Vee geldik yolun sonuna, üçüncü versiyona... ama yol mu yol değildi, yoksa son mu son değil, orası biraz muallakta kalmış gibi... ▪Öncelikle bu versiyon öncekilerden tamamen bağımsız, yeni ve bambaşka mesajları olan bir film olmuş. İlk iki versiyon 1930 ve…devamıVee geldik yolun sonuna, üçüncü versiyona... ama yol mu yol değildi, yoksa son mu son değil, orası biraz muallakta kalmış gibi...
▪Öncelikle bu versiyon öncekilerden tamamen bağımsız, yeni ve bambaşka mesajları olan bir film olmuş. İlk iki versiyon 1930 ve 1979 yapımlarında, hiç savaş görmeyen nesillerin savaş güzellemesi çığırtkanlıklarıyla yeni nesilleri harcamaları eleştirilirken; bu 2022 versiyonundaysa komutanların, generallerin zafer takıntısına, ateşkesi gururlarına yediremeyişlerine, kısacası savaşın doğru yönetilememesine odaklanılmış ama odaklanılması lazım gelen asıl bu muydu, bilemiyorum tabii.
▪Küçücük belki 100 metre daha toprak kazanmak için dar alanda bir iki cepheye sıkışmış hâlde inatla devam ettirilen bir savaş izliyoruz.
▪Sadece bu kısıma odaklanıp diğer filmlerle bağlantısını da bir tek isim benzerliğiymiş diyerek farklı bir savaş filmi diye bakarsak sinematografik olarak görsellik fazlasıyla üst düzeydeydi, sahnelerin etkileyiciliği bayağı yüksekti. Ağaçtan sarkan cesetler mi dersiniz, ezilen bedenler, yanan vücutlar... her şeyiyle o kan ve çamura bulanmış vahşet ortamı kanınızı donduruyor, iliklerinizi sızlatıyordu...
▪Diğerlerindeki o romantize edilmiş duygu yüklü, coşkulu, lirik anlatımdan uzaklaşılmış, bizi yakamızdan tuttuğu gibi cepheye atmış film ve kafamıza kafamıza "Alın size travma" diyerek ne bulduysa fırlatıyordu. Bu açıdan teknolojinin de olanakları sayesinde film, bizlere o ölüm korkusunu ve çaresizliği bizzat yaşatıyordu.
▪Tüm ölüm ve yaralanma sahneleri rahatsız edici derecede gerçekti. Farklı olarak burada alev silahları ve tanklar görülüyordu.
▪1930'da kelebek metaforu vardı, 1979'da tarla kuşu, bu versiyondaysa açılış ormanda bir tilki yuvasıyla başlıyor. Bunun anlamını, neyi simgelediğini tam çözemedim. Tilki kurnazlığına bir atıftı belki de. Yavru tilkilerle buna bir ironi yaratılmış olabilir, daha kurnazlığı bilmeyen saf ve deneyimsiz çocukların savaşa sürüklenmesi, kurnazlıkta zirvede gezenlerin ellerindeyse piyona dönüşmelerini vurgulamış olabilir, başka bir yorum bulamadım.
▪Sinematografik açıdan etkileyici pek çok sahne vardı ama akılda kalıcı olanlarından biri, profesörün savaş çığırtkanlığının olduğu sahne, görselliğiyle fazlaca etkileyiciydi.
▪Ara ara arka fonda duyulan o keskin müzikse gazla ve coşkuyla ceylan gibi sekeleyerek cepheye koşan çocukların tosladıkları metal duvardan sekip gerçeğin acılığına hayalleri delik deşik yıkılmış vaziyette düşmelerini güzel yansıtmış.
▪Bu açıdan oyunculukların gözlerden, mimiklerden taşan bir sahicilikte olduğunu da belirtmek gerekir. Oyuncular o hayal kırıklığını ve savaşın dehşetini yüzlerine öyle bir geçirmişlerdi ki derinden hissettirerek yansıtıyorlardı o feci ortamı.
▪Bu 2022 yapımında, diğer 1930 ve 1979 versiyonlarına nazaran ön plana çıkan çaresizlik ve ölüm korkusu daha bir ağır basıyor gibiydi. Diğer filmlerde bu duygu biraz daha sonlara doğru yükselişe geçiyordu ama bu filmde tempo en baştan masaya yumruğunu vurdu. Daha cepheye düşemeden, daha cephe yolundayken hayatta kalma iç güdüleri tetiklenmeye başlamıştı.
▪Önceki filmlerin finalinde yeni hiçbir şeyin olmadığı durgun ve artık cephenin normalleşmiş bir anına şahit olurken bu 2022'de karşımıza yeni bir şey çıkmış, hayal kırıklığı üzerine hayal kırıklığının yüklendiği bir an ile mütareke boyutuna odaklanmak tercih edilmiş. 1930 ve 1979 yapımlarında savaşın ardında ve gerçeklerinden uzak kalmış herkesin savaşı bir oyunmuşçasına eleştirdikleri, kahramanlık sözleri sarf ettiklerini görüyorduk. Bu 2022'de ise sorumluluğun bir kısmı bu gerçeklere gözü kapalı halkın üzerinden alınarak yöneticilere, generallere yüklenilmek istenmiş gibi duruyor, bundaki etken de sadece I. Dünya Savaşı'nın perspektifinde kalmayarak II. Dünya Savaşı'nın hırslardan gözü dönmüş komutanlarını da eleştiriye katmak istemelerinden kaynaklı olabilir diye düşünüyorum.
⚠️Spoiler kısmına gelirsek artık, dileyen bu noktada aşağı, yukarı ne yana isterse kaçabilir, kararı size bırakıyorum ahahjssjdk⚠️
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
▪Etkileyici bulduğum sahnelerden biri, daha en başta Hendrick isimli bir çocuğun ölümünün ardından kıyafetlerinin yeniden tamir edilip yeni askerlere yani başrole, Paul'e verilmesi ve askere kayıt sırasında Hendrick ismini gören Paul'ün safça bu kıyafetlerin başkasına ait olduğunu söylemesiyle isim etiketinin sökülüp daha başka bir sürü etiketin arasına, yere atıldığı sahne fazlasıyla etkileyiciydi. Aynı üniformada can veren sayısız gencecik bedenler...
▪Paul'ün savaşın gerçeklerine ilk kez şahit olunduğu an, gözlüklü Ludwing Behm'in bombayla parçalanmış, bacağı kopmuş sol gözü ve yüzü kanlı feci ölümüydü ve hiçbir şeyin onu bu ana hazırlamaya muktedir olamayacağı şekilde yaşadığı şok ve hissizleşme etkisi dalga dalga yayılmaya bu sahneyle başlıyordu. Sahneyi tarif etmesi bile rahatsız edici, sahnenin kendisi daha beter gerçekçiydi... Diğer 1930, 1979 yapımı filmlerde şahit olunan ilk ölüm daha farklıydı ve bu denli dehşet verici kan, revan değildi.
▪Bir başka travmatik sahnelerden biri Albert Kropp'un yanarak ölmesiydi, Paul yine dehşetli bir çaresizlikle izliyordu. Bir diğeriyse generalin ateşkes öncesi saldırı emri verdiği, cepheye geri dönmeyi reddedenlerin vuruldukları andı.
▪Yine diğer versiyonlardan farklı olarak Paul'ün düşman askeriyle ilk yakinen teması çukur sahnesinden önce. Siperdeyken kürekle Fransız askere vuruyor, asker can çekişirken başka bir Alman asker Fransız'ı başından vuruyor. İkinci yakinen ölüm anına şahit olma çukurdayken yaşanıyor. Tüm bu anlarda Paul, yaptıklarının sonuçlarıyla ilk defa yüzleşmiş oluyor, öldürmenin sorumluluğunu tam manasıyla hissetmesi ve böylece düşman askeri sırf yok edilmesi gereken bir kavramdan uzaklaşarak insanîleşmesi yine fazlasıyla etkileyici sahneler arasındaydı.
▪Kat'in ölümü de farklı, kaz ve yumurta çaldıkları Fransız çiftçinin oğlu karaciğerinden vuruyor.
▪Ayrıca bu versiyonda farklı olarak mesela Paul'ün ev ziyareti yok, Fransız kadınlarla konuşma yok, çizme olayı yok. Bu sahnelerdeki cephe arkasının odağı da tamamen cepheye kaydırılmış.
▪Paul'ün ölümü de farklı işlenmiş. Paul, karşısındaki düşman askerini öldürmek istemezken başka bir asker tam ateşkes anında onu sırtının sol tarafından bıçaklayarak öldürüyor. Filmin başında Paul, Ludwing'in maskesini takmasına yardım ediyordu ve komutanın dediği gibi ölümü de aynı şekil yine merhametinden olmuştu.
▪1930 ve 1979 versiyonlarından farklı olarak Paul'ün ölümüyle bitmiyor film. Filmin başı ve sonu tekerrür hissi veriyor, başta Paul isim künyelerini topluyordu, sonda da başka genç bir asker Paul'ün künyesini alıyor. Böylece savaşın bu acı gerçeklerinin dünya durdukça yaşanılageleceğini vurguluyordu, ne yazık ki...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
⚠️Spoiler bitti⚠️
Bu filme bir uyarlama gözüyle bakmadan ilk iki filmden ve kitabından bağımsız ayrı bir yapım sayarak baktığımızda oyunculuğu ve görselliği fazlasıyla iyiydi, filmi beğendiğimi söyleyebilirim.
9/10
⭐⭐⭐⭐⭐⭐⭐⭐⭐☆