Bismillâhirrahmânirrahîm "Ve dahi Hazreti Âdem aleyhi's-selâm zürriyetindenim (ve Hazreti İbrahim aleyhi's-selâm milletindenim) ve âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhi's-selâtü ve's-selâm dinindenim ve ümmetindenim. Elhamdulillah, itikatta mezhebim Ehl-i sünnet ve'l-cemaat. Ehl-i sünnet ve'l-cemaat demenin mânası, Resûlüllah'ın ashabı ve cemaatı her ne itikat…devamıBismillâhirrahmânirrahîm
"Ve dahi Hazreti Âdem aleyhi's-selâm zürriyetindenim (ve Hazreti İbrahim aleyhi's-selâm milletindenim) ve âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhi's-selâtü ve's-selâm dinindenim ve ümmetindenim.
Elhamdulillah, itikatta mezhebim Ehl-i sünnet ve'l-cemaat. Ehl-i sünnet ve'l-cemaat demenin mânası, Resûlüllah'ın ashabı ve cemaatı her ne itikat üzere oldular ise ben dahi ol itikat üzere oldum demektir. Amelde mezhebim İmam-ı Azam Ebu Hanife; ben İmam-ı Azam'ı imam edindim ve onun Kitabullah'tan ve hadis-i şeriften anlayıp çıkardığı meseleleri kabul ettim ve onun sözüyle ameli ihtiyar ettim."
Dili ağırdır düşüncesiyle yıllardır ertelediğim bir eserdi. Bu sene, vira bismillah, diyerek okumaya girişince ne kadar yanıldığımı anladım ve ertelediğime bayağı üzüldüm. Okurken, sanki bir büyüğümün dizinin dibine oturmuşum da bana sıfırdan müselmanlığı anlatıyor, öğretiyor gibi hissettim. Bildiğiniz halk ağzıyla yazılmış zaten ve okurken bazı kelimelere ve tabirlere bayıldım. Misal; 'şeyh-i fâni' (çok yaşlı kimse), 'urvetü'l-vüska'* (sağlam kulp, tutacak yer; İslam, Müslümanlık -ki kitapta da kelime-i tevhidin sekiz isminden biri olarak geçiyor, buna bi' ayrı bayıldım ♡), 'yabcacık' (yavaşça), ayıtmak (demek), 'düşenbe' (pazartesi) gibi... Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslâm İlmihali gibi teferruatlı değil ama günlük ibadetler ve imanın esasları gibi mevzularda normal bir Müslüman'ın** amel edebilmesi için bilmesi gereken yeterli bilgiler var içinde. Biz de bilmediklerimizi öğrendik, bildiklerimizi pekiştirdik, unuttuklarımızı hatırladık elhamdülillah. Bir ilmihâl kitabı hakkında böyle demek bana biraz garip geliyor ama favorilerim arasına girdi diyebilirim, çok keyif aldım okurken.
Bu tarz kitaplarda, hiç beklemediğim noktalarda verilen çok spesifik fetvaları okumak/dinlemek aşşırı hoşuma gidiyor. Ufak bir misal, teyemmüm bahsi anlatılırken verilen şu örnek gibi: "Bir adamın merkebinde su olsa, merkebi ğaip etse, teyemmüm eder, namaz kılarken himar (merkep) çağırsa (bağırsa) abdesti bozulur." Acaba o dönem hangi garip, su yüklü eşeğini kaybetti de sonra bulup bi' umut gidip abdestiyle alakalı fetva istedi?
Ayrıca, cennete girmiş bir müminin, canının istediği her şeyi elde edebileceğini "Başları üzerinde kuşlar uçar. Müminler köşklerinde oturur iken bunları görür, eğer sen dünyada iken bana böyle yakın gelsen ben seni kebap ederdim deyü kalbine geldiği anda nurdan tabak içinde henüz pişmiş önüne gelip tütüp durur." sözleriyle kebap üzerinden vermesiyle gönlümü bir başka kazandı. Off cennette gömeceğin kebabın tadı da nası başka olur he 🤤 bu hocayla cennette karşılaşıp, muhabbet edip ona bir teşekkür olarak zurna dürüm şoku yaşatmayı rabbim de bana nasip etsin, amin.
* Lokman Suresi'nde bizzat Allahu azimüş-şan tarafından kullanılmış bu tabir, karşıma çıkınca istemsiz mutlu oldum. (+Bakara)
** hanefi mezhebine bağlı normal bir Müslüman desek daha doğru olur.