- 31.10.2024 - Nereden başlasam bilemiyorum, tam da kadın cinayetlerinin böylesine arttığı bir dönemde bu film göğüs kafesimin ortasına bir bıçak gibi saplandı. Kadınlar, sesi güzel diye, kıyafeti açık diye, erkek arkadaşı var diye, yanında erkek yok diye, başında babası…devamı- 31.10.2024 -
Nereden başlasam bilemiyorum, tam da kadın cinayetlerinin böylesine arttığı bir dönemde bu film göğüs kafesimin ortasına bir bıçak gibi saplandı. Kadınlar, sesi güzel diye, kıyafeti açık diye, erkek arkadaşı var diye, yanında erkek yok diye, başında babası yok diye, çalışıyor diye, dansöz diye, haketti diye ölmez, kadınlar sadece canavara dönüşmüş erkeklerin sefil kalplerindeki kötülük yüzünden ölür. Hiçbir kadın, ne dövülmeyi ne de öldürülmeyi haketmez. Kadın anne olmak, abla olmak, eş olmak zorunda değildir, kadın kadındır. Atatürk’ün söylediği gibi, “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
Kıymetli ses sanatçısı Bergen’in yaşantısını hepimiz duymuşuzdur ama detaylarını bu kadar bilmiyordum. Farah Zeynep Abdullah ve diğer oyuncular çok kaliteli bir iş çıkartmışlar ortaya. Zaten Farah Zeynep çok kaliteli bir oyuncu, hangi yapıma katılsa o yapımda parlatıyor kendini. Sinematografi çok güzeldi, gerçekten kaliteli bir yapım olmuş. Her sanatçının filminin yapılmasını doğru bulmuyorum ama kıymetli sanatçıların film yapılarak adının anılmasını, akıllardan silinmemesini doğru buluyorum, Bergen de bunlardan biri. Filme diyecek söz yok, her şeyi çok başarılıydı.
Konservatuar okuyan genç kızımız maddi durumlar elvermediği için kendisi sahnede buluyor. Maalesef ki orda tanıştığı bir adam hayatının kabusu oluyor. Annesinin çırpınışlarına o kadar üzüldüm ki, keşke elinden bir şey gelebilseydi. Bu arada, birçok insanın Bergen için kendi elleriyle celladına gitmiş diyeceğini tahmin ediyorum ama lütfen empati kurarak düşünün. O dönemde adınız birisiyle anıldığında, kötü anılmaması için ciddi bir ilişki yaşamaya ve temize çekmeye çalışırsınız. Keza Bergen baba sevgisini tam olarak hissedememiş, karşı cinsle olan bağını tam olarak öğrenememiş ve kaygılı bağlanma yaşayacak bir genç kızdı, edilen tehditler de zaten tuzu biberi. Bu yüzden her ne kadar geri dönmesini istemesek bile, neyi neden yaptığını anlamalıyız, anlamadan suçlamayın. Ki geri dönüp affetse bile bu yine bunları yaşamayı hakettiğini göstermez. Benim anlamadığım, filmin sonunda da gösterildiği üzere adam Bergen’e ve annesine bunca şeyi yaptıktan sonra Almanya’ya kaçmış. Türkiye’ye geri iade edilmiş ve 15 yıl hapis cezası almış, iyi hallerle 3 yıla düşürülmüş, en sonunda bazı şartlar göz önünde bulundurularak 7 ay yatıp çıkmış. Bu nasıl mümkün olmuş? Bir kadını kezzapla yakmaya çalışıp (üstelik bunu seri katil tutarak), kaç kere şiddete başvurup üzerine de silahla vurarak öldürmüş ve 3 ay yatıp çıkmış. Ne diyebilirim bilmiyorum. En çok can yakan kısmı ise, annesini sürekli “Kemiklerini bile bırakmayacağım size.” diye tehdit ettiği için kadının kızının kemiklerini korumak için mezarına kilitli kafes yaptırması. Ulan bir kadının kemiklerini korumak için bile kafese ihtiyaç duyması nasıl bir duygudur! Bu zihniyetteki tüm insanlardan etimle kemiğimle tiksiniyorum.
Puanım: 10/10