Kitaba puanım 7/10. Okur kitleyi ikiye ayıran bir kitap. Seveni de var sevmeyeni de. Ben nötr kaldım kitap için. Bir deniz ve balıkçıyı anlatması yönüyle tıpkı bir balıkçının ağzından yazılıyormuş gibi aktarmada çok ustaca ele almış Hemingway. Balıkçılık terimleri o…devamıKitaba puanım 7/10.
Okur kitleyi ikiye ayıran bir kitap. Seveni de var sevmeyeni de. Ben nötr kaldım kitap için. Bir deniz ve balıkçıyı anlatması yönüyle tıpkı bir balıkçının ağzından yazılıyormuş gibi aktarmada çok ustaca ele almış Hemingway. Balıkçılık terimleri o kadar fazlaydı ki bir balıkçı okusa onun için daha anlaşılır betimlemeler olabilirdi. Başta durum hikayesi gibi görünürken sonradan olaya çeviriyor kitap kendisini.
Baş kısımlarda yaşlı adam ve çocuğun diyaloğu üzerine ilerlerken sonradan monolog halini alıyor.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Küba/ Havana’da bir balıkçının okyanusta yaşadıklarını anlatan kısa bir roman.
Balıkçı ile beraber o teknedeki yalnızlık ve çaresizlik bizim de iliklerimize işliyor. 87 gün boyunca teknede kalan Yaşlı adam (Santiago) ve çocuk (Manolin) hiç balık avlayamayıp 87 gün sonunda buluyorlar. Çocuk ailesiyle beraber değil fakat yaşlı balıkçıya dost oluyor. Ona yemek veriyor. İşlerini yapıyor. Uyuması için battaniye getiriyor. Fakat balıkçı ikinci kez çıkarken çocuktan ayrı avlanmaya çıkıyor. Teknede büyük bir balık yakalıyor fakat balıkla oyun oynuyor. Onu hemen öldürmüyor. Bu sırada kendisine de acı veriyor aç kaldığı için çiğ balıklar yiyor ve uykusuzlukla, elinde misinayı tuttuğu için zorluklarla mücadele ediyor. Ben seni değil sen beni öldürüyorsun balık diye konuşuyor. Ardından yara bere alıyor. Her anında keşke çocuk burada olsaydı diye iç geçiriyor ve burada yaşlı bir insanın yalnızlığını görüyoruz.
Teknede denizi ne kadar sevdiğine de şahit oluyoruz. Denizde her şey mümkün gökyüzü daha berrak hava durumunu buradan anlayabiliyoruz ama karada bunu kestirmek imkansız diyor.
Balığı severek, onu besleyerek günlerini geçiriyor ve en sonunda onu öldürüyor. “Onu öldürmem Günah değil. Çünkü onu daha öncesinde sevdim.” diyerek öldürmeyi yumuşatıyor. Ve şunu da ekliyor. “En azından kendimden birisini öldürdüm güneşi veya ayı öldürmek zorunda kalsam daha mı hoştu ? “ aslında öldürmeyi seçmeyip de bunu kadere bağlıyor ve kendince açıklamalar üretiyor. Ben balıkçı olarak doğdum. O yüzden bunlar bana günah değil diyor. Dine bakışını da buradan görüyoruz yazarın.
Kılıçbalıgını öldürüp teknesine alıyor. Tam 650 tonluk bir balık. Fakat başardı diyemiyoruz ardından köpekbalıkları saldırıyor ve parça parça balığı alıp götürüyor. Yaşlı adam yorgun, yaralı ve balığın sadece kafası kalmış. Satıp insanları doyuracağı balığı köpekbalıkları yiyor. Ve son gelen köpekbalığını öldürüyor. Bu sırada kıyıya ulaşıyor ve günler sonra onu bulduğu için çocuk çok heyecanlı bir daha asla yalnız balığa gitmesine izin vermeyecek yaşlı adamın.
Yaşlı adamı içeriye dinlenmeye alıyorlar o da yakaladığı kılıç balığının kafasını teslim ediyor arkadaşlarına ve kıyıya bir iskelet vuruyor. Köpekbalığı iskeleti.
Ben köpek balığı öldürdüm hem de küçük bir teknede yetersiz ekipmanla diyen bir balıkçıya kimse inanmazdı sanırım ama iskelet bunun gerçekliğini doğruluyor.
Balıkçılığın bir sabır ve mücadele işi olduğunu da pek çok ayrıntıda görüyoruz.
Birçok kez sahneye uyarlanmış bu romanda Hemingway kimseden etkilenmedim dese de teknesinin kaptanı olan Gregerio Funtos’dan etkilendiğini öne sürmektedirler.