Cem Karaca’nın Gözyaşları / 2024 ...ya da “Seyircinin Kahır Gözyaşları”. Cem Karaca’nın davudi sesi, kendine has duygusu yüksek yorumu, giyimi, mimik ve jestleriyle yaptığı müziğin ülkemiz müzik tarihindeki yerini yadsımak imkansız. 1970’lerin efsanesidir. Yaşamı da ilgi çekici. Azeri kökenli tiyatrocu-sinemacı…devamıCem Karaca’nın Gözyaşları / 2024
...ya da “Seyircinin Kahır Gözyaşları”.
Cem Karaca’nın davudi sesi, kendine has duygusu yüksek yorumu, giyimi, mimik ve jestleriyle yaptığı müziğin ülkemiz müzik tarihindeki yerini yadsımak imkansız. 1970’lerin efsanesidir. Yaşamı da ilgi çekici. Azeri kökenli tiyatrocu-sinemacı bir baba ile Ermeni kökenli operet-sinema oyuncusu bir annenin, kendi deyimiyle “yalıda uşaklar, özel şoförlerle büyümüş, kolejde okumuş” çocuğu, tiyatro ve müzikle erken yaşta tanışan, rock’n roll söyleyerek başladığı, rock ile halk müziğini harmanlayarak devam ettiği müzik yaşamında önemli yer edinmiş, sürgüne gitmiş, vatandaşlıktan çıkarılmış, yeniden vatandaşlığa alınmış, bol bol evlenmiş, gündemden hiç düşmemiş bir isim. Böyle bir ismin filmini yapmak bilgi, özen ve dikkat ister. Ancak, Yönetmen Yüksel Aksu filmin başına koyduğu “Cem Karaca’nın Yaşamından Esinlenilmiştir” cümlesiyle kendini sağlama almaya çalışsa da özensizlik, bilgisizlik ve dikkatsizlik dolu sahneler maalesef izleyiciye kahır gözyaşları döktürüyor. Başrol oyuncusunun 300 saat müzik dersi aldığını ve şarkıları bizzat seslendirerek “harika bir iş çıkardığını” vurgulamak filme inanmamız için yeterli olmuyor.
Öncelikle İsmail Hacıoğlu, Cem Karaca rolüne hiç yakışmamış. Jest ve mimikler oturmamış, makyaj zayıf (hele ki genç Cem Karaca sahneleri korkunç), özellikle gözlük takmayı en başından beri benimsememiş görünüyor, kıyafetler iğreti kalmış. Oyunu abartılı, yer yer karikatürize. Kendisinin Yılmaz Güney’i de canlandıracağını okuduğumda üzerime ayrıca bir fenalık geldi. Başka oyuncu yok mu? Mesela Süleyman Demirel filmi çekilse onu da mı İsmail Hacıoğlu oynayacak? Oynamasın lütfen.
Toto Karaca’yı canlandıran Yasemin Yalçın filmin tek inandırıcı karakteri. İyi seçim, başarılı oyunculuk. Fikret Kuşkan idare eder. Türkçeyi, Hindistan’da doğup büyüyen bir Türk kızı gibi ağzının içinde yuvarlayarak, kapalı kapalı konuşan Melisa Aslı Pamuk, Emel Sayın’ı sadece saçıyla canlandırabilen Melisa Döngel, Cahit Berkay’ın uzağından bile geçemeyen Alper Saldıran...
Mekanlar sınırlı (dönemin ruhunu vermeye kıyafetler yetmiyor ne yazık ki), teknik hatalar var. Örneğin, Cem Karaca’nın üçüncü eşi Feride Balkan sarı saçlı bir kadın ama filmde hep siyah saçlı; aynı şekilde Toto Karaca’nın saçları, Emrah Karaca doğduğunda beyazlamış olduğu halde filmde son anlara kadar siyah.
Gelelim senaryoya... Müzik insanlarını anlatan filmlerin kulis-konser sahnesiyle başlaması ve bu sahnenin o kişinin yaşamında önemli bir dönüm noktasına işaret etmesi (ilk aklıma gelenler Bohemian Rhapsody, Bergen) geleneğiyle başlayan film, onun müziğini besleyen kaynakları, çalışmalarını yeterince anlatmadan, orta karar Yeşilçam filmi tadında dümdüz devam ediyor ve 1987 sonrasındaki Cem Karaca’yı es geçmeyi tercih ederek bitiyor. Tehlikeli sulara girmiyor, sürekli duygulara oynuyor (Genç bir izleyici yorumunda “Cem Karaca’nın yaşamının bu kadar acıklı olduğunu bilmiyordum, neler çekmiş rahmetli, çok üzüldüm” diye yazmış.)
Beni rahatsız eden bölümlerden biri Almanya’daki Cem Karaca tiplemesi oldu. Oradayken konser turlarına çıkan, albümler yapan (ki biri Almanya’daki Türklerin yaşadığı zorlukları anlatan Die Kanaken albümü), tiyatro oyununda yer alan, üretkenliği bırakmamış biri olmasına rağmen, filmde bunalım içinde yaşayan, duvarlarda şişeler patlatan trajik bir karakter var. Genel olarak karakter anlatımları zayıf. Türkiye’de yapılmış benzer filmler içinde karakter çalışması en iyi olan “Müslüm (2018) bence.
Bu tür filmlerin ortak yazgılarından biri de bir şekilde mahkemelik olmayı başarmaları. Cem Karaca’nın Gözyaşları filmi de son eş İlkim Karaca ile oğul Emrah Karaca arasındaki çekişmeden nasibini alıp gösterimden kalkmıştı. Birkaç gün önce filme dijital platform izni çıktı ve izledik böylece (İki Gözüm Ahmet: Sürgün’de Gülten Kaya; Garip Bülbül Neşet Ertaş’ta aile; Müslüm’de Muhterem Nur yapımcıyı dava etmişlerdi.)
Merak ediyorsanız izleyin, yoksa vakit kaybı.