💭Sevgili Dost, Postanedeki memur, kağıt parayı ışığa tutarak 'sahte' olduğunu anladı. Sen nasıl ayıracaksın sahteyle gerçeği? 💭Sevgili Dost, Bir şehrin en güvenilir yerinin hastaneler olduğunu söyledi bir doktor arkadaşım. Çünkü savaşta bile hastaneler bombalanmaz.. 💭Sevgili Dost, Geçen sabah senin üzüntülü…devamı💭Sevgili Dost,
Postanedeki memur, kağıt parayı ışığa tutarak 'sahte' olduğunu anladı. Sen nasıl ayıracaksın sahteyle gerçeği?
💭Sevgili Dost,
Bir şehrin en güvenilir yerinin hastaneler olduğunu söyledi bir doktor arkadaşım.
Çünkü savaşta bile hastaneler bombalanmaz..
💭Sevgili Dost,
Geçen sabah senin üzüntülü olduğunu söylediler. Dokunsalar ağlayacakmışsın. Dokunmamışlar. Yine de ağlamışsın.
💭Sevgili Dost,
Herkesin seviyormuş gibi yaptığı ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz.
💭Sevgili Dost,
İkiside yönetiyordu, ikisinin de elinde değneği vardı. Bir gün çoban ve orkestra şefi değneklerini değiştirdiler. İşte o günden beri koyun kahkahalarıyla çınlar vadiler.
💭Sevgili Dost,
Son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey, insanın güvenidir; o güven ki insanlığın dilini konuştuk mu, bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırırdı bizi. Gözlerimizin önünde yalan söylediler, insanı küçülttüler, öldürdüler, sürdüler, işkencelere soktular. Ve hiçbir sefer bunu yapanları yaptıklarının kötü olduğuna inandırmak mümkün olmadı. Çünkü kendilerinden emindiler. İnsanlar arasında sürüp giden uzun diyalog bitti.
💭Sevgili Dost,
'Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormana' şarkısını söyleyen çocuklar, şimdi büyüdüler. Büyüdüler ve baltalarını gömmediler. Büyüdüler ve uzun ipleriyle birbirlerini asmaya kalkıştılar. Ormana ne mi oldu? Yerine kanunlarını bırakarak kayıplara karıştı. Şimdi çıplak tepelerden, 'dağ başını duman almış', şarkıları yükseliyor. Herkes yürüse de güneş ufuktan bir türlü doğmuyor.
💭Sevgili Dost,
Şu günlerde, 'iyi misin' sorusunu herkes aynı şekilde cevaplıyor. 'Bu ortamlarda ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim'. Karartıcı haberler birbiri üstüne felaket koleji gibi yapışıyor. Yapışıyor da çantasını çaldırmamak için trenle peron arasında sıkışıp parçalanan kadın, akşam yemeğinizi iştahla yemenize mani olamıyor. Ormanlara atılan mazlum cesetler izleyeceğimiz bir futbol maçının keyfine gölge düşürmüyor. Sevdiğimiz insanlara karşı yapılan büyük haksızlıklar karşısında bile, dudaklarımızdan ancak birkaç zayıf cümle dökülebiliyor. Üzüntü kalbe inemiyor, kalp buğz edemiyor.
💭Sevgili Dost,
İnsanlar birbirine mektup yazmalı. Çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz. Çünkü mektup düşünülerek yazılır. Birdenbire ağzımızdan kaçan kelimeleri hiçbir şey geri getiremez. Söylediklerimizin üstü çizilemez. Çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir; sözümüz kesilir, içeriye o anda biri girer, okunan mektupsa mutlaka tamamlanır.
💭Sevgili Dost,
Şimdi kibritini çak ve bana insanların birbirinin acılarından nasıl zevk alabildiklerini anlat. Diyelim bunu anlatamadın, o zaman yanıbaşlarında kendilerine ihtiyaç duyan birine karşı gösterdikleri kayıtsızlığı açıkla. Bunu da mı açıklayamadın, o hâlde Geothe'nin, Genç Werther'in Acıları'nda sorduğu şu soruyu cevapla: Nasıl oluyorda insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?
💭Sevgili Dost,
Bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız, ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır..
💭Sevgili Dost,
Mektubun gelmedi. Bu, sana yazmamı engellemiyor. Asıl mektup gelmediğinde yazılmalı. Çünkü yazmamak da bir mektuptur, yazılandan daha güçlü satırlar içeren.
_____
✨4,5/5
⌛14.10.2024