"ben bir duvarım , hiç güneş görmedim sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar " Fatih Akın sinemasına pek hakim oldugum söylenemez fakat melez bir yönetmen oldugunu biliyorum ve bu film de bunu doğrular nitelikte. filmin sinemamıza aitliği sorgulanabilir de…devamı"ben bir duvarım , hiç güneş görmedim
sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar "
Fatih Akın sinemasına pek hakim oldugum söylenemez fakat melez bir yönetmen oldugunu biliyorum ve bu film de bunu doğrular nitelikte. filmin sinemamıza aitliği sorgulanabilir de olsa özel bir yeri oldugu su götürmez bir gercek. soluksuz, yuksek heyecan ve yaşlarla izledim...
Sibel; gelenekçi, muhafazakar bir ailenin pençesınden kurtulmaya çalışırken yaygın bir yöntem olan Türk bir erkekle evlenmeyi dusunur ve Cahiti bulur, akıl hastanesinde. Cahit'in hayatı biteli çok olmustu. yasıyordu cunku nefes alıyordu. soluk alış-verişi dışında yaşadığına delil tek bir sey yoktu. Sibel onunla bir anlaşmaya oturdu. bir süre evli kalacaklar, Sibel o sırada cinselliğini, kadınlığını özgürce yaşama fırsatı bulacak, kimse kimsenin de hayatına karışmayacaktı. Cahit kabul etti, evlendiler. başlarda yürüyen bu plan Cahit'in ağır ağır aşık olmasıyla karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale geldi. sonraysa kıskançlık krizleri, hapis, İstanbul, otel ve mersin olarak devam etti. genel hatlarıyla bu sekildeydı, çıtırdan hatırlatma olsun diye kısa özet geçtim, geleyim yorumuma
rts okumuyorum ve okuyan arkadaslara da danısmadım fakat Cahit'in daha önceden evlenmiş olmasının ne gibi bir anlamı vardı filmde? hiçbir anlamı yoktu yahu. totalde 3-4 kere ismi geçti üçünde zaten cahit ismini duydugu anda ortalığı yıktı. ardından saç yıkama sahnesinde Cahit'in eski karısını sevdıgın ogrendık, belki buradan bir sey cıkar dedım, daha da ismi gecmedı kadının :d kavramakta zorluk çektiğim şey şu, bu kadar gereksiz detayları senaryoda kullanmak dogru mu? siz bunu düşünedurun ben biraz Sibel konusacağim... film yorumlarında Sibel'e etmedikleri küfür kalmamış... orospu demedikleri mi kalmıs, yönetmen bunu sikip salsaymıs baskasını oynatsaymıs diyenler mi... Tabıı senaryoda cinsellık yasayan taraf kadın olunca seyirci kitlesi islamcı terör örgütü militanına dönüşüyor, neyse. genc kızlığından yetişkinliğine, hep kısıtlanmış, çeşitli yontemlerle baskılanmıs bır kadın normal bir birey hayatı yaşamak, o özgürlüğe kavusmak için evlilik yapmak zorunda kalıyor. hiç mi anlamadınız eleştiriyi... Sibel Cahit'i seviyor, çok sevıyor. Onu Cahit hapisteyken de bekliyor fakat bilirsiniz beklemek ve beklerken değişmek kaçınılmaz sonu beraberinde getirir. Sibel biriyle evlenmek zorunda kalmıs ve çocuğu olmustur. Cahit İstanbul'a geldıgınde bizim de aynı anda aldığımız bu haber çok sasırtıcı da olsa beklemek ve beklerken degismekten bahsetmiştik. İstanbul'da buluştuklarında iki gün boyunca yaptıkları tutkulu seks aralarındaki aşkın somut haliydi. fakat her rüyanın bir sonu, gerçek hayata çıktığı bır kapısı vardır. Cahit Mersin'e Sibel ise evine gidecektir. Sibel'in gidemeyişini anlamayanlar olacaktır elbette ancak kapıyı içeriden kapatmak zorunda kalmış fakat bir ömür de pencere önünde beklemiş dostlar anlayacaktır
Sevgiler 🌿