Lucy Snowe, bir iş bulma umuduyla küçük dünyasından ayrılıp uzak diyarlara yelken açmaya karar verir. Kendisine tamamen yabancı olan Villette şehrine ayak bastığındaysa hayattaki yerini bulmasını sağlayacak olan yolculuğunun asıl kısmı başlar. Bir protestan ve İngiliz olan Lucy, Fransız ve…devamıLucy Snowe, bir iş bulma umuduyla küçük dünyasından ayrılıp uzak diyarlara yelken açmaya karar verir. Kendisine tamamen yabancı olan Villette şehrine ayak bastığındaysa hayattaki yerini bulmasını sağlayacak olan yolculuğunun asıl kısmı başlar. Bir protestan ve İngiliz olan Lucy, Fransız ve katolik nüfusunun yoğun olduğu Villette şehrinde yeni simalarla tanışırken zaman zaman toplumsal ön yargılar ve sınıf farklılıklarının getirdiği gerilimlerle de mücadele eder.
Lucy, yolculuğu boyunca hem kendisini hem de çevresindeki kişileri detaylı olarak irdeler ve eleştirir. Yazar aslında, Lucy'nin gözlem ve deneyimleri aracılığıyla tıpkı Jane Eyre isimli romanında olduğu gibi çalışkan ve idealist bir genç kadının mücadelesini okuyucuya sunar. Okurken Jane Eyre'deki kadar yoğun olmasa da bu eserinde de gotik unsurlara rastlamak mümkün. Victoria döneminin ahlak anlayışını karakterler arasındaki kontrast üzerinden yansıtan güzel bir dönem romanı.
Villette, Charlotte Brontë'nin 1853 yılında yayımlanan son romanıdır. Profesör isimli eserinde olduğu gibi bu kitabını da Brüksel'deki Constantin Héger isimli bir okulda görev yaparken yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak yazmıştır bu yüzden benzer motifler her iki kitapta da göze çarpar ancak onları aynı hikâyenin farklı versiyonları olarak ele almak bence biraz sığ bir değerlendirme sayılır çünkü aynı kökten beslenseler de her iki eserin de kendine has özellikleri olduğu inkar edilemez. Jane Eyre'i okuyup beğenen okurlara özellikle tavsiye ederim.
📌Alıntılar:
"(...) tehlike, yalnızlık, belirsiz bir gelecek, kasvetli ve kötü olmak zorunda değildir, yeter ki yapı (karakter) sağlam olsun ve melekeler (yetiler) kullanılabilsin ve özellikle Özgürlük bize kanatlarını ödünç versin ve Umut bize yıldızıyla rehberlik etsin."
s.64
"(...) insanlar sadece yüzeye bakarlar. Daha derinlerdekilere gelince, onu Tanrı'ya bırakın. Sizin eşitiniz ve sizin kadar zayıf olan insan sizin yargıcınız olamaz ve bundan dolayı dışarıda bırakılabilir. İçinizdekileri Tanrı'ya havale edin -verdiği ruhun sırlarını gösterin ona- ona verdiği acılara nasıl katlanabileceğinizi sorun, önünde diz çökün ve karanlıkta ışık, acınası zayıflığınıza kuvvet, gereksinimlerinizin aşırılığında sabır göstermesi için ona dua edin."
s.208
"Tabiatlarımızın birbirine benzeyen ve benzemeyen eğilimleri ve zıtlıkları vardır. Gizlice uzak durduğumuz insanlar vardır, sağduyumuz iyi insanlar olduğunu söylese de onlardan uzak dururuz; huylarındaki kusurlar açıkça belli olan insanlar vardır ama sanki çevrelerindeki hava bize yarıyormuş gibi onların yanında huzur buluruz."
s.210
"Zayıf ve uyuşuk bir karakterde cazibe aramak, köksüz ve kuru bir ağaçta meyve veya çiçek aramaya benzer. Bir müddet için dış görünüşteki güzellik zayıflığı kuşatabilir, ama şiddetli bir rüzgâra dayanamaz o güzellik, ne kadar güneş olsa da kısa zamanda solar."
s.356
"Yaşamda çevirdiğim her sayfanın başında iç karartıcı ve zor bir paragraf yer alıyordu."
s.400