Bazı filmler vardır ki barındırdığı hikayelerle seyirciyle konuşmayı başarır.Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar Anadolu'da" eseri Anadolu'nun canlanıp izleyiciyle konuştuğu o yapımlardan biri...Bir cinayet hikayesi gibi gözüken Bir Zamanlar Anadolu'da,gerçek hikayeyi karakterlerinin içerisinde barındıran ve bu hikayeler birleştiğinde kusursuz bir Anadolu…devamıBazı filmler vardır ki barındırdığı hikayelerle seyirciyle konuşmayı başarır.Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar Anadolu'da" eseri Anadolu'nun canlanıp izleyiciyle konuştuğu o yapımlardan biri...Bir cinayet hikayesi gibi gözüken Bir Zamanlar Anadolu'da,gerçek hikayeyi karakterlerinin içerisinde barındıran ve bu hikayeler birleştiğinde kusursuz bir Anadolu görüntüsü çizmeyi başarabilen bir yapım olarak öne çıkıyor.Senaryonun başlangıcı gece gerçekleşen ceset arayışı Anadolu'daki alt ve üst ilişkinin kusursuz bir adaptasyonudur.Jandarmanın davadan kendine pay çıkarmaya uğraşması,polisin bulduğu her fırsatta savcının arkasından konuşması üste çıkmaya çalışılan ve sürekli üstün eleştirildiği sınıf savaşlarını çok iyi yansıtıyor.En önde savcının arabasının en arkada ise jandarmanın arabasının yer alması bu adaptasyonda Nuri Bilge zekasını kanıtlar niteliktedir.Anadolu motiflerinin büyük bir kısmını ise mest eden geniş çekim manzaralarıyla değil insan profilleriyle veriyor.Muhtar karakterinin sofrada sadece savcıyla ilgilenmesi ve ondan taleplerde bulunması Anadolu insanının çıkarcılığının,yine aynı sofrada savcının muhtarı dinlememesi üstün alta olan duyarsızlığının,Arap Ali'nin bu kadar ciddi bir atmosferde davranışları ciddiyetsizliğinin ve haktan korkmayışının,Komser Naci'nin Savcının yanında süt dökmüş kediye dönerken arabada aslan gibi kükremesi alt ve üst arasındaki samimiyetsiz ilişkinin göstergesidir.Bu sebepten ötürü karakterlerin yaptığı her harekette,karakterlerin ikili konuşmasında sokakta veya bir köyde rastladığımız insanlardan izler görürüz böylece Nuri Bilge Ceylan izleyiciyi ekrana kilitlemeyi başarıyor.Özellikle Nuri Bilge'nin "Tam bir Türkiye manzarası" olarak nitelendirdiği sahnede Komser Naci'nin replikleri ve devamında gelişen olaylar bu tanımın ne kadar doğru bir tanım olduğunu kanıtlıyor.Bu Anadolu motifleri içerisinde hayran kaldığımız karakter ise yaratılan doktor profili...Bu karakter öyle bir yedirilmiştir ki senaryoya başrolsüz olarak devam eden filmde söylendikleri ciddiye alınmayan ve efendi tavrını bozmayan doktor için hep bir acıma duygumuzdan dolayı diğer karakterlerden ufak da olsa bir adım önde götürür.Kendisi ile benzer konumda olan savcı ile arasında geçen konuşmalar ise yine Anadolu'nun iki okumuş insanı arasındaki farkı hissettirici düzeydedir.Doktorun bilgisi insani ve daha edebi bir izlenim yaratırken savcının bilgisi burnu havada ve "Bana işimi sen mi öğreteceksin?"tarzında bir karakter olarak gözükmesine sebep olur.Oyunculuk konusunda ise birçoklarının Geniş Aile'de Koyu Bilal olarak tanıdığı Fırat Tanış bu rolünü unutturacak sessiz ve oldukça ezik bir suçluyu kusursuza yakın bir şekilde yansıtıyor.Ercan Kesal ise daha önce filmin çekildiği köyde doktor olarak görev aldığı için filme deneyimlerini aktararak ismini senaristler arasına da yazdırmış ve belki de filmi çok daha etkileyici kılmış.Nuri Bilge Ceylan'ın kusursuz yaptığı işlere sonsuz saygımız olsa da filmin orta sekanslarda yaşadığı tempo düşüşü ve kontrolsüzlük bütünsel kusursuzluğuna engel oluyor.Dramanın yoğunluk radarına takılmadan ve siyasi ideolojilerin pençesine düşmeden akıp giden bu yapım,filmde sıkça "Tam Anadolu insanı" dedirten sahneleriyle başarısını kanıtlıyor...