Spoiler içeriyor
İkinci kitap ilk kitaptan kat ve kat daha fazla güzel diyebilirim öncelikle. Normalde Aslı'nın kalemi her ne kadar güzel ve etkileyici olsa da, ben genel olarak betimlemelerinden çok yoruluyor ve sıkılıyorum. Ama bu kitabında öyle bir durum olmadı. Bu gerçekten…devamıİkinci kitap ilk kitaptan kat ve kat daha fazla güzel diyebilirim öncelikle. Normalde Aslı'nın kalemi her ne kadar güzel ve etkileyici olsa da, ben genel olarak betimlemelerinden çok yoruluyor ve sıkılıyorum. Ama bu kitabında öyle bir durum olmadı. Bu gerçekten mutlu etti.
Beyaz Leke, her zaman benim için ayrı bir kitap olacak. Hissettirdikleri çok güzeldi. Kitaptaki tüm karakterler birbirinden güzel ve anlamlıydı. Her ne kadar başrol karakteri 2 kişi olsa da, sanki biri bile olmasa kitap eksik hissettirecek gibiydi.
Tugay, okumaktan keyif aldığım ve tanımaktan mutluluk duyduğum birisiydi. Duruşuyla, konuşmasıyla ve yaptığı her şeyiyle çok güçlü.
Bence Beyaz Leke'nin finali olması gerektiği gibi bitti. Her ne kadar kurgusal karakterler ve olaylar olsa da, gerçekliğe daha yakın olacak şekilde finalin olması ayrı hoşuma gitti. Çünkü ne olursa olsun, haddinden fazla savaş veren ve büyük mücadelenin içerisinde olan iyi ruhlu insanlar her zaman bedel ödemek zorunda kalıyor. Dünyanın gerçeği bu ne yazık ki. O yüzden bu temel üzerine son yazılması etkileyici. Zaten başka türlü son yakışmazdı diye düşünüyorum.
Aslında kitabın sonuna böyle epey bir sayfam varken, kendi içimde bir tahmin yürüttüm. Sonrasında sonuna gelince o tahmin ettiğim şeyin olması beni dumura uğrattı. Tam kesin olarak tutturamamıştım sonu hakkındaki tahminimi ama tam tersini tutturmam beni hem mutlu etti hem de çok üzdü. Ben Tugay'ın başlarda idam kararı çıkarıldığını ve krallık tarafından şiddetli bir şekilde bu olayın olmasını istedikleri aklıma gelince dedim ki: kesin Tugay yarım kalan o idam olayına maruz kalacak ve Eftalya'ya da bunu izletip, Tugay'ın o acı verici ölümüne şahit olmasına neden olacaklar diye düşünüp bekledim. Ama okuduktan sonra tam tersi oluşunu görünce gerçekten kalakaldım. O Eftalya'nın 48 saniye boyunca çırpınışları inan aklımdan gitmiyor, gitmek bilmiyor. En üzücüsü de Tugay'ın bu sahneyi birebir görüp, acıyı en derinden yaşamaya maruz bırakılması mahvetti beni.
Çocuk gibiydi gözümde Tugay. O kadar zor bir sahneydi ki orası...
Böyle bir şeyi yaşadığı için Eftalya'ya çok üzüldüm. Bölümdeki her bir yer acı doluydu. Mahvetti yani. Ama ona rağmen Eftalya o kadar güçlüydü ki, bir kez daha hayran oldum. Ve Tugay'ın intiharı en beklenmedik şeydi benim için.
Gerçekten bu zamana kadar okuduğum en güzel ve en etkileyici romandı. Olması gereken sonla bittiği için ve mükemmel bir şekilde duygular aktarılabildiği için çok keyif aldım. Her ne kadar bu tartışma konusu olsa da.
Hoşuma gitmeyen veyahut olmasa da olurmuş diyebileceğim bir kısım vardı. O da Eftalya ve Tugay'ın sonlara doğru son kez birlikte oldukları sahne olabilir. Bence ne uygun zamandı ne de o an yapılması gereken şeydi. Gerçekten okurken çok absürt buldum o kısmı, hani başlarında bir sürü olay var ama onların derdi... Mantıklı değildi o sahne. Fazla romantik bir hâle getirdi diye düşünüyorum çünkü kitap romantik bir kitap değil, o yüzden gereksiz bir detaydı benim için o yer. Onun yerine birbirlerine hasret dolu bir şekilde veda etmelerini tercih ederdim.
Bir de kitap aşırı derecede kalın, ona göre okuyun derim.
Puanım: 8/10
"Özgürlük gökyüzündedir. Ve sen benim özgürlüğümsün."