Kendini bulma, kim olduğunu bulma yolunda olan bir erkek başrol karakterinin başından geçenleri izliyoruz kısaca. Arada kafa dağıtmak için gençlik filmleri izlemeyi seviyorum, ergenlik döneminde hissettiğim duyguları hatırlattığı için nostaljik hissediyorum. Çok iyi olmasalar bile izlenebilir kıvamda oluyor çoğu. Bu…devamıKendini bulma, kim olduğunu bulma yolunda olan bir erkek başrol karakterinin başından geçenleri izliyoruz kısaca. Arada kafa dağıtmak için gençlik filmleri izlemeyi seviyorum, ergenlik döneminde hissettiğim duyguları hatırlattığı için nostaljik hissediyorum.
Çok iyi olmasalar bile izlenebilir kıvamda oluyor çoğu.
Bu filmde ilk başları hariç izlenebilir bir tarzdaydı.
Arada böyle şeyler izlemeyi seven insanlar varsa bir şans verebilirler.
Ben daha çok filmin yarısında duyduğum bir paragraf hakkında konuşmak istiyorum. Gönderiyi atma amacım da tam olarak bu aslında yoksa böyle filmlere pek yorum giren birisi değilimdir.
📌"Beni güldürüyordu ve yanında olmak hoşuma gidiyordu. Biriyle olmak kaderinde varsa bunu nasıl anlarsın, söyleyeyim mi? Oturup sohbet et. Bazı kimselerle konuşmak anteni olmayan bir radyoda klasik müzik dinlemeye çalışmak gibidir. İstediğin kadar ileri geri oynat, duyduğun tek şey parazittir. Ama biriyle olmak kaderinde varsa ve doğru kişi oysa öylece oturup konuşmaya başlarsınız ve bir Beethoven sonatı çalmaya başlar."
✍🏻Tam olarak nerede denk geldim bilmiyorum ama tam bu kısmın kesitini bir yerde izlemiş vay be demiştim, tam olarak benim sohbet takıklığımla örtüşüyordu çünkü.
Sohbet dönmeyen ve sohbetin tıkandığı yerler beni çok geriyor. Sanki sohbeti ben alevlendirmeliymişim gibi bir anda sürekli ardı ardına bir şeyler anlatmaya başlıyorum karşımdan gelen cevap ise çoğunlukla şöyle oluyor, "vay be, kesinlikle, katılıyorum" az çok bu minvalde dönüyor doğal olarak sıkıcı bir vakit geçirmiş oluyorum. Yani alıntıda ki gibi parazitten başka bir şey duyamıyorum.
İnsanlarla sohbetlerimi ve iletişimlerimi dişli çarklara benzetiyorum ben biraz.
Bazılarıyla çok az bir şekilde tur atabiliyor sonrasında duraksıyoruz ve parazitleri dinlemeye başlıyoruz.
Nadir olan kısımla da herhangi bir duraksama olmaksızın öylece dönüp duruyor ve o Beethoven sonatını dinliyoruz.
Bu durum her zaman bana yarım bir parçamı bulmuş ve tamamlanmışım gibi hissettiriyor.
Verdiğim alıntı da tam olarak bu hissi verdi bana.
Acaba demeden kendin olarak sohbet ettiğin insanlar ve zaman hepimiz için hiç şüphesiz çok kalitelidir. Bu demek değil ki sohbeti sarmayan insanlar bu konuda iyi değil veya eksik. Sadece herkese hitap eden insan farklı oluyor. Dişli çarklarda olduğu gibi bazılarıyla çok iyi uyumlanıyor bazılarıyla da onlarda herhangi bir sorun olmamasına rağmen atmamız gereken turları atamıyoruz ki burada attığımız turlar aslında yürüdüğümüz yollardır.
Kısacası her insan her insanla Beethoven sonatı dinlemeye muktedir değildir. Hayatının bir noktasında her insanın dinlediği bu parça herkes için ayrı bir özel ayrı bir önemli insanla dinlemek üzere yapılmıştır diyebiliriz.
Alıntıda ki hanım teyzemiz de bu sözleri vefat etmiş eşi için kullanıyor. Eşine de "yaşlı ezik surat" diye hitap ediyormuş. Ne demişler seven sevdiğiyle uğraşırmış. Evet evet seven sevdiğiyle uğraşsın bunu ben de savunuyorum ve sözlerimi sonlandırıyorum...