İki ay önce başlamış olduğum eseri sonunda baştan başlayıp bitirebildim. O dönem eserin ağırlığından dolayı bitirmeye nefsim dayanmamıştı. -bu ağırlık eserin edebi dilinden kaynaklı olan bir durum değil. Okudukça gelen farkındalıkla beraber içimde bulunan nefsin rahatsızlık duymasıydı. Aziz Mahmud Hüdayi…devamıİki ay önce başlamış olduğum eseri sonunda baştan başlayıp bitirebildim. O dönem eserin ağırlığından dolayı bitirmeye nefsim dayanmamıştı. -bu ağırlık eserin edebi dilinden kaynaklı olan bir durum değil. Okudukça gelen farkındalıkla beraber içimde bulunan nefsin rahatsızlık duymasıydı. Aziz Mahmud Hüdayi gibi bir iradeye sahip olarak o makama erişemeyecek olmanın verdiği hüzündü. Belki de dünyalığı bırakmayacak olmamın acizliği...-
Nefse dair önceden de İmam-ı Gazaliden kelamlar okudum ama bu bambaşka bir şeydi.
Mahmud Hüdayi kadar bir iradeye sahip olamasamda farkına vardığım şeyden yüz çevirebildiğim için mutluyum en azından. -bu kısımda mutlu olmam bile yanlış aslında. Çünkü eserde bu mutluluğu bile kullanarak nefs yanlışa düşer diyor yazar.-
Evet kitabın yazım şekline gelecek olursam...
Aziz Mahmud Hüdayi üzerinden nefsi okuyoruz. Nefs kendini anlatıyor bu eserde. Mahmud Hüdayi ile verdiği amansız savaşı, gece gündüz yanıp yıkılmayı.
Nefsi bildiğimden beri hep onu kötü bilirdim ama nefs bile dize getirilip iyiye götürülebilirmiş.
Zaten nefs sadece nefs değilmiş. Merdiven basamağı gibi 7 duraktan oluşuyormuş. İlk durağın vehametinden son durağın kemaline...
Beyaz Zambaklar Ülkesinde eserine attığım yorumda bu kitabın da baş ucu kitabım olmaya aday demiştim.
Belki de dönüp dönüp okumam gereken bir eser ama şuan bile kendi nefsim buna razı değil.
Kitabı okurken herhangi bir duraksama hissetmeden okuyup bitirsem de iş uygulamaya gelince hiç de iç açıcı olmuyor. Zira eser bize şunu söylüyor; "istemek başka istediğini yapabilmek bambaşka..." Çoğu zamanda öyle değil mi? Kalkıp da yapayım dediğimiz onca şey var. Hayata geçirmek istediğimiz onca hayal, onca adım. Belki de onca iyilik. Hangi birini anında kalkıp yapabiliyoruz? Demiyor muyuz kendi kendimize "bekle biraz daha sonra yaparız..." Sonra yaparız dediğimiz şeylerin hangi birini yaptık?
İşte bunu yaptıran nefstir deniyor kitapta. Sana yapacağın şeyi unutturan, kötüyü iyi gösteren, okuduğunu hayata geçirtmeyen, duyduğuna inandırmayan, yardım edeceğin bir insan gördüğünde seni durduran da nefstir deniyor.
İçinde hiç durmadan konuşan ve asla susmayan. Dünyalık dertlerle her bir yanını sarıp sarmalayan ve seni gün be gün içten içe öldüren. Bazende zorlu imtihanlara tutup istediğin bir şeyi sadece bu hayatta onu istiyormuşsun gibi gösteren...
Sonradan farkına vardığım bir kaç şey konusunda iyice gözümü açan bir eser oldu.
"Nefsine zor gelen hakkında hayırlı olandır."
Okuduğum an beynime mıh gibi saplanıp kalan bir cümle oldu. Deli divane bir zamanlar istediğim şeyin aslında ne kadar da hayırlı olmadığını bu cümleyi okuyunca fark ettim.
O benden önce fark etmiş olacak ki beni de kendini de korudu. Bunu da anladım. Vaktinde anlıyorum sandığım şeyin aslında anlamadığım şey olmasına da bir içerlemedim değil.
İnsana farkına vardıran bir eser, nefs konusunda bir rehber ve terbiyeci olabilecek de bir eser. Lakin şahsım adına konuşacak olursam bunu başarabilecek miyim bilmiyorum. Hatta başarabilecek bir nefse sahip olmadığımı düşündüğüm için utanıyorumda kendimden. Bunları bana düşündüren nefsimdende...
Zira Mahmud Hüdayinin hayatını okurken zorlanan bir ben vardım bir de bunları yaşayıp yıllarını tek bir adım uğrunda atan bir adam.
Gerçekten zor, çok zor...
O tevazu, Allah dostu olmak için o varlıktan yokluğa geçiş, yaşadığı o şeyler, nefsinin azılı bir düşman gibi tek bir yanlış adımını beklemesi.. sırf o yanlış adımdan yararlanıp da yuvarlamak için fırsat kollaması.. ve diğer yanda bütün bunların yavaş yavaş farkına varıp da bir elma kokusu ile dayanan Hüdayi hazretleri...
Kendimi büyülenmiş gibi hissediyorum açıkçası, yazarın bunları anlatış biçimi o kadar kuvvetliydi ki... Diğer eserlerini de kesin alacağın dedirtti bana.
Nefs anlatılıyor ama bir çok şeye değiniliyor...
Yaklaşık 500 yıl öncesinden falan bahsediyoruz ama o dönem için bile ahir zaman genciyiz diyor insanlar. Okuyan da durup düşünüyor, ya bu zaman? O zamana ahir zaman denmişse bu zaman ne? O zamandan beter halde olan bu diyar, bu vakit ne?
"Her geliş bir gidiş içindir. Her doğum bir ölüm için." Dilerim yapamam zannettiğimiz şeyleri yapar, yenemem dediğimiz şeyleri yeneriz.
Çok geç olmadan...
Ölüm hiç gelmeyecek gibi yaşayan aciz ruhlarız ve dilerim çok geç olmadan farkına varmakla kalmaz harekete geçeriz. Geçelim ki içimizde hiç susmayan o şeytanı yenelim.
Tefekkür etmek isteyen, düşünmek ve sorgulamak isteyen insanlara kesinlikle ama kesinlikle öneriyorum. Okuyanınız olursa da üzerine konuşmayı çok isterim. Bir zarf kadar uzaktayım diyor, iyi geceler diliyorum.
📌 Ağlayasın istiyorum, ağlayabilesin. Zira insan ağladığı zaman insan. Ve ağlarsan anlarsın biliyorum, anlarsan ağlarsın.
📌 Uzun bir yolum var, insan bu denli çok gidince bütün yollar gitmek içindir sanıyor. Onun için belki de bütün yollar gözümde büyüyor. Gitmek ölüm geliyor, ölüm zaten gitmek...
📌 Bazı vakitler en uzakta sandığın ve uzaklarda aradığın en yakınında oluyordu.
📌 Niyet başka amel başka.
📌 Bazen insan aradığı için bulamaz. Aradığı en yakınında olsa da göremez onu. Göremez, uzaklara baktığı için.
📌 Hem şimdime seviniyorum hem üzülüyorum mazime.
📌 Çok zor. Çok zor. Her gün her dakika kendimle savaşmak çok zor.
📌 Bir kişi diğerine dua ettiğinde dua edileni benden koruyordu.
📌 Her güzel böyle çile mi çektirir insana? Bir şehri seviyorsun diye illa o şehirde mi yaşamalısın hem? Uzaktan seviyor olmak da yetmez mi bazen?
📌"Allah'ım" diyorum içimden "annelerimize benzeyen kadınları eksiltme aramızdan..." (Eserde okuduğum çok fazla vurucu cümle ve olay vardı ama biriside buydu galiba. Günümüzün, günümüz gencinin ahlâkî çürümesini düşündükçe daha kötü oldum. Bir 20 yıl sonrasının annelerini düşündüm. Bugün olduğu gibi olacak mı? Yüzlerine baktığımız o nurlu varlıkları o zaman da görebilecek o zaman da o kişilerden olabilecek miyiz? Yoksa tek tük sayıya mı düşecek? Günümüzde çoğu şeyin tek tük sayıya düştüğü gibi...)