İmam-ı Gazâli kaleminden merhabalar. Uzun bir süredir evdeki dini eserli okumayı çok istiyordum lakin tam olarak başına oturamıyordum. Şuan tam zamanı gibi hissediyorum ve bu süreçte temin ettiğim eserlerin çoğunu okumayı planlıyorum. Bugünün durağı bu kitap oldu. İlk başta yazardan…devamıİmam-ı Gazâli kaleminden merhabalar.
Uzun bir süredir evdeki dini eserli okumayı çok istiyordum lakin tam olarak başına oturamıyordum. Şuan tam zamanı gibi hissediyorum ve bu süreçte temin ettiğim eserlerin çoğunu okumayı planlıyorum.
Bugünün durağı bu kitap oldu.
İlk başta yazardan bahsedeyim biraz.
Hüccetü'l-İslam İmam-ı Gazâlî hazretleri 450/1058 yılında bugünün Meşhedi olan Tusta dünyaya gelmiş. Babası iyi bir eğitim almasını istiyormuş. Ömrünün vefa etmeyeceğini anlayınca sûfî bir arkadaşına vasiyette bulunmuş. Bu arkadaşta hem Gazaliyi hem kardeşini babasının bıraktığı servet ile eğitmeye yönlendirmiş. Bir süre sonra nafakayı karşılayacak durumu olmayınca medresye katılmalarını tavsiye etmiş. Ve onlarda medresenin yolunu tutmuşlar. Nişabur, bağdat ve şam olmak üzere yolculukları bulunmuş. Bu yolculukların birisi sırasında yol kesiciler tarafından her şeyi elinden alınmış. Gazali sadece notlarımı istiyorum onları bana verin demiş.
Bu söz karşısına karşıda ki adam "Ondaki ilmi bildiğini nasıl iddia ediyorsun? Biz onu senden aldık, onun marifetinden çıplak kaldın, ilmin de kalmadı."
Bu sözler üzerine notlar geri Gazaliye verilmis ama gazalinin farkında vardığı şey şu olmuş.
"Halim hakkında beni irşat etmesi için onu Allah konuşturdu" bu farkındalık üzerine üç yıl boyunca kaleme aldığı notları ezberlemiş, bu sayede tekrar notlarını yitirse bile ilminden yoksun kalmayacak.
Bu eser ise şu şekilde günümüze gelmiş. Gazalinin öğrencilerinden birisi bir gün ölüm üzerine düşünmeye başlıyor ve bu noktada onun için faydalı olanın ve olmayanın ne olduğunu sorguluyor. Bunlardan kurtulmak için hocasına yazıyor. Bu sayede Gazali ve öğrencisi arasında geçen mektuplardan Eyyühel Veled yani Ey Oğul ve Kavaidül Aşar yani On Kural adlı iki kitap ortaya çıkıyor.
Ey oğul hitabının aslında tüm gençlere yol gösterici bir nitelik olduğunu fark ediyorlar ve tercümesi Mevlüt Zorlu tarafından yapılan eser bu şekilde karşımıza çıkıyor.
Kitabın dili sade ve anlaşılırdı. Anlatılmak istenen şey güzelce sadeleştirilmiş bundan memnun kaldım. Farkında olduğum etmenler varken beni düşünmeye iten detaylarıda vardı. Ve kendimde iyileştirmem gereken bir çok özellik halen mevcut.
Bu iki risalede genel olarak baz alınan şey ahlaki erdemlerdi. Bu uğurda yapılması gereken ve kaçınılması gereken şeyler kaleme alınmış Gazali tarafından. Ayrıca öğrenilen ilimin kullanılması gerektiğini, insanlara faydalı olmak için bunları kullanmamız ve hayata katmamız gerektiğinin altını çiziyordu. Çok doğru çok...
İnsan nefsine zor gelen maddeler vardı ve bunun çoğunlukta farkında olsakta ne denli kendimize hakim olup ahiret hayatı için fedakârlıkta bulunuyoruz bilmiyorum.
Bir yerde tevekkül hakkında şu söz geçiyor.
"Allah Teâlâ sana bir şey takdir ettiyse -bütün dünya mani olmaya çalışsa da- o şey sana mutlakaca ulaşacaktır. O'nun takdir etmediği bir şeye ise -kim ne yaparsa yapsın- asla sahip olamazsın."
Tevekkül kelimesinin ne demek olduğunu tam anlamı ile bu yıl anladım. Dayanamadığım noktada kendimi sakinleştirip sürekli kendime tekrar ettiğim bir cümleydi bu. Belki de bunu öğrenmem için bu sınanmayı yaşamam gerekiyordu.
Kısaca tevekkül cidden insanın yüreğine ferahlık veriyormuş bir noktada.
Kitapta hoşuma gitmeyen bir şey vardı. Hz peygamberin şeriatı gibi cümleler kullanılıyor. Bildiğim kadarı ile şeriat diye bir şey yok ve zaten bizim dinimiz İslamiyet olarak geçiyor.
Onun dışında bu eseri okumak benim için çok iyi oldu. Altını çizdiğim yerleri tam anlamı ile hayatıma katmayı çok istiyorum. İnşallah buna vâkıf olurum.
Tekrar görüşmek üzere. ✨