Son dönemde izlediğim sarsıcı, vurucu ve sert filmlerden biri oldu. 2022’nin en iyi gerilim yapımlarından biri olarak gösteriliyor. Çok fazla oyuncunun olmadığı, az mekan kullanımlı filmlerden. Filmin başardığı en büyük şeylerden biri başlardan ortalarına kadar türden türe başarıyla yaptığı geçişler.…devamıSon dönemde izlediğim sarsıcı, vurucu ve sert filmlerden biri oldu. 2022’nin en iyi gerilim yapımlarından biri olarak gösteriliyor. Çok fazla oyuncunun olmadığı, az mekan kullanımlı filmlerden. Filmin başardığı en büyük şeylerden biri başlardan ortalarına kadar türden türe başarıyla yaptığı geçişler. Başta tatlı bir romantik tatil filmi gibi başlıyor, sonra yol filmine dönüşüyor. Hiç de gerilim filmi gibi başlamayan, filmin gerilim türünde olduğu bilgisini yanımızda taşıyorsak türlü senaryolar ve ataklar beklentimizi kıvrak hamlelerle savuşturan Speak No Evil, en güvenli diye bildiğimiz aile kurumu üzerinden çok etkili bir gerilim inşası oluşturuyor.
Üç kişilik Danimarkalı bir ailenin yaz tatilinde Hollandalı başka bir aileyle tanışmasından sonra aldıkları davet sonucu Hollanda’ya gitmeleri ve burada yaşadıkları olaylar anlatılıyor.
“Bir ailenin diğer ailenin evine gitmesiyle en kötü ne olabilir ki, birbirlerini kesip biçecekler mi?” vb. düşüncelerle izlemeye başladığım filmi ağır travmayla bitirdim diyebilirim. İki sahne dışında hiçbir fiziksel şiddet ögesi barındırılmamasına rağmen çiftin özel alanlarını işgal ederek ve manipüle ederek aşırı şekilde rahatsızlık oluşturuluyor. Filmin, refah düzeyi yüksek ülkelere göç ederek oradaki toplum düzenini değiştirmeye çalışan mültecilere referans verilerek çekildiği alt metin olarak hissediliyor.
Zorbalar çoğu zaman sessizlikle beslenirler. Karşı taraf sessiz kaldıkça ve yapılanlara boyun eğdikçe zorbalar hep daha fazlasını yaparlar. Zorbalığa uğrayanın mağduriyetinin ana sebebi, onun zorbaya ne kadar müsaade ettiğiyle alakalı hale geliyor. Speak No Evil’da da aşağı yukarı aynı sistem söz konusu diyebiliriz.
Filmde yaşanan son periyot, filmin tüm doğasını da kucaklıyor. Bambaşka bir korku filmi beklentisi içindeyken seyirciyi beklenmedik finaliyle şaşırtmayı başarıyor. Bu filmin tamamıyla bir korku ve psikolojik gerilim olduğunu unutup, alt metinlerine odaklanıyoruz. Alt metninde çok daha korkunç bir gerçekle yüzleşiyoruz.
Bu filmde insanoğlunun hayaletlerden çok daha fazla korkması gereken şeyler var: Duyarsızlaşmak, kabullenmek, görmezden gelmek. İçlerinde en kötüsü de izin vermek. Björn’ün; ”bunu bize neden yapıyorsunuz?” sorusu üzerine Patrick’in; ”çünkü izin verdiniz.” cevabı karanlık geceye sessiz bir bomba gibi düşüyor.
Filmde katillerin öldürme şeklinin beslendiği politik tavırsa, film hakkında en çok konuşulan detaylardan biri diyebiliriz. Christian Tafdrup’un yazım/yönetimiyle Speak No Evil, bittikten sonra bile etkisini sürdüren, izleyeni korkunç bir döngüye hapseden o çıkışsız filmlerden. Mutlaka izleyin.