Kimi başyapıtlar izlenirken değil izlendikten sonra hayran bırakma özelliğine sahiptir.Teknik detayların çok çok ötesinde bir başyapıt Scorsese ve Paul Schrader ortaklığıyla ortaya çıkan Taxi Driver bu filmlerden biri...Filmin yazarı Paul Schrader'in kendi hayatından karakterlerle süslediği Taxi Driver, Scorsese ustalığıyla işlenerek…devamıKimi başyapıtlar izlenirken değil izlendikten sonra hayran bırakma özelliğine sahiptir.Teknik detayların çok çok ötesinde bir başyapıt Scorsese ve Paul Schrader ortaklığıyla ortaya çıkan Taxi Driver bu filmlerden biri...Filmin yazarı Paul Schrader'in kendi hayatından karakterlerle süslediği Taxi Driver, Scorsese ustalığıyla işlenerek kamera açılarıyla ve çok ince detaylarla dolu senaryosuyla öncü bir yapım ortaya çıkmış.Paul Schrader'in boşandıktan ve bir kızla ayrıldıktan sonra arabasının içinde yanında dolu bir silahla intihar düşünceleri içerisinde yüzerken yazması Taxi Driver'a yarı-otobiyografik nitelik kazandırdığı gibi senaryoyu da daha etkileyici kılıyor.Ayrıca Iris karakterinin Paul Schrader'in tanıştığı bir çocuk tarafından esinlenilmesi filmin yarı-otobiyografik özelliğini güçlendiriyor.İş alımında patronun denizci olduğunu öğrendikten sonra Travis'in "Sicilim ahlâkım kadar temiz" şakasını yapması ve ardından işittiği azar,Vietnam geçmişi olan Travis'in tüm aksiyonun yer aldığı final kısmına Amerikan askerlerinin komando görevlerine gitmeden önceki gibi kazıtması,Betsy'yi +18 filme götürdüğünde Travis'in "Herkes böyle filmlere gider." diyerek izleyiciye toplumdan tamamen izole olmuş bir adam imajının verilişi,dünyanın en saçma aşk sahnelerinden birini izlerken Travis'in bıkkın bir şekilde televizyonu ayağıyla itmesi gibi detaylar senaryoyu büyüleyici kılıyor.Oldukça beyefendi tavırlarla ve yüzüne taktığı "Herkes" maskesiyle hikayeye başlayan Travis Bickle,aynada kendi kendine hepimizin aklında ikonikleşen yalnızlığını sonuna kadar hissettiğimiz "You talkin' to me?" tiradını okuyan,topluma olan yabancılığı yüzünden reddedildikten sonra içinde hapsolan bir deliye dönüşüyor.
Girizgâh aşamasında Manhattan'ın karanlık yüzü izleyiciye verilerek Travis'in izolasyon sebebinin daha iyi anlaşılması Scorsese dehasına canlı canlı şahit olmamızı sağlıyor.Karakter değişiminde öncü bir yapım olmasının yanı sıra araba içi kamera çekimleri ve Travis'le ortak hareket eden kamera hareketleri ile döneminin çok çok ötesinde bir film özelliği taşıyor.O zamanlar yine başka bir başyapıt olan "1900"'ün İtalyadaki çekimlerinden Manhattan'a dönüp rolü için taksi şoförlüğü yapan Robert De Niro,metot oyunculuğunun meyvesini aldığı kusursuz bir performans sergiliyor.Ayrıca bu başyapıtı izlediğimiz için teşekkür etmemiz gereken isimlerden birisi kendisi...
Taxi Driver fikri aslında 1972 senesine dayanırken yapımcı şirketlerin isteksizliği hep engel olmuş.Robert De Niro The Godfather 2'deki rolüyle Oscar kazanınca yapımcı şirketler ve Taxi Driver arasındaki engeller ortadan kalkmış.Scorsese'nin kankalarından Harvey Keitel pezevenk rolü için mahallesinden tanıdığı bir pezevenkle repliklerini hâl ve hareketlerini çalışarak,Wizard lakabıyla gördüğümüz Peter Boyle ise tanıdığı taksicilerin ses kaydını alıp dinleyerek filmdeki rollerinin hakkını veren iki isim olarak adını yazdırıyor.Filmin oyuncu kadrosunda başlarda bir hata mı var dediğim daha sonra rolü oynayacak George Memmoli'nin sakatlığından dolayı var olduğunu anladığımız Martin Scorsese de var on parmakta on marifet...Paul Schrader'in ve Scorsese'nin şahane eserine rağmen film Akademi'de yönetmenlik ve senaryo dalında hiçbir adaylık almıyor aday olduğu 4 kategoriden de eli boş dönüyor.Şükürler olsun ki en azından Altın Palmiye ödülünü alıyor ve bununla yetiniyor.Barındırdığı ufak detaylarla mükemmel bir bütün haline gelen bu yapım,kaç yıl geçerse geçsin hatırlanacağı gibi birçok yapımın da öncüsü olmaya devam edecek gibi duruyor...(Scorsese Dedemize yapılan bu ayıplar da asla unutulmayacak.)