa istediğin gibi yaşamayı öğretiyor ayrıca Parisin güzel mimarisi ile birlikte grevde olan işçiler sebebinden çöplü sokakları gözler önüne seriyor. İyiki izlemişim dediklerimden. Hatta keşke bir Dior elbiseye sahip olabilsem hissini verdiren bir film. 😍👗