🪷Ramazan boyunca her gün bir dini içerik tüketiyorum. 21. Gün🪷 Uzun zamandır listemde olan bir filmdi. @kalli hanımın Bergman hayranlığını bildiğim için de ekstra merak ediyordum. Pişman etmeyen fevkalâde bir yapım oldu. Haçlı seferlerinde 10 yıl savaşan Antonius ve Jöns…devamı🪷Ramazan boyunca her gün bir dini içerik tüketiyorum. 21. Gün🪷
Uzun zamandır listemde olan bir filmdi.
@kalli hanımın Bergman hayranlığını bildiğim için de ekstra merak ediyordum.
Pişman etmeyen fevkalâde bir yapım oldu.
Haçlı seferlerinde 10 yıl savaşan Antonius ve Jöns evlerine dönüyorlar.
Bu sırada İsveç vebadan kırılıyor. İnsanlar korku, endişe gibi duygular arasında gidip gidip geliyorlar.
Bu yolculuk sırasında Azrail de filme dahil oluyor. Antonius'un ömrünün artık son demleri olduğu için onu almaya geliyor. Lakin Antonius'un ona bir teklifi oluyor. Hayatını tekrar kazanmak için satranç oynamaya başlıyorlar.
Ve bu sırada çeşitli derin sohbetlere tanık oluyoruz. İnanç, ölüm ve tanrı kavramları daha ön plandayken aşk gibi kavramlara da değinmiş Bergman.
Zaten satranç oynamasının asıl sebebi de Antonius'un tanrıyı arama çabası ve biraz daha zaman kazanmak istemesi.
Siyah beyaz filmleri severim ama bu adamın filmleri insanın üzerine biraz ağırlık bırakıyor. Bunun sebebi de işlediği konular ve psikolojik sorgulamaları. Lakin bu karamsar havaya rağmen kendini sevdirmeyi de başaran bir yönetmen.
Antonius herşeye gücü yeten tanrının neden mucize gibi şeylerin arkasına sığındığını sorguluyor. Neden somut değil de soyut olmak zorunda? Neden onu içsel olarak hissedebilirken duyusal olarak hissedemiyoruz? Neden başka şeylerde onu görmek zorundayız? Neden direkt onu göremiyor ve hissedemiyoruz?
"İnanç taşıması zor bir yüktür. Ne kadar yüksek sesle çağırırsan çağır karanlıktan sıyrılıp hiç gelmeyen birini sevmek gibi."
Filmde geçen bu söz inanç beslediğimiz, beslemeye çalıştığımız çoğu şey için nasıl hissettiğimizi özetliyor.
Elinde somut bir veri olmadan bir şeye bel bağlamak bazen zorlayıcı olabilir diyor kısaca.
Tanrının insanları cezalandırmak için vebayı gönderdiğini düşünen insanlar var. Şeytanla görüşen bir kızın da buna sebep olduğunun kanısındalar.
Sahnenin birisinde bu cezalandırma üzerine konuşup ardından suçu olmayan bir adama karşı gösterilen tavırda kahkahalar ata ata gülmeleri insanlığın başka bir pis yüzünü gösteriyor. Daha iki dakika önceye kadar çekilen o hastalık yüzünden yakınırlarken, o kıza laf ederlerken böyle ipsiz sapsız şeylere gülerek yanlış yapıyorlardı. Şu cehalet bazen çileden çıkarıyor beni.
Diğer yorum atan arkadaşlar gibi filmde araya eklenen başka şeyler yerine ben de azrail ile satranç sahnelerini izlemeyi daha çok isterdim. Fakat o araya eklenen sahnelerle de sorgulanacak ve üzerine konuşulacak çok şey vermiş film. O yüzden bu şekilde olması daha iyi olmuş diye düşünüyorum ben.
Anlatımı doyuma ulaştıran bir film olduğu için pür dikkat izlemek gerekiyor. Bir ara su içmek için saniyelik gözlerimi çevirdim. O ara bile koptum filmden. Sonra geriye sardırıp devam ettim.
Sorgulatan bir film ama bunu felsefik bir yolla yapıyor. İzleyecek olan kişiler ona göre izlesin.