“Oğuz Atay”ın Anısına... Edebiyat dünyasının en güzel, yakışıklı abilerinden, O... Onunla tanışan herkesin hayatına bir iz bırakmayı başaran bir güzel adam, O... İnsanın düşünce dünyasını karıştıran yazardır, O... 13 Aralık (1977) O’nun ölüm yıldönümü... ‘Tutunamayanlar’la insanı anlattı; ‘Tehlikeli Oyunlar’la izlerini…devamı“Oğuz Atay”ın Anısına...
Edebiyat dünyasının en güzel, yakışıklı abilerinden, O... Onunla tanışan herkesin hayatına bir iz bırakmayı başaran bir güzel adam, O... İnsanın düşünce dünyasını karıştıran yazardır, O... 13 Aralık (1977) O’nun ölüm yıldönümü... ‘Tutunamayanlar’la insanı anlattı; ‘Tehlikeli Oyunlar’la izlerini sürdük hayatın; ‘Korkuyu Beklerken’le yüreğimiz hüzünle çarptı durmadan... İyi ki hayatımızdan geçtin, iyi ki hayatımızda yer ettin Oğuz Atay...
Hiç Oğuz Atay okumamışlar... Olric'i yaratan mühendisi, zamanında ‘Tehlikeli Oyunlar’ oynamak isteyen büyük yazarı okumamışlar... Yerinizde olmak, onunla yeniden tanışmak, kitaplarını ilk defa okumak çok isterdim... Anlaşılamamayı, onun verdiği hüznü, içindeki 'büyük ve güzel şeyler'in hasretini ve tüm anlaşılamayanları anlattığını tekrar tekrar okumak isterdim... Okuyun hiç okumamış olanlar, “Canım insan” diyerek okuyun...
“- Herkes geçer diyor. Geçer mi olric? Herkes ne bilir acımı. Herkes ne bilsin acımızı. Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan ve o nefeste boğulmaktan sıkıldım. Ki nefessizlikten değil, nefesten boğulmaktır marifetimiz olric.
- Evet efendimiz.
- Bana katıldığını bilmek güzel. Arada ses vermen güzel. İçimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan.”
“Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan; acıtır, konuşsan; kanatır.”
“Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?"
“Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir.”
“Çocukluğun biteceğini bilseydim, her ne pahasına olursa olsun oynardım; ben de hiç olmazsa ihanet ederdim...haini oynardım, korkağı oynardım, fakat oynardım; kimse beni sahneden çıkaramazdı. Büyüyünce bu rolleri oynamak pek hoş olmuyordu.”
“Çok yükseğe çıkamam, bende yükseklik korkusu var ve kimseyi yarı yolda bırakamam, bende 'alçaklık korkusu' var.”
"Ne zaman hayata tutunmaya çalışsak, hep mahrem yerleri geldi elimize.”
“Bırakın bu ayakları, kaçınız çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsak güya hepiniz âşıktınız.”
"Neden yalnızlıktan şikâyetçidir ki insan. Ne yani, mutlu olması için bir sevgiliye mi muhtaçtır her zaman..."
“Durup bir yerlerde çay içelim olric, Lüks arabaların şımartılmadığı bir yer olsun...”
“Gözleriniz çok ses çıkarıyor, albayım.”
"Kelimeler, kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor."
“Kendime şişman neşesi istiyorum. Üstüme bol gelebilir, olsun. Dökümlü durur, serin tutar... Kim bilir...”
“Güçlü olmak artık beni yoruyor olric, herkese karşı dimdik olmak. Arkasında durmak attığım her adımın, yoruyor...”
"İnsan seviyorsa kaybetmekten korkar. Kıskançlık da bir kaybetme korkusudur. Kıskanmıyorsa eğer, yeterince sevmiyordur."
“Hayır olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere..."
“Ver elini olric... Aşk’ın bizi bıraktığı sahilden başlayıp bırakalım içimizdeki tüm gereksiz cam kırıklarını...”
“İnsan çok sevdiği halde neden her defasında terkedilir? Ve beklenenler, neden hep vazgeçildikten sonra gelir?”
“Ki buralarda bilmem hangi uykunun hangi köşesinde… Beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı...”
“Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.”
"Sürekli başkalarının kötülüğünden söz ederek kendini iyi kılamazsın!"
“Başkalarının yanlışlarını silmeye çalıştım, mürekkeple yazılmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim, azaldığımla kaldım...”
“Nedensiz ve sebepsiz sevdim seni. Çünkü bir sebebi olsa, aşk olmazdı bunun ismi...”
“Artık gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum. Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozmak için herşeyi yapıyor.”
“Hayat bu işte: Kanatlanıp uçmak isterken, dört duvar arasında hapsolursun. Yaşamak için bir neden ararken, ölmek için bulursun...”
“Öyle çok kuş girmiş ki kafese, kafesin dışında kalanlar kendilerini tutsak ve yalnız hissetmeye başlamışlar.”
“İstediğin kadar uzağa git; hep aynı gökyüzünü paylaşacağız.”
“-Yağmur yağıyor olric. Islanıyor etraf. Ağlasak kimse anlamaz değil mi?
- Anlamaz efendimiz.”
* * *
Son gecesi şöyledir Oğuz Atay'ın:
Bir dostlarının evindedirler.
Oğuz Atay bir ara banyoya gider.
Bir süre çıkmaz. Bir sessizlik olur.
Dostları merak edip seslenirler “Nasılsın Oğuz?” diye.
Oğuz Atay, “Sevinmeyin, daha ölmedim.” karşılığını verir banyodan.
Sonra yine bir sessizlik olur ve yine bir merak başlar.
Dostları banyoya koşarlar, “Nasılsın Oğuz?” diye seslenirler.
Bu defa ölmüştür.
“Sevinmeyin, daha ölmedim.”
Oğuz Atay'ın son sözleridir.
43 yaşında da ölünür mü be üstad!
Oğuz Atay’ın anısına saygıyla .. 🙏