Spoiler içeriyor
✨️ Tatil bitene kadar her gün 1 popüler film izliyorum. { Gün 1 } Son iki yılda gerçekten Türk filmi kültürümü arttırdığımı düşünüyorum fakat bu film listenin çok altında kalmış olacak ki izlemediğimi fark edince ben bile şaşırdım diyebilirim. O…devamı✨️ Tatil bitene kadar her gün 1 popüler film izliyorum. { Gün 1 }
Son iki yılda gerçekten Türk filmi kültürümü arttırdığımı düşünüyorum fakat bu film listenin çok altında kalmış olacak ki izlemediğimi fark edince ben bile şaşırdım diyebilirim. O zaman yılın ilk filmi olsun ve ayrıca popüler film izleme serimi de başlatsın.
"Birazdan izleyecekleriniz gerçek hayat hikayeleridir. Bununla birlikte hikayedeki tüm kişi ve kurumlar hayal ürünüdür. Zira gerçekleri anlatmak için gerçeklerden fazlası gerekmektedir." Girizgahı yazmak istedim çünkü sonunda ne denmeye çalışıldığını anlayacağımı düşünüyorum. Filmin ağır ve hüzünlük bir konu içerdiğini biliyorum fakat içeriği bilmiyorum.
Yıl 1956. Yer Mardin/Midyat. Bizim Hükümet Kadın sanırım belediye başkanı olacak. İlk sahne ne kadar etkileyiciydi aslında. Yağmur duası için aynı dili konuşan farklı dinlere inanan insanların toplanması ve herkesin dinini rahatça yaşayabileceğinin gösterilmesi göz yaşartıcı. Şimdiki hayatımızda bu imkansız gibi çünkü. "Bak karımla Hacca gitmişim amma ve lakin sırf Yezidi arkadaşlarım var ya, komşumuzdur diye Şeytan bile taşlamamışım ha." Bence daha iyi anlatan bir cümle olamazdı.
Ben bu filmi duygusal olacak sanıyordum da çocuğu kuyuda yıkadıkları sahnede koptum gerçekten. Ne komik sahneydi o ya.
"Dünya, senden olmayanlarla hoştur Hanna. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Veyahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. O yoksa sen de yoksun. Ne anlamın kalır, ne rengin belli olur, ne de tadın."
Bu güzel lafları söyleyen başkan bir anda trafik kazası geçirip ölüyor ve eşi olan Xate bir anda belediye başkanı olarak buluyor kendini. Şu hayatta gerçekten çok inandığım bir şey var. İyilik yaparsan iyilik bulursun ve aynı şekilde kötülük yaparsan da kötülük bulursun. Yaptığın basit bir iyiliğin sana ne zaman ve nasıl döneceğini hiç bilemezsin ama eminim ki hiçbir şey karşılıksız kalmıyor. Bence bu film bize bunu çok güzel anlatıyor. Filmde iyi insanlar olduğu gibi kötüleri de var tabiki. Zamanını da çok güzel anlatan bir film olduğunu düşünüyorum. Ankara'dan köylere hatta ilçelere ve uzak illere gelen yardımın ne kadar az olduğunu ve bu yüzden nasıl insanların elleriyle kaza kaza hayatlarına tutunmaya çalıştığını gösteriyor bize. Xate hem suyu hem de küçük kızların mal gibi satılmaması gerektiği düşüncesini getiriyor yaşadıkları yere. Okuma yazmayı öğrenmekle kalmıyor, erkeklerin yapamadığı şeyi bir grup kız beraber yapıyor. Gerçekten de kadınlar el ele beraber döşüyor o su borularını.
Film 27 Mayıs 1960 darbesiyle görevinden alınan ve kızını evlendirirken ölen Xate başkanı göstererek bitiyor. Bunları bize anlatan ile ortalıklarda yaramazlık yapıp olur olmadık yerlerde El Fatiha diyen torunu Memik. Xate özel eşyalarınızı alabilirsiniz dediklerinde rahmetli kocasının resmini ve saatini alıp çıkıyor. Memik ise politikadan anlamayan babaannesi için diyor ki, babaannem her şeyi darbeden sonra fark etmişti. İyi seyirler.
✔️7/10
'16.01.25