Ben Gong Yoo hayranıyım sen seversin sevmezsin beni ilgilendirmez! Kore dizisi izlemeyeli bayağı olmuş. Sürekli önüme çıkan bu yapımla tekrar dönmeye çalışacağım Kore dramalara. İlk başta bu diziyi seçmemin sebebi hem mini bir dizi olması hem de Gong Yoo'nun başrolünde…devamıBen Gong Yoo hayranıyım sen seversin sevmezsin beni ilgilendirmez!
Kore dizisi izlemeyeli bayağı olmuş. Sürekli önüme çıkan bu yapımla tekrar dönmeye çalışacağım Kore dramalara. İlk başta bu diziyi seçmemin sebebi hem mini bir dizi olması hem de Gong Yoo'nun başrolünde olması oldu. Kendisinin oyunculuğuna da kendisine de bayılıyorum zira.
İki ay önce anlık bir delilikle The Walking Dead dizisine başlamanın verdiği sinir var üzerimde. Arada kısa diziler izlemek bana iyi geliyor. Dizi tabii ki kötü değil. Aksine çok güzel ve başarılı. Karakterlerin zaman geçtikçe gelişimlerini görmek beni çok sevindirse de uzun dizi izlemek hiç benlik bir olay değil bir kez daha anlamış oldum. Twd umarım elimde sürünmeden biter diyorum ve The Trunk dizisinin yorumuna geçiyorum.
Dizi aynı isimde Kim Ryeo-ryeong kaleminden çıkma kitaptan uyarlanmış.
Bir yıllık evlilik sözleşmesi üzerine evlenen bir çiftin ruh halini ve o zaman zarfında geçirdiklerini ekrana sunarken arka planda çok daha farklı şeylerin döndüğünü gösteriyor.
Gerçekleştirilen evlilik normal bir evlilik değil. Evlenmelerine sebep olan şey normal bir sebep değil. Dizide ki hiçbir karakter zaten normal değil. Hepsinin normal dışı tutunduğu bir dal vardı ve hepsi birine karşı bir saplantı besliyordu.
Kore yapımlarında genellikle yakınlaşma sahneleri pek bulunmaz. Bu yüzden çoğunu aile ile birlikte rahatlıkla da izleyebilirsin. Sadece final sahnelerinde veya dizi boyunca bir iki öpüşme sahnesinden oluşur. Bu dizi beni fiziksel yakınlaşma sahneleriyle şok etti o anlamda.
Muhtemelen Netflixten çıkma bir yapım olduğu için bu kadar izin verilerek çekildi. Çünkü alışılmış k-dramalardan çok farklıydı. O yüzden bu dizi herkese gönül rahatlığı ile önerebileceğim bir yapım olmaz.
Bunun en büyük sebebini erotik sahneler oluşturuyor. Bunun dışında psikolojik anlamda gerilim fazlasıyla mevcut. Zaten evlilik içinde verilen bir psikolojik şiddet görüyoruz.
Lee Seo-yeon karakteri ile verilen manipülasyon sahneleri, çocukluktan gelen travmalar falan derken üzerinize ağırlık bırakıyor.
Normal Kore dramalardan çok farklı ve çok daha buhranlı bir havası bulunurken final bölümü ve final sahnesiyle kaçınılmaz klişeyi bu diziye de yapıştırmışlar.
Oyunculuklar ve verilmesi gereken gerilim falan iyiydi ama Noh İn-ji karakterini daha bir hareketli falan görmek isterdim. Çok fazla ama çok fazla donuktu. Sayılı yer dışında cidden donuk bir karakterdi. Aslında o şeyleri yaşamış bir kadına cuk uyan bir tavır ve yüz şekliydi ama ben daha sıcak kanlı şeyleri sevdiğim için bana pek gitmedi.
Zaten diziyi Gong Yoo hatrına izlediğim için görmezden geldiğim şeylerden birisi bu oldu. Goblin karakteriyle birlikte yeri ben de hep ayrı olacak.
Her zaman deriz ya sağlık olsun huzur olsun gerisi önemli değil. Burda da onu görüyoruz. Koskoca bir ev, bir sürü imkan ama cehennem olan bir hayat. Yanında bulunan insanın sana yaklaşımı, sana destek olması. Sessizliğinden bile bir şeyleri anlaması mükemmel bir şey. Bir nebze olsun o iki şapşik bunu tadabildi en azından.
Genel manada kasvetli bir yapıya sahip olan bu diziyi önerir miyim öneririm. 8 bölüm olduğu için pek sıkmıyor.
İnsan psikolojisi üzerinden ilerleyen bir dizi olduğu içinde ilgimi çekti tabii. Bir de başrol erkek karakterimiz müzikle ilgilendiğinden çoğu sahnede müziklere mazhar oluyoruz. Hemen playlistini bulup kitaplığıma ekledim. Çünkü çok güzeldi 🫠
Bahsetmek istediğim son şey Lee Seo-yeon ve Kang Yoon-ah karakterinin evlilikte çocuğa karşı bakış açısıydı. Sanırım onlara bu konuda hak veriyorum. Evlilik sorumluluğu zaten ağır olurken bir de çocuk olunca sorumluluklar ekstra artıyor ve fedakârlıklar yapılması gerekiyor o çocukların büyümesi için. Kişiyi mutlu eden şeyler ve kendine inancını yükselten şeyler başka oluncada nasıl bir ruh haline büründüklerini gördük bu iki karakter sayesinde.
Kısaca eksiklikleri olsa bile hikayesi ve psikolojik dramı oldukça yerindeydi. Aklına yatanlar bir haftasonun da bitirebilirler.