‘‘Ölerek savaş kazanamazsınız, savaş başka aptalların ölmesini sağlayarak kazanılır.’’ Savaşa farklı açılardan gösteren bir sürü film izledim. Savaşı bizzat içerisinden gösteren, savaşı düşman gözünden gösteren, mazlumun gözünden, zalimin gözünden gösteren filmler. Savaş psikolojisini anlatanlar... Şimdi de savaşa bir genaralin gözünden…devamı‘‘Ölerek savaş kazanamazsınız, savaş başka aptalların ölmesini sağlayarak kazanılır.’’
Savaşa farklı açılardan gösteren bir sürü film izledim. Savaşı bizzat içerisinden gösteren, savaşı düşman gözünden gösteren, mazlumun gözünden, zalimin gözünden gösteren filmler. Savaş psikolojisini anlatanlar... Şimdi de savaşa bir genaralin gözünden bakıyoruz ve savaşı komuta etme stilinin o savaşın stilini, ülkenin diplomasini ne denli etkilediğini görüyoruz. Belki askerlerin psikolojisini de nasıl etkilediğini görebilsek daha etkileyici bir anlatım sunabilirdi film bizlere.
Film, 2. Dünya Savaşı'nın en önemli ve belki de en aykırı komutanlarından biri olan General Patton'un, yani George Smith Patton'un biyografisini sunuyor. Tabii biyografi deyince doğumundan ölümüne bir anlatım aklınıza gelmesin. Sadece savaş zamanındaki General olan George Patton'u izliyoruz. Onun askeri dehasına, savaşa olan aşkına, aykırı yönetmenliğine tanıklık ediyoruz. Eh en önemlisi dilinin kemiği olmamasına. Öyle ki müttefiklerine bile laf atan onları inceden inceye savaşa davet edecek kadar söylediklerine dikkat etmeyen ve de savaşa aşık olan bir adam Genaral Patton.
Savaş filmlerini severim ama savaş tarihine çok da ilgim yoktur. Oturup araştırmam, kim ne yapmış, ne etmiş, kimin görevi neymiş pek bilmem. Sadece temel bilgileri. O da lisede öğrendiklerimden aklımda kalan veya orada burada duyduklarımdan ibaret. Bu filmden sonra Genaral Patton'un hayatını araştırma isteği duydum. Bu noktaya nasıl geldiğini, onu bu denli aykırı ve savaş düşkünü bir komutan olmaya iten sebepleri öğrenmek istedim. Film bunları göstermiyor maalesef ki. Direkt olaylara ortasından dalıyoruz.
Savaşa ve savaşla ilgili şeylere ilginiz alakanız olmasa dahi Genaral Patton alakanızı çekebilecek bir askeri lider. Kendisi Çöl Tilkisi lakaplı Alman komutan Erwin Rommel'i kendi silahıyla vurup -Rommel'in taktiğini kullanmasından bahsediyorum.- savaş alanından sürebilecek kadar zeki biri. Ancak üstlerine yaptığı itaatsizlikler, askerlerine davranış biçimleri ve müttefiklerine olan tavırları sebebiyle de sık sık komutadan uzaklaştırılan ve rütbesini tehlikeye sokan biri. Ne olursa olsun geri adım atmayıp kendi benliğinden vazgeçmemesi de bence onu bu denli iyi komutan yapan detaylardan biri. Amerika'lıların savaşa ve kazanmaya dair hırsını tek bir adam üzerinden öyle net görüyoruz ki... Üstüne söyleyecek bir kelime yok.
Filmin tek eksi yanı temposunun çok ağır olması bu da yetmezmiş gibi uzun olmasaydı. Evet, böyle bir filmi 1-2 saatte çekip geçemezler. Zaten 3 saat olmasına rağmen bir şeylerin eksik olduğunu belirttim, görmek istediğim ama göremediğim başka şeylerin olduğunu. O yüzden süresine dair pek şikayetim olmasa da temposunun biraz daha coşkulu olmasını beklerdim.
Filmi bu kadar iyi kılan şey Genaral Patton karakterine hayat veren George G. Scott'un harika oyunculuğu bence. Kendisi canlandırdığı karakterin hırsını, öfkesini, deliliğini ve de dehalığını çok çok iyi yansıtmış ekranlara.
Açılış sahnesini çok beğendim filmin. Sadece bir konuşma ama o konuşma savaşı, Amerikalıların hırsını, diplomasiyi ve de düzeni özetliyor. Filme önden derin bir bakış açısı sunuyor aslında.