'Navid, İran'da yaşayan işsiz ve depresif bir gençtir. Politik görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılmış ve sevgilisi Setareh ile ilişkisi de bu baskılar nedeniyle zorlu bir sürece girmiştir. Navid, toplumdaki adaletsizliklerle başa çıkmaya çalışırken aynı zamanda öfkesini kontrol altında tutmaya çalışır. Ancak…devamı'Navid, İran'da yaşayan işsiz ve depresif bir gençtir. Politik görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılmış ve sevgilisi Setareh ile ilişkisi de bu baskılar nedeniyle zorlu bir sürece girmiştir. Navid, toplumdaki adaletsizliklerle başa çıkmaya çalışırken aynı zamanda öfkesini kontrol altında tutmaya çalışır. Ancak bu ne derece mümkündür?'
🌒
"Doktor Bey kafam karışık, huzursuzum. Geri kalmış gibi hissediyorum. Öyle bir his ki...nasıl desem...perişanlık, mutsuzluk...anlıyor musunuz? Hayatımın ritmi hızlansın, daha seri ilerlesin istiyorum. Yaşlanıyorum, ama hiçbir şey olmuyor."
"Huzursuzum, kafam karışık. Haplar işe yaramıyor. Her zaman stresliyim. Tuhaf bir gerginlik. Sanki bir şey olacakmış gibi. Ama olmuyor. Deprem gibi. Her şeyin sallanmasını bekliyorum ama sallanmıyor."
🌒
Filmin ilk anından sonuna kadar, Navid’in yaşadığı içsel çatışmalar ve toplumsal adaletsizliklere karşı duyduğu öfkenin sebebini anlıyorsunuz. Çünkü yaşadığı toplumsal baskılar ve beraberinde gelen içsel çatışmalar, pek çok kişi için de tanıdık bir durum. Günümüzde birçok kişi, ekonomik belirsizlikler, iş bulma zorlukları, toplumsal baskılar ve geleceğe dair kaygılarla mücadele ediyor. Özellikle işsizliğin ve ekonomik güvencesizliğin insanlar üzerindeki etkisi büyük.
İnsanlar, toplumda hak ettikleri fırsatları ve eşitlikleri bulamadıklarında, bu durum bir tür içsel öfkeye dönüşebilir, dönüştüğünü de görmüyor muyuz? Bu öfkeyi kontrol altında tutmak ve toplumsal sistemle barış içinde kalmak da çoğu zaman çok zor bir süreç haline gelebiliyor. Sonuçta, Navid gibi gençler de toplumsal baskıların ve sistemin yarattığı stresle baş etmeye çalışıyor. Çünkü toplumun gençlere sunduğu imkanlar ve onlara dayattığı kalıplar sadece bunlardan ibaret oluyor.
Herkesin, geleceğe dair umutlu ve güvende hissetmeye hakkı var. Özellikle bunu düşünmek ve gençlerin hak ettiği bir yaşam standardını savunmak herkes için önemli bir mesele olmalı.
Navid’in hikâyesi aracılığıyla, adalet, insan hakları, ekonomik eşitsizlik ve özgürlük gibi kavramlar tam karşımızdadır. Bireysel mücadeleler toplumun genel yapısından bağımsız değil ve insanların hayatta kalma çabası onları umutsuzluk ve öfke ile baş başa bırakabilir. Ve bu durum da insanların kişisel öfkeleri, içinde bulundukları toplumsal koşullar ve baskılar tarafından şekillenebilir. Yani kişisel öfke, toplumsal baskıların bir yansıması diyebiliriz. Ama gerçek çözüm bireysel değil, sanırım toplumsal değişimle mümkün.
🍂
"Düzelecek."
"Ne düzelecek? Sürekli düzelecek diyoruz. Düzelecek..Her gün daha da kötüleşiyor."
"Tükendim. Acizim. Ne zamandır sana söylemek istiyor ama söyleyemiyordum. Hayat kurmak için o kadar endişeliyim ki yaşayamıyorum! Ama aşkın ne olduğunu unutuyorum. Baban hırsız olmamı istiyor, ama ben hırsız olamam! Ben ne hırsızım ne sahtekarım ne komisyoncuyum ne yan kesiciyim ne varım! Olamam. Ben beceriksiz biriyim! Bir ayda ev, villa, araba ne haltsa kim hazırlayabilmiş ki ben yapayım? Yapamam! Bir kafeye oturacak param yok, bir hayatı nasıl idare edeyim? Yapamam! İşe yaramazın tekiyim! Hiçbir şey değilim! Usandım! İmanım gevredi artık! Yeter bunca süründüğüm! Yoruldum artık...Ben çırpınıyorum ama hiçbir şey yoluna girmiyor! Ben çırpınıyorum ama olmuyor! Hiçbir şey düzelmiyor."
🍂