Spoiler içeriyor
Film, oyunculuklar, Paris sokakları, yazarlar, şairler, yönetmenler ve ressamlar hepsi harikaydı. Tek üzüldüğüm yanı bitmesi oldu. Gil Pender’i gece yarısı çanlar çalarken 1920lere götüren taksiydi beni ise saat 7 sularında geçmişe götüren bu film oldu. Tıpkı orada onlarlaymoş gibi heyacanını…devamıFilm, oyunculuklar, Paris sokakları, yazarlar, şairler, yönetmenler ve ressamlar hepsi harikaydı. Tek üzüldüğüm yanı bitmesi oldu. Gil Pender’i gece yarısı çanlar çalarken 1920lere götüren taksiydi beni ise saat 7 sularında geçmişe götüren bu film oldu. Tıpkı orada onlarlaymoş gibi heyacanını yaşadım. Mutlaka izlemenizi öneririm. Sadece sonunda kitabı yazıp yazmadığını göstersin isterdim ama belki de amacımız iyi bir kitap yazmak değildi. İyi bir hayatı sevdiğimizle yaşamaktı. Gil de buna sahip oldu. 8/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Gil ve Inze nişanlıdır. Amerika’dan Paris’e gelirler. Gil eski eşya satıcılığı ile uğraşır ve roman yazma aşkı vardır. Paris sokaklarında ıslanarak yürümekten ve bir kitapçıda plak dinlemekten hoşlanır. Inze’nin ise gözü yükseklerdedir. Ailesi de Gil’in aklının gelgitli olduğunu düşünür. Gil burada yaşamak ister ama Inze sadece tatil için gelmiştir. Burada Inze’nin arkadaşları Paul ve sevgilisi de vardır. Onlara şehri gezdirir, tarihini anlatır. Çok edebi ve bilgili konuşur. Inze de bu bilgili adamdan hoşlanır ve Gil’i hep asagılar. Ne kadar sevgili olduklarını düşünseler de sevgi orada yoktur. Inze arkadaşları ile gece dansa gider. Gil de sokaklarda yürürken bir taksi onu davet eder ve geçmişe gider. Burada Hemingway ile tanışır. Hemingway aşk için şunları söyler. Ölümü bile göze alabileceğini anlatır. Gil ise bir kitap yazdığını ve bu kitapta da gerçekte de ölümden korktuğunu Inze’ yi öptüğünde bile o korkunun geçmediğini söyler. Hemingway ise bunun gerçek aşk olmadığını belirtir.
Gil gündüzleri antika dükkanında geçirir. Şehri keşfeder. Dükkanda eski müzikler dinleyen bir kızla tanışır.
Geceleri ise Picasso ve Adriana
Hemingway
Zelda ve scott Fitzgerald
Dali
T.s eliot
Bunuel
Ray Bradbury ile tanışır.
Romanını kimseye güvenmeyerek okutmaz ama geçmişteki en ünlü eleştirmene okutur. Getrude Stein’e.
Filmin çarpıcı yanı ise Modigliani, Hemingway, Picasso gibi ünlülerin Adriana adlı kadına aşık olmasıdır. Adriana ile Gil de tanışır ve onun aslında Paris’e moda okumaya geldiğini fakat tablolara konu olduğunu görür. Gelecekte bir kitap satın alır ve bu kitapta Adriana Gil’e aşık olduğundan bahseder. Adriana herkesi terk edip evlenmeye giderken Gil onun yanına gider ve bir taksi bu sefer de onları 1890lara götürür yani Van Gogh, Gauguin dönemine ve Adriana Gil’den de vazgeçip moda için model olmaya geçmişte kalmaya karar verir.
Gil 1920lere döner. Romanı iyi gidiyordur. Sonrasında tekrar gününe döner ve orada Inze ile olamayacağını anlayıp onu terk eder. Çanlar yeniden çalar ve tekrar geçmişe gitmesini beklerim ama o sırada antikacı kız gelir ikisi yağmurda ıslanarak yürümeye başlar ve kahve içmeye giderler.
Gil romanı yazmaktan ziyade gerçekleri görüp, korkularını yenip, hayatın heyacanı tadarak, kendisini anlayan aşağılamayan bir aşkı bulur hem de gece yarısı Paris’te ışıklar ve yağmur altında.