Spoiler içeriyor
✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 19 } Yaz tatilinde gittiği yere kadar her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. 🔒 Yeni bir seriye…devamı✨️ Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 19 }
Yaz tatilinde gittiği yere kadar her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn.
🔒 Yeni bir seriye başlama kararı aldım.Bu seride farklı film türlerinin en bilindik ve en iyi filmlerine bakacağız. İsteyen bana katılabilir her zamanki gibi. Bu serideki amacımız kendimizi keşfetmek olacak. Bilinçsizce film izlemek de bir süre sonra bizim için boş vakit olacaktır. Bunun da önüne geçebilmek için, her türden filmler izleyerek en sevdiğimiz ve hiç bizlik olmayan film türlerini keşfedeceğiz. Şimdiden iyi seyirler.
🔓Bugün izleyeceğimi tür Acid Western. Bu tür Western filmlerinin alt türü olarak geçiyor. 1960'lı ve 70'li yıllarda ortaya çıkan bu türün asıl farklılaşma nedeni; klasik western filmlerini aşırılıklarla harmanlayan bir tür olması.
İnternetten aldığım bilgiye göre bu film Acid Western tanımlamasının bir eleştiride yapıldığı ilk film fakat bu türün çıktığı asıl zaman çok daha öncesi olduğu için buna ilk Acid Western filmi diyemiyoruz. Bu türün ilk filmi The Shooting (1967) olarak kabul ediliyormuş. Ama ben bununla başlamak istedim çünkü ben zaten Western filmlerini pek sevmem, en azından Jhonny Depp oynuyor diye kendi ön yargılarımı daha kolay kırabileceğimi düşündüm.
Uzun bir tren yolculuğu ile başlıyor siyah beyaz film. Başrolümüz William Black uyurken yolcular sürekli değişiyor ve sonunda William ulaşmak istediği kasabaya varıyor. Buraya aldığı iş teklifi mektubu için gelmiş. Fakat kılık kiyafetiyle bile çok ilgi çekiyor, ayrıca işi de alamıyor. Sonrasında bir kız görüyor, ondan hoşlanıyor ve beraber oluyorlar. Kızın sevgilisi onları basınca aşırı komik bir kanama efektiyle kız ve sevgilisi ölüyor. Sonrasında çocuğun babası katilin yani William'ın peşine düşüyor. Bizim William da şansına bir kızılderiliyle karşılaşıyor ve kızılderili onu koruyor. Çünkü adından dolayı onun ünlü şair olduğuna kendini inandırıyor.
Karşılaştığı kızılderili hayatında çok fazla şey yaşamış. İngilizler onu kaçırmış ve kabilesine geri döndüğünde onu kabul etmemişler. Bu yüzden kendine Nobody diyor. Kimse olmadığınu ve kimseyr sahip olmadığınu söylüyor. Bizim Black de onunla bu yolculuğa çıkmış bulunmakta. Beraber bir maceraya atılmışlar ve birbirlerini tamamlıyorlar.
Şiir okuyormuş hissini filmin her yerinden alıyorsunuz. Çok hassas ve kalbi çok temiz bir adamı izliyoruz. Bir de yanında kötülüklerden çıkıp kendi hayatını kuran bir adam var. İkisini beraber izlerken sanki William Black şiiri okuyorsunuz. Zaten Nobody de böyle düşünüyor.
-Gözlüğümü kaybettim.
-Belki de onlar olmadan daha net görebileceksin?
✔️7/10
'31.8.24