'İran-Irak sınırındaki Kürt köylerinde, anne ve babasını kaybetmiş beş kardeş hayatta kalmaya çalışır. Ailenin en büyük çocuğu Amene ve kardeşi Ayoub, engelli küçük kardeşleri Madi’yi hayatta tutmaya çalışır, çünkü Madi’nin bir ameliyat olması gerekir, ancak aile bunun için yeterli parayı…devamı'İran-Irak sınırındaki Kürt köylerinde, anne ve babasını kaybetmiş beş kardeş hayatta kalmaya çalışır. Ailenin en büyük çocuğu Amene ve kardeşi Ayoub, engelli küçük kardeşleri Madi’yi hayatta tutmaya çalışır, çünkü Madi’nin bir ameliyat olması gerekir, ancak aile bunun için yeterli parayı bir araya getiremez. Ayoub, kaçakçılık yaparak para kazanmaya çalışırken, bölgede zorlu kış şartları ve yoksullukla mücadele eder. Peki bu mücadele bir umutla devam mı eder yoksa hazin bir sonla mı biter?'
"Hayat beni yaşlandırıyor, dağlarda ve vadilerde dolaşmak beni ölüme yaklaştırıyor."
❄️🐎
Öncelikle filmin isminin anlamından bahsetmek istiyorum. Sarhoş Atlar Zamanı, bölgedeki kaçakçılık faaliyetlerinde kullanılan atların alkolle uyuşturulması gerçeğinden geliyor. Soğuk ve yorgunluktan hareket edemez hale gelen atlara, acıyı hissetmemeleri için alkol içirilir. Bu durum, filmde insanların ve hayvanların sınır tanımayan zorluklarla nasıl başa çıkmaya çalıştığını sembolize ediyor.
Filmin her anı resmen yüreğime işledi. İnsanların çaresizliği, yoksullukları, yaşadığı yerlerdeki zorlu şartlar, bunların hepsini çok açık bir şekilde gördüm. Ayoub’un küçücük yaşında ailesine bakma sorumluluğunu üstlenmesi ve bunu yaparken gösterdiği çaba, insanı etkiliyor. Onun gözlerinden dünyaya baktığımda, yaşadığı zorlukların ağırlığını her şekilde hissettim diyebilirim. Filmin son anına kadar hayatın her zaman adil olmadığını ve insanların, özellikle çocukların, bu adaletsizliğin içinde nasıl büyümek zorunda kaldığını görmek çok acıydı. Filmi bitirdiğimde kendi hayatımda karşılaştığım sorunların ne kadar küçük olduğunu düşündüm ve bu hikâye bana şükretmeyi hatırlattı. Sarhoş Atlar Zamanı, iz bırakan, unutmam mümkün olmayan bir hikâye olarak, bir insanlık dersi olarak kalacak.
🌑🏔️
Filmde kürt çocuklarının yaşadığı zorlukları, özellikle de küçük bir çocuğun ailesine destek olmak için gösterdiği insanüstü çabayı izlemek insana çok ağır geliyor. Bu kadar küçük yaşta, bir çocuğun omuzlarına yüklenen sorumluluk, sefaletin ve umutsuzluğun derinliği gerçekten insanı parçalar. Ancak tüm bu acıya rağmen, kardeşlik ve dayanışmanın gücünü görmek de bir o kadar etkileyici. O çocukların birbirine gülümseyebilmesi ise insanın umudunu yeşerten bir şey. Ne kadar zor olursa olsun, gülümseyebiliyorlar, sevgilerini koruyabiliyorlar. Onlardan öğrenilecek bir şey bu: Tüm çaresizliğe rağmen insana tutunabilmek.
Film, bazen dünyanın ne kadar sert olabileceğini, ama insanlığın yine de nasıl ayakta kalmaya çalıştığını gösteriyor.
Ayoub'un daha çocuk yaşta sırtına binen yük, onun omuzlarını değil, insanın kalbini de eziyor. Evet, o bir çocuk. Oyuncaklarla oynaması, hayal kurması, öğrenmesi gerekirken, hayat onu hayatta kalma mücadelesine itiyor. Üstelik yalnızca kendi için değil, kardeşleri için de. Ayrıca filmdeki o ekonomik ve insani buhran, bir yandan bireylerin hayatta kalma mücadelesini, diğer yandan toplumun acımasız gerçeklerini yüzümüze çarpıyor. İnsanlar hem yardım etmek istiyor hem de kendi dertlerinden kıpırdayamıyor. Ortada bir dayanışma eksikliği değil, gücün yetmemesi var.
Katırlara alkol verme sahnesi ise bambaşka bir vuruculuk taşıyor. İnsanların bile dayanamayıp kırıldığı koşullarda, hayvanların daha çok dayanması için yapılan bu uygulama, o coğrafyanın ne kadar sert olduğunu gösteriyor. Doğanın, ekonomik koşulların ve insanın insana yüklediği yüklerin hepsi bir arada…
🍂🍁
Sarhoş Atlar Zamanı bize sadece bir coğrafyanın hikâyesini değil, dünyanın birçok yerindeki insanlık hâllerini hatırlatıyor. Böyle hayatlar her yerde var; sadece görünmezler, ya da biz görmezden geliyoruz. Ama böylesine bir film izlemek, o görünmezlik perdesini aralıyor.
Belki o çocuklara ya da benzer durumdaki insanlara doğrudan ulaşmak zordur, ama farkındalık oluşturmak, paylaşmak, bu meseleleri dile getirmek bile bir şeyleri değiştirebilir. Ufak bir yardım, bazen gerçekten bir hayatı baştan sona değiştirebilir. Küçük adımların etkisi büyük olabilir, bunu unutmamalıyız bence.
Yaşıyorsak, bir şeyleri değiştirme gücümüz hâlâ var demektir. İnsanlık, umudu taşıyan ve paylaşabilen bir varlık. Her ne kadar dünya zorluklarla dolu olsa da, bir kişinin bile ışık olması birçok hayatı değiştirebilir. Küçük bir adım, bir söz, bir el uzatma bile koca bir fark yaratabilir. Kısacası, hayat, bazen küçücük iyiliklerle baştan yazılabilir.
❄️
"Rahim, ne olur katırı kurtarmam için yardım et! Rahim, lütfen beni yalnız bırakma! Rahim, Madi'yi oraya götürmem lazım! Lütfen bana yardım et!"
"Eğer bir katırın yoksa buralarda iş bulamazsın."
❄️