. Sizce yalan denen şey zamanın başından beri hiç var olmasaydı neler olurdu? Söylenen her şeyin, istisnasız her şeyin doğru kabul edildiği bir Dünya. Sözün diğer bütün kanıtlardan önce geldiği bir Dünya. Tek bir dil hareketi ile gerçekliğin değiştirilebileceği bir…devamı. Sizce yalan denen şey zamanın başından beri hiç var olmasaydı neler olurdu? Söylenen her şeyin, istisnasız her şeyin doğru kabul edildiği bir Dünya. Sözün diğer bütün kanıtlardan önce geldiği bir Dünya. Tek bir dil hareketi ile gerçekliğin değiştirilebileceği bir Dünya. Bir şey dersin ve herkes inanır çünkü o gerçektir. Bu sorunun ne denli büyük olduğunu anlıyabiliyor musunuz ha? Bununla ilgili tahminler yapmak ne kadar mantıklı bilmiyorum ama yapmamak da mantıksız geliyor, deneyelim bakalım...
Neler değişirdi peki? Belki uygarlık denen şey hiç var olmazdı, belki hiçbir insan türü de yok olmazdı veyahut belki de neslimiz tükenirdi. Tarihteki bilinen ya da bilinmeyen bütün büyük insanlar belki hiç var olmazdı, belki de şimdiye kadar adını bile duymadığımız insanlar "Medeniyetin temelini atan kişiler" olarak hafızamızda yer edinirlerdi. Belki de dinler hiç var olmazdı ya da bilim kelimesinin sözlükte çok farklı bir karşılığı olabilirdi (Bilim de bir çeşit yalandır aslında, doğruları bulmak için söylenen bir yalan). Düşünsenize, böyle bir Dünya'dasınız ve kağıda 3 yazıyorsunuz ama karşınızdaki insana "Burada 5 yazıyor" diyorsunuz, işte bu insanın kafa karışıklığını tahmin bile edemiyorum, hiçbirimiz edemeyiz. Filmde de söylendiği üzere tek gerçek "tarih" olurdu. Unutmayın, herkes sadece gerçekleşmiş şeyleri söyleyebiliyor çünkü DNA sarmalımızdaki "yalancık" genleri günümüzün aksine yok, evrim geçirmemiş. İşte bu film insanlık tarihindeki ilk yalanı anlatıyor ve bunu ilk yalancının bakış açısından izliyoruz. Film bana 1984 kitabını anımsattı. Yanlış hatırlamıyorsam şöyleydi; "Geçmişi denetim altında tutan geleceği de denetim altında tutar, şimdiyi denetim altında tutan geçmişi de denetim altında tutar". Bu filmin mantığından bakarsak yalan söyleyebilen bir kişi, tarih hakkında yalan söyleyebilen bir kişi geçmişi değiştirebilir, bilinmeyeni bilebilir. Tek gerçek insanların zihinlerindekidir. Bu kişi geleceği de değiştirebilir. Aynı zamanda Dünya'ya bile hükmedebilir. İroniktir ki bunu düşünmek için zihnimizi yormamıza hiç gerek yok, çünkü... Etrafınıza bir bakın ya, şu anki yöneticiler usta birer yalancı değiller midir? Pardon, bu bir soru değildi. En iyi yalanı söyleyen kişi, basamakların en tepesinde yer alır. Sanırım yönetmek demek bir nevi yalan söylemek demektir, neyse. İster istemez akla şu sorunu da getiriyor; Tek bir gerçek var diyelim, yalan denen şeye de kullandığımız ya da kullanmadığımız kelimelerin bu gerçeği desteklememesi diyelim? Şöyle gelin:
Biraz klasik olacak ama Monopoly'deki o meşhur ana karakteri bilirsiniz değil mi? Hani şu kapitalist "kılıklı" herif. Size sorayım, hatırlamaya çalışın ve şu soruya cevap verin; sizce bu adam mercek (monokl) kullanıyor mu?
Bence kullanmıyor, ama çoğu kişi kullandığına yemin bile edebilir. Tek olan gerçeğe baktığımız zaman ise ne görüyoruz? Haklıymışım, kullanmıyor. Şimdi, siz bana yalan mı söylemiş oldunuz? Peki neden bana doğruyu söylemediniz? Haa, anlıyorum, doğruyu söylediğinize inanarak cevap verdiniz, yalan söylemediniz ve doğruyu da saklamadınız. Şimdi kendimizi filmdeki evrene ışınlayalım... Böyle bir olay olsaydı, ben soruyu sorduktan ve siz de cevap verdikten sonra, internete girip asıl olana baksaydık, (Ha, belki şu an internet bile olmayabilirdi) kağıda 3 yazıp da 5 yazdım diyen insandan ne farkınız kalırdı ki? Tamam, belki birkaç farkınız olabilir ama ben kesinlikle karşınızdaki o adam olurdum, hani şu kafa karışıklığını tahmin bile edemeyeceğimiz adam. Belki de o an ne yapacağımı bilemeyip sizi oracıkta boğazlardım, kim bilir?
Film bittiğinde aklıma bu takılmıştı işte, bana katılmayan ya da mantıklı bir açıklaması olanlar bu yorumu yanıtlarsa sevinirim.
Ricky Gervais, komedyen ve aynı zamanda da bir ateist olduğundan ötürü yine izleyicilere kara mizah eşliğinde bir şeyler anlatmaya çalışıyor, dinler tarihine farklı bir bakış açısı. After Life dizisinin mizahını sevenler eminim ki bu filmi de sevecektir. Film bittiğinde şunu fark ettim; hiçkimsenin "sevmediği" yalan denen şeyin yokluğu ne kadar da büyük bir değişime yol açıyor, bugünün çerçevesinde baktığımızda karşındaki kişiye "Ben dürüst bir insanım" bile diyemezsin. Yalan yoksa dürüstlük de yoktur, garip. Bir şeyi ayakta tutan aynı zamanda onun zıttıymış meğerse. İnsanların, karşısındaki insanda bulmak için her taşın altına baktıkları dürüstlük, yolda giderken ayakkabınızın altına yapıştığı zaman küfürler savurup, kurtulmak için Moonwalk yaptığınız sakız kadar bile değil. Uzatmak istiyorum ama üşenip okumayabilirsiniz, insanlık hâli. Film müthiş, izlerken yüzümde sürekli bir tebessüm vardı ve ister istemez de düşündürtüyor. İster istemez dedim de düşünmek istemiyorsun izleme lan. Neyse, cidden bunu önermeseydim rahat uyuyamazdım. İzleyin izlettirin, şu andan itibaren bana sadece "İyi seyirler" demek düşüyor. Ee, İyi seyirler o zaman.