Dostoyevski'nin "Beyaz Geceler" kitabının modern bir uyarlaması. Daha doğrusu Le Notti Bianche filminin İran uyarlaması desek daha yerinde olur sanırım. Kitaptan ziyade filmi baz almışlar gibi hissettim. Hikâyenin ana hatlarına sadık kalmışlar ama izlerken kitapla pek de bağlantılı hissetmiyor insan.…devamıDostoyevski'nin "Beyaz Geceler" kitabının modern bir uyarlaması. Daha doğrusu Le Notti Bianche filminin İran uyarlaması desek daha yerinde olur sanırım.
Kitaptan ziyade filmi baz almışlar gibi hissettim. Hikâyenin ana hatlarına sadık kalmışlar ama izlerken kitapla pek de bağlantılı hissetmiyor insan. Yine de izlemesi keyifli bir filmdi. Özellikle hikâyeye derinlik katan İran edebiyatıyla, şiirleriyle bezenmesi filmin tadını damakta bırakıyordu.
Akıcılık konusu diğer uyarlamalarına göre biraz geride kalmış gibi, bayağı yavaş akan bir filmdi.
Oyunculuklarsa sahici, gözlere ve bakışlara odaklanan bir derinlikte ama mimiksiz. Bu da biraz tekdüze hissettiriyordu.
Peki ya diyaloglar, replikler...
📌 38:00
"Konuşacak birine neden ihtiyacım olsun ki? Kendi kendimle sonsuza kadar konuşabilirim ve daha iyi anlayabilirim."
(Ahaa bildim ben bunu, bu tertemiz delirip bir güzel sıyırmak değil mi ahahhsjs)
İnsan neden konuşmaya muhtaçtır? İçindekileri dökmeden yaşamaya çabalamak fazla mı ağırdır ki yükünü onu anlayabilen biriyle paylaşabilmek için didinir de durur, durur da dinemez... Anlaşılmak çoğu zaman boşa çekilen bir kürekten başkaca da bir şey değilse şayet o kürekle kendi içimizdeki yığınları kaza kaza şekillendirmek o yüklerin sahibinden başkasının eline oturtulamayacak bir meziyet değil midir?
(Şimdi kürek diyince de hemen gömmek gelmesin aklınıza. Tabii ki bu bir seçenek dahi değildir, zira gömdükleriniz zombi gibi hortlayıp da o kürekle sizi kovalayabilir. Şayet profesyonel koşucu değilseniz derdinize dert açmayınız shshsjsj)
📌 38:17
"Yani, o kadar duygusal olan ve duygularını ifade etmekten korkanlardan bahsediyorum... Kendilerini daha iyi hissetmek için bunları söylüyorlar. Haklı mıyım?"
Ya da sadece başkalarının içimizi kazması fikri bile deşilen bir yaraymışçasına dayanılmaz ve korkutucu geliyordur gözümüze. Bütün olay, can tatlılığının ürküttüğü bir kabuğumuza kaçıştır belki de...
(Ee tabii ki.. zor bela gömdüğümüz zombilerimizi durduk yere dürtüklemeyiniz 🧟♂️)
📌 45:22
"Sanırım birini gerçekten sevmek istiyorsanız, önce kitaplarınızın koruyucu kalkanından çıkmalısınız ki onu görebilesiniz."
Çoğumuzun kendince kalkanları vardır, ardına saklanıp oradan dünyayı daha iyi gördüğümüzü savunduğumuz... Acaba mümkün müdür ki insanın yaralarını zırh misali üzerine giyip kendine sapasağlam bir kalkan örebilmesi... Kendisini yaralayan dünyayı o yaralardan gözleyebilmesi... Belki de dünyayı daha derin anlamlandırabilmenin sırrı budur.
Lafı daha fazla uzatmayacağım, bu kadar kazma kürek toza toprağa battığımız kâfi.
(Nennii de zombi nenni, uyusun da büyümesin ahshjsdj)
Beyaz Geceler'in diğer uyarlamalarına kıyasla bana göre bir tık geride kalmış bir filmdi lakin bu kesinlikle izlemeye değmez demek değil tabii ki. Benim için değdi, sizin için de değer mi, kararı size ait artık 🫠
İzlediğim uyarlamaları en çok beğendiğimden en aza beğendiğime doğru sıralarsam:
• "Belye Nochi" (1959) (IMDb'de 1960) Rus versiyon
• "Le Notti Bianche" (1957) İtalyan versiyon
• "Shabhaye Roshan" (2003) İran versiyon
-----------------------------------------------------------------------
Not: Filmde geçen şiirlerden birinin Nazım Hikmet'e ait olduğu yazıyordu ama ona ait böyle bir şiir duymamıştım, bir kısa Google taraması ve Gemini ile ufak hasbihal sonrası bu şiirin kendisine ait olmadığı sonucuna vardık, sanırsam anonim bir şiir ona atfedilmiş. Mevzubahis şiir de şudur:
"Gel dedi bana,
Kal dedi bana,
Gül dedi bana,
Öl dedi bana,
Geldim, kaldım, güldüm, öldüm"
Nazım Hikmet'in kelimeleri olamayacak kadar sade hissettiriyor zati 🥲
7/10
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️☆☆☆