Spoiler içeriyor
Atile’i Wayo Wayo isimli küçük bir adada yaşamaktadır. Wayo Wayo halkı dünyanın sadece bir adadan,kendi yaşadıkları adadan oluştuğunu zannetmektedir. Bu küçük adanın halkı için deniz her şeydir. Hatta Kabangdır. Yani tanrılarıdır. Yüzlerini denize dönerek konuşur,denize dönerek ayinlerini yaparlar fakat denizi…devamıAtile’i Wayo Wayo isimli küçük bir adada yaşamaktadır. Wayo Wayo halkı dünyanın sadece bir adadan,kendi yaşadıkları adadan oluştuğunu zannetmektedir.
Bu küçük adanın halkı için deniz her şeydir. Hatta Kabangdır. Yani tanrılarıdır. Yüzlerini denize dönerek konuşur,denize dönerek ayinlerini yaparlar fakat denizi gücendirmemek için yemeklerini denize arkalarını dönerek yer ve yine denize arkalarını dönerek sevişirler. Bütün gün konuşmalarının çoğu sadece denizle ilgilidir. Birbirlerine denizle ilgili hikayeler anlatıp dururlar.
Atile’i kendi ailesinin ikinci erkek evladıdır. Hatta ikiz kardeşlerden sonra doğandır.
Fakat Wayo Wayo’da her ikinci erkek çocuğunun yüzleşmesi gereken bir kader vardır. Adada yaşam alanı ve yiyecek az olduğundan ikinci erkek çocukları adayı terk etmelidir. Yani aslında Kabang’a kurban edilmelidirler. 15-16 yaşlarına gelen çocuklar kendi yaptıkları kanoya çok benzeyen Talawakalarla okyanusa bırakılırlar. Herkesin hayran olduğu,muhteşem talawakalar yapan,atletik Atele’i’in zamanı geldiğinde o da Kabang’a kurban edilir. Ada halkı Atile’i gibi bir delikanlının feda edilmesinin çok yazık olduğunu düşünse de ayinlerini gerçekleştirmekten geri durmazlar. Atile’i bilerek ölüme gider fakat günah olsa da bir yanı hayatta kalmayı istiyordur.
Ölümle burun buruna olan bir diğer kişi de Alice’dir. Tayvan’da Haven isimli bir adada yaşayan edebiyat profesörü için hayat artık hiçbir şey ifade etmemektedir. Oğlu Toto ve eşi Thom dağ tırmanışı için gittikleri bir gezide kayıplara karışmıştır. Canına kıymak isteyen Alice Haven’a vuran bir tayfun sonucu ormanda yaralı bir çocuk bulur. Ergenlik döneminde gibi görünen,tuzdan teni parlayan,düz burunlu çocuk kendi dillerini bilmemektedir. Alice yaralı çocuğu yanına alır ve onun iyileşmesine yardım ederken kendinin de iyileştiğini fark eder. İkili yaraları iyileştikten ve birbirleriyle iletişim kurabildikten bir süre sonra Toto ve Thom’un gezi rotasını takip etmeye başlarlar.
Hiç Tayvanlı bir yazar okumamıştım. Kitap bayağı sardı,hergün 130-150 sayfa okudum ve kısa sürede bitirdim. Güzel bir kitaptı ama
bence kitap en önemli gizeme ışık tutmamıştı.
Karakterlerin hikayelerine çok daha uzun yer vermiş. Dağılım dengeli olmamış bence. Aklımda bir sürü soru işareti kaldı. İçim buruk.
Kafamdaki sorular için spolu bölüme geçiyoruz****
Zannedersem şöyle ki; Toto aslında babasıyla o geziye çıkmadan önce ölmüş zaten. Ama çift hala oğulları yaşıyormuş gibi davranmış ve çevresindeki kişiler de onları üzmemek için bir şey diyip onları uyarmamış. Thom o geziye tek başına çıkmış. Yanında olduğunu zannettiği oğlu aslında bir sanrı. Zaten bu yüzden dağda arama yapıldığında sadece Thom’un cesedi bulunuyor.
Peki Petekgözlü Adam kim? Ormanın ruhu mu? Koruyucusu mu? Ya da doğanın koruyucusu mu?
Kitabın adı Petekgözlü Adam olduğu halde kitapta ona çok az yer verilmiş. Sonlara doğru yaklaşırken Alice’in ormanda onunla karşılaşmış olduğunu tahmin edebiliyoruz. Çünkü onunla ilgili hem bir roman hem de bir öykü yazıyor. Ama nasıl karşılaştılar,ne konuştular bilmiyoruz. Ya da finalde Alice artık Toto’nun kayıp olmadığının çok önceden öldüğünün farkında mıydı?
Ben bu gizemi hatta ormanın gizemini okumak istiyordum. Muhtemelen Detlef yıllar önce o tüneli açarlarken dağda duyduğu o tuhaf ses yine Petekgözlü Adam’a aitti. Ve Dahu’nun küçükken ormanda karşılaştığı adam da oydu.
En önemli sorulara cevap verilmedi...Ve kitap biraz da umutsuz bitti. Dünya küresel ısınma ve insanların attığı çöplerin okyanusun kendilerine tekrar püskürtmesiyle karşı karşıya. Ben Wayo Wayo’nun yok olduğunu gören Atile’i’nin tekrar Alice’in yanına döndüğünü hayal ederek kendimi avutmak istiyorum.