Udi'den sonra Fatma Aliye'nin kadına, topluma, evliliğe ilişkin bakış açısını biraz daha net görebilmek adına bu kitabı okumaya karar verdim. Çünkü bu konudaki düşüncelerini en net gösteren kitap bunun olduğunu düşünmüştüm. Çok anlamlı konulara değinse de net bir düşünce yansıtmsayıp…devamıUdi'den sonra Fatma Aliye'nin kadına, topluma, evliliğe ilişkin bakış açısını biraz daha net görebilmek adına bu kitabı okumaya karar verdim. Çünkü bu konudaki düşüncelerini en net gösteren kitap bunun olduğunu düşünmüştüm. Çok anlamlı konulara değinse de net bir düşünce yansıtmsayıp meseleleri her açıdan ele almış. Farklı farklı bakış açılarını okumak hoşuma gitti.
Kitapta 5 kadının birbirlerine gönderdikleri mektupları okuyoruz. 3 tanesi evli 2 tanesi bekar olan 5 kadın. Mektuplarında evliliklerinden, aşka, evliliğe bakış açılarından bahsedip birbirlerine tavsiyeler verip tavsiyeler alıyorlar. Osmanlı'da kız WhatsApp grubu gibi bir şey yani bu mektuplaşmalar. Dili biraz ağır olsa da kısalığı sebebiyle hemencecik okunulacak bir eser. 'Dönemin sorunlarına değinmiş.' gibi klişe bir cümle kurmayacağım. Zira kitaptaki evlilikle ilgili meseleler sadece o dönemin değil, her dönemin sorunu. Aradan 100 seneden fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ benzer şeyleri yaşıyor, yaşatıyor, yaşama ihtimalinin içinde bulunuyoruz.
Biraz karakterlerden bahsetmek istiyorum. Fehame, benim en çok dikkatimi çeken karakter oldu. Çok zeki, anlayışlı bir kadındı. Aslında mektuplarında verdiği akıllarda mantıklıydı. Fakat kendisini mutsuz bir evliliğe hapsetmişti. Çünkü çocukları için kocasına katlanması gerektiğini düşünüyordu, bir ekonomik özgürlüğü de yoktu. Fehame'den yola çıkarak bir kez daha anlıyoruz ki kadının ekonomik olarak özgür olmasının ne denli önemli olduğunu öğreniyoruz. Fehame, görücü usülü evlilik yapmış bir kadın bu arada. Fakat buradan görücü usulünün her zaman mutsuzluğa yol açtığını söyleyemeyiz. Zira Mehabe'de görücü usülü evlilik yapmış bir kadın ama evliliğinde gayet mutlu, saygı görüyor.
Mutsuz evliliğin bir diğer örneğini de Sabahat oluşturuyor. Sabahat'ta Fehame gibi evliliğinde mutsuz bir kadın. Lâkin onunkisi aşk evliliği. Buradan anlıyoruz ki evlilik öncesi duyulan sevgi ve saygı evlilikten sonra her zaman duyulmuyor. Fakat Sabahat kendini bu evliliğe mecbur hissetmiyor ve boşanmayı düşünüyor. O dönemde bu büyük bir cesaret örneği. Gerçi günümüzde de büyük bir cesaret örneği...
Bekar karakterler var demiştim; Sabahat'ın kız kardeşi Nabahat ve görümcesi İtimat. Evlilik kurumuna uzak iki karakteri görüyoruz onların mektuplarında. Onların mektuplarını okurken çevredeki kötü evlilik örneklerinin gençleri nasıl etkilediğini görüyoruz. Fakat evlilik fikrinden de tam olarak uzaklaşmıyorlar. Nabahat anne olmak istiyor mesela. Evlilik meselelerine her ne kadar uzak olsa da annelik arzusunu içinden söküp atamıyor. İtimat ise abisi gibi olmayan biriyle mutlu bir evlilik yapacağını düşünüyor.
Evlilik kurumuyla alakalı sorular soran, sorulara cevap arayıp bulan, aşkı evliliği olabilecek her bakış açısıyla incelemeye çalışan bir eser. Kadınların yaşadığı zorluklara birebir değiniyor.
F. Aliye'nin isim tercihlerini farklı buluyorum ve anlamlarını araştırma isteği duyuyorum. Onları sizinle paylaşacağım.
Fehamet; saygınlık, değer onur.
Mehabet; saygıdeğer kimselere duyulan saygı. yücelik, ululuk.
Sabahat; latiflik, güzellik.
Nabahat; şan, onur, şeref
İtimat; güven.
F. Aliye bu isimleri bile isteye mi seçti yoksa öyle mi denk geldi bilmiyorum ama gerçekten de kitaba ve karakterlere yaraşır isimler seçmiş. Kadınların hepsine bir değer atfetmiş. Fehame'yi Fehime olarak da düşünebilir. O da 'anlayışlı, zeki kadın.' demekmiş. Fehame'ye yaraşır bir isim.