İki binli yıllardan itibaren ivme kazanan Güney Kore Sineması, dünya çapında tanınırlığını artırmaya başlamıştır. Uzun yıllar medya ve sinema sektöründe hâkim olan baskı ve sansür politikasından sonra ortaya çıkan normalleşme ile dönemin sosyolojisini ve devrin siyasi politikalarına değinen birçok film…devamıİki binli yıllardan itibaren ivme kazanan Güney Kore Sineması, dünya çapında tanınırlığını artırmaya başlamıştır. Uzun yıllar medya ve sinema sektöründe hâkim olan baskı ve sansür politikasından sonra ortaya çıkan normalleşme ile dönemin sosyolojisini ve devrin siyasi politikalarına değinen birçok film yapılmıştır. Bu dönemde Park Chan-Wook, Kim-Jeewoon ve Bong Joon-Ho gibi dünya çapında ses getirecek olan yönetmenler sahneye çıkmıştır.
1990'lı yılların sonuna doğru Güney Kore'de, 2000'den sonra da dünya çapında tanınmaya başlayan Bong Joon-ho, Güney Kore sinemasının en ünlü yönetmenlerindendir. Bong Joon-ho Güney Kore tarihinden etkilenen bir bakış açısına sahiptir. Filmleri sadece ülke çapında değil küresel olarak mesajlar içermektedir. 2003 yılında Cinayet Günlüğü filmi ile tanınmaya başlamış ve 2006 yılında Yaratık ve 2013 yılında Kar Küreyici filmleri ile büyük başarı yakalamıştır. Bong Joon-ho'nun yönetmenliğini yaptığı uzun metrajlı filmler ise arasında ödülü Parazit filmi de bulunmaktadır.
Cinayet Günlüğü filmi 1980-1990 arasındaki yıllarda Güney Kore'nin askeri yönetimin baskıcı tavrı altında olduğu zaman dilimindeki olayları konu almaktadır. Hikâye, 1989'da Hwasung adlı küçük bir kasabada tecavüze edilerek öldürülen bir kadının su kanalında bulunmasıyla başlar. Olayı çözmek için kasabada bulunan polis memuru Park Doo-Man görevlendirilir. Polis memurunun uyguladığı tüm yöntemler katilin bulunması hususunda işe yaramazken bu sırada aynı yöntemle cinayetler işlenmeye devam etmektedir. İşlenen cinayetlerde dikkat çeken ortak detaylar vardır. Öldürülenler kadınlardır ve kırmızı kıyafetlidir. Öldürüldükleri saatlerde yerel radyoda aynı istek parça çalarken hava da yağmurludur.
Park Doo-Man artan cinayetlerin maktulünü bulamadığı için Seul'den görevlendirilen Dedektif Seo olayı çözmek için görevlendirilir. Dönemin atmosferini ve siyasi baskılarının etkisiyle bir maktul arayan yerel güvenlik görevlileri, suçu olmayan birçok insanı sorgulayarak olayı kapatma telaşındadırlar. Seo, ipuçlarını bir araya getirmeye çalışırken, Park ve diğer güvenlik görevlileri, olay yerinde mastürbasyon yapan bir adamı ve akli dengesi bozuk bir çocuğun da aralarında yer aldığı şüphelileri döverek itiraf ettirmeye çalışarak olayı kapatma telaşındadır.
Bütün şüphelileri temize çıkaran Seo, ipuçlarını takip ederek ilk cinayetten kısa bir süre önce şehre gelmiş bir fabrika işçisine ulaşır. Ancak şüpheliyi cinayetlere bağlayacak herhangi bir somut kanıtları yoktur. Bu sırada akli dengesi bozuk gencin katili görmüş olduğunu fark ederler ve onunla konuşmaya çalışırlar. Ancak dedektiflerden korkan çocuk kaçarken kaza sonucu hayatını kaybeder. Sonunda başka bir cinayetten toplanan DNA örneği test için ABD'ye gönderilir. Ancak bu da sonuçsuz çıkar. Filmin sonunda cinayetler çözümsüz kalmıştır.
Film durağan ve sıkıcı bir atmosferle başlarken, klişe gibi görünen polisiye macerası bir anda derinleşerek sizi içine almakta. Bir cinayet filmi olarak adlandırılsa da film geleneksel bir toplumdan modern bir topluma dönüşüm sonucu meydana gelen sancıları ve bu kasabada sanayileşme ve banliyöleşmesi sırasında meydana gelen olayları aktarmaktadır. Bong Joon-ho'nun detaycılığı ve her sahneye olan özel dokunuşları da filmi sanatsal bir şölen havasına sokmaktadır.