Peki, asıl kritik soruya gelelim. Aşk nedir? Aşk birçok insan için birçok farklı anlama gelebilir. Ben sizdeki karşılığını merak ediyorum. Aşk sizin için ne demek?
miloattimeKafa açan sorularını seviyorum. Efendim aşk kelime olarak, zehirli sarmaşık ve ışık olarak anlamlandırılır. Zehirli sarmaşık olduğu şüphe götürmez zira…devamıKafa açan sorularını seviyorum.
Efendim aşk kelime olarak, zehirli sarmaşık ve ışık olarak anlamlandırılır.
Zehirli sarmaşık olduğu şüphe götürmez zira sahibini sarar ve tüketir. Bitap düşürür ki ibni sina bile bunun için tedavi yolları sunmuştur. Nitekim bir tıp alimi için dahi bir hastalıktır.
Işık diye düşünülür, zira sahibinde bir aydınlıktır, yokluğu karanlıktır.
Fransızcada amor sözcüğü karşılar. Burda dostluk vurgusu da vardır. Bu kültüre göre eski zamanda karısına aşık olmak ayıptır. İnsan metresine aşık olur çünkü onlarca. Niye bu böyledir, çünkü eş sorumluluk ve neslin devamı için seçilir, bu duygu yani aşk, ötesindedir, kişiseldir.
Freud en büyük aşk erkek ile yaşanır demiştir. Gülünçtür fakat sebebi belki de dostluktan geliyor olmasıdır.
Psikolojiye göre sana en çok benzemeyene duyulur. Diğerine benzemeye başladıkça geliştirir farklılaştırır insanı.
Evrimce insanın genetik iyileşme arzusudur. İşin aslı genetiğine en uzak kişilerin kokusu çekim sağlar. Aşk yabancıya duyulur.
İngilizcede love, belki de luff dan geliyordur, bilmiyorum. Yelkenlerin yönünü gösteren rüzgardır. Belki insana da yolunu bulduruyordur.
Caritas olarak düşünürsek hayrına yapılan sevme eylemi gibi de düşünebiliriz.
Dönelim erosa, insanları kalbinden vurup birbirine aşık eder, yara almadan, acı çekmeden olmuyordur belki de. Bu açıdan anormaldir.
İdealize etme olarak da düşünülebilir. Çünkü tüm bu manaları etten kemikten bir insanda bulmak nerdeyse imkansızdır. Öyleyse zihin devreye girip süslemelidir.
Dönelim gelişim psikolojisine, anneden kopup bireysel olarak ihtiyaçlarımızı karşılayabilmemiz altı yılımızı alır. O dönemki muhtaçlığın bir uzantısı da olabilir. Memedir, tendir.
Hepsini silecek olansa belki de sanayi toplumunun köleleştirdiği düzende fazla düşünmeden mutlu olmanın yoludur. Zaten eşine aşık olma da bu dönemde moda olmuştur. Aşık olduğun kişiyle evlenip tatmin bir ev hayatı ile daha az ücret daha fazla verim amaçlanmıştır ama dönemimize ulaşan daha romantize edilmiş bir kavramdır. Fiziksel bir tatminden daha sağlam yönetim aracı olmaz diye düşünüyorum.
Masallar da biraz böyle değil mi, saçını merdiven eden Rapunzel ve ölümü göze alıp kaleye tırmanan prens. Gerçek prensler cariyelerle takılırken halka bu masalların anlatılması büyük bir tezattır.
Yayıldım kendi gönderim gibi yazıyorum yine. Ama sağlam muhabbet konusudur aşk fikrimce. (Kafamdakiler bitmedi.)
1y
1 beğeni
Yanıtla
—— Yanıtları gör (3)
ibrakadarbraRuhunun eksik tarafını tamamlamak gibi bence
1y
2 beğeni
Yanıtla
bettelheimAşkın bendeki karşılığını açıklayacak olursam şöyle açıklarım: İlkokulda bize soyut ve somut kavramlarını öğrettiler değil mi? Beş duyu organımızla algıladıklarımız…devamıAşkın bendeki karşılığını açıklayacak olursam şöyle açıklarım:
İlkokulda bize soyut ve somut kavramlarını öğrettiler değil mi? Beş duyu organımızla algıladıklarımız somut, algılayamadıklarımız soyut. Bu kavrama göre aşk da soyut olmalı değil mi? Ben de diyorum ki, hayır. Aşk somuttur. Aşk ölçülebilir.
Ben mantığı ağır basan bir insanım. Az biraz bilimle de alakam var. Kimya biyolojiye de hakimim yeterince.
Aşk ölçülebilir dedik. Nasıl?
İnsan vücudu dünyadaki en mucizevi şey olabilir. Her detayı ince ince düşünülmüş bir sanat eseri gibi. Bu sanat eseri, her olaya farklı kimyasal tepkiler vermek üzere tasarlanmış. Peki bu mucizevi eserde, âşık olunca ne oluyor?
İnsan vücudunu iki ana sisteme indirgeyelim mi? Biri sempatik diğeri de parasempatik adında iki sistem. Sempatik sistemi genellikle hızlandırıcı etki yapar, parasempatik ise yavaşlatıcı. Sempatik sistemi sadece bir şeyi yavaşlatır. Ona ilerde değineceğiz.
Yolda yürüyorsunuz. Karşıdan aşık olduğunuz kişi geliyor. Yaklaşıyorsunuz. Her adımda nabzınız hızlanıyor, kalp atışlarınız şiddetleniyor, diliniz damağınız kuruyor, mideniz... İŞTE! Sempatik sistem devreye girdi.
Sempatik sistem, âşık olduğunuz kişiyi gördüğünüz anda göz bebeklerinizi büyüttü, kalp atışlarınız ve nabzınız artırdı... Diliniz damağınız kurudu? Neden? Çünkü sindirim sistemi yavaşladı. Evet sempatik sistem sindirim sistemini yavaşlatır çünkü. Bu yavaşlamanın bir sonucu olarak da midenizde garip hisler hissettiniz. Genelde "kelebek" diyorlar, değil mi?
Özetle, Aşk; soyut bir kavram değil aksine vücudunuzun her hücresiyle hissettiğiniz bir dizi kimyasal olaydır. İnsanı göklere de çıkarır yerin yedi kat dibine de sokar. Hem güç hem güçsüzlüktür...
1y
1 beğeni
Yanıtla
—— Yanıtları gör (3)
sadeceyesimOkuduğum bir kitapta "Birinin kalbinde yeniden hayat bulmak"