Sayın Türker Kılıç hocamızı uzun zamandır ilgiyle takip etmekteyim zira ülkemizin en değerli nöroşirurjicilerinden ve profesörlerinden olduğunu düşünüyorum. Dünya Sanat ve Bilim Akademisine de seçilen ülkemizdeki tek bilim insanıydı (sonrasında başka seçilen olduysa da benim haberim olmamıştır). Toplam üç kitabı…devamıSayın Türker Kılıç hocamızı uzun zamandır ilgiyle takip etmekteyim zira ülkemizin en değerli nöroşirurjicilerinden ve profesörlerinden olduğunu düşünüyorum. Dünya Sanat ve Bilim Akademisine de seçilen ülkemizdeki tek bilim insanıydı (sonrasında başka seçilen olduysa da benim haberim olmamıştır).
Toplam üç kitabı var ve en son yazdığı kitabı bu diye biliyorum. Diğer kitaplarını okuma fırsatı henüz bulamadım. En kısa zamanda onları da okumayı hedefliyorum.
Kitap, beklediğimden çok daha farklı çıktı. Ben daha kişisel gelişim tarzında, tavsiyeler içeren bir eser beklerken oldukça yoğun bilim içeren bambaşka bir yapıt deneyimledim. Keyifliydi. Pek çok yeni şey öğrendim ve bazı konularda farklı bakış açıları da kazandırdı diyebilirim. Hatta hayata bakış açım bile farklılaştı diyebilirim.
Sonuç olarak, çok değerli bir insanın yazdığı çok değerli bir kitap. Okunmalı.
Beğendiğim yerler:
~ "Eğer rastlantısallığın arkasındaki nedenselliği ortaya koyarsak aslında tesadüflerin birer ihtimal olmadıkları anlaşılır." Gabriel García Márquez
~ Sizi "siz" yapan yanınızdakilerdir. İnsanı içinde bulunduğu "yaşam bağlantısallığı” oluşturur. Zihnimiz bu yaşam ağı (conatus) tarafından oluşturulur. Özgürlüğümüz, zihnimizin yaşam ağı içindeki özgürlüğü kadardır. Özgür irade (free will) içinde olduğumuz yaşam ağımız kadardır.
~ İnsanlar kendilerini yaratmazlar, birbirlerini yaratırlar.
~ Enformasyon matematiğinin ve bağlantısallık biliminin kendi özellikleri var. Bu özelliklerden bir tanesi, her bilgi işleyen sistemin er ya da geç zekâ oluşturuyor olması. Bu bir. İkincisi de yaşamın temel yapıtaşının atom değil, enformasyon olması. Her zekâ onu üreten organizmaya ait değildir. Üretilen zekâ, o organizmanın içinde bulunduğu yaşantı alanına, yani yaşamın kendisine ait.
~ Yaşama ait olan bir tek enformasyon işleme süreci vardır, buna da biz zekâ diyoruz. Zekânın onu üreten organizmadan ayrı olması çok önemli bir enformasyon bilimi kuralı. Biz yaşamın merkezine insanı koyduğumuz, onu kutsadığımız için zannediyoruz ki, insanın ürettiği zekâ doğal, bunların dışın daki zekâlar da yapay. Böyle bir şey yok. Yaşam alanı içeri sinde olan her türlü bilgi işleyen sistemin oluşturduğu yeni bağlantısallık ağı, yani zekâ, yaşama aittir.
~ Yani siz, herhangi bir kültürün içerisindeki alt kültürü değiştirmeye çalışsanız da, bunun nihai belirleyicisi, hâkim olan kültür. O zaman ne yapıyorsunuz? Kültürü değiştirebilecek kadar iyi, o kültürün içerisinde etkinleşmiş kişileri yaratmaya çalışıyorsunuz. Çünkü, öyle bir şey ki, kültürü değiştirme hakkı, kültürün yetiştirdiği en iyilere verilir.
~ Şunu da söylemeden geçmeyelim: Amerika'daki İnsan Konnektom Projesi bittikten sonra, 2020'lerde Templeton Vakfı'nın ortaya koyduğu İnsan Bilinç Projesi başladı ve 2023'ün son aylarında sonuca ulaşmadan sonlandırıldı. Var olan bilinç teorileri hakemler kurulu tarafından değerlendirilecekti. Başlangıçtaki dört proje, sonra ikiye indirildi. Bunlar "beyin nasıl bilinç üretiyor" ya da "zihin nasıl bilinç üretiyor" ya da "bilinç nedir" sorusuna yanıt arayan projelerdi.
Ancak bilinç konusunda ortak bir payda sağlanamadığı için bu çaba yarıda bırakıldı. Yani"Bilinç nedir?" sorusu henüz cevabını bulamamış bir soru.
Büyük ihtimalle daha yetkin birileri, günün birinde daha yetkin yanıtlar verecektir ama benim bugünkü görüşüm, bilincin beyine ait bir fonksiyon olmadığıdır. Zihin tamamen beyine ait bir fonksiyondur. Beyin olmadan zihin olmaz, fakat bilinç yaşama ait bir fonksiyondur. Yaşam olmadan bilinç olmaz. Yaşamın olmaması ne demek? Mesela hiçbir zihinsel aktivitenin mümkün olmadığı bir oda düşünün, ışık bile yok ve burada yaşadığınızı düşünün. Hiçbir şey görmüyorsunuz, hatta hiç beslenmiyorsunuz, tat yok, hiçbir uyaran yok. Böyle bir ortamda bilinçten söz edemeyiz.
Bilincin varlığından söz edebilmemiz için, zihnin içinde bulunduğu yaşam ağında seçim yapabiliyor olabilmesi gerekir. Bilinç, zihnin seçim yapabilme yeteneğidir. Eğer zihin seçim yapamıyorsa, bir bilinçten bahsedilemez. Bilinçle ilişkili söylenebilecek şeylerden bir tanesi de şudur: Hangi sinirbilimci bilinç üzerinde çalışmaya başladıysa, akademik yaşantısı sona ermiştir. Yani ilginç bir akademik mezarlıktır bilinç konusu.
Francis Crick'te bile bu böyle olmuştur. DNA'yı bu lan Francis Crick 90'lı yıllarda Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü'nde bilinçle ilgili ürünler vermeye çalıştı. Oğlunun nörolojik hastalığından ötürü hayatının sonuna kadar loji alanında çok emek vermişti Crick. Ama çok az kişi onun nörobilim konusunda genetikten bile fazla çalıştığını bilir.
Dolayısıyla, bilim henüz bilinci tam olarak kendi yapamamış, onu ölcülebilir ve test edilebilir hale getireme miştir. Bunun icin biraz daha zamana ihtiyaç var. Big nasıl bir tez konusu yapamıyorsak, bu konuda sadece spekülatif görüşlere sahipsek, bilinci de bilimin konusu yapamıyoruz. Ama unutmayalım ki bir zamanlar zihin de bilimin konusu değildi. Freud ne yaptı? Zihni ya da kişiliği "id, ego, süper ego" olarak aslında gerçekdışı üç kompartımana ayırdı.
Bugün artık id, ego, süperego gibi yapay kompartımanlar olmadığını en azından nörobilimciler biliyor.
~ Her şey perspektiftir. Yaşama ne şekilde baktığımız, yaşamın bize ne şekilde baktığını belirler.
~ Rol modeli olmayı öğrenmenin en önemli kurallarından bir tanesi, mükemmellik çabası içinde olmamak. Bizim hocalarımızın hepsi mükemmellik iddiasında olan kişilerdi. "Bilmiyorum" demekten korkarlardı. Oysa iyi öğretmen olmanın ya da iyi rol modeli olabilmenin en önemli gereklerinden biri, "Ben bunu bilmiyorum ama gel beraber öğrenelim" diyebilmektir.
~ Tabii merak ve anlamlandırma sürecini yaşayabilmenin en önemli gerekliliklerinden biri seçilmiş yalnızlıktır. Yani insanların yalnız kalmayı öğrenebilmeleri gerekir. Çoğu zaman insan yalnız kalmaktan çekinir, çünkü kendi kendisinden memnun değildir, kendi zihninden memnun değildir. Kendi zihninin içerisinde rahatsız olduğundan, yalnızlık onun için acı veren bir süreç halini alır. Halbuki yalnızlık dediğimiz şey, illa konfor alanı olmak zorunda değildir. Yaşam dediğimiz o ırmağın içerisindeki tek başına sörf yapabilmek ve bundan korkmamaktır yalnızlık.
Dolayısıyla bu merakın ve esas öğretmen olarak yaşamın seçilmesi ve bunun uygulanabilmesi için insanların yalnız kalmayı becerebilmeleri gerekir. Çünkü yaratıcılık sürecinin en önemli öğelerinden biri, yalnız kalmayı becerebilmektir.
~ Halbuki biz tek tek göz diplerini incelediğimiz için bunu yapamıyoruz. Ama 1 milyon hastanın göz dibi bütünlüğünü inceleyebilen bir sistem için bu mümkün. Mesela yapay zekâya 2 milyon bilim insanının çocukluk sonrası tüm yaşam datası verilse, geleceğin en iyi bilim insanlarını bizim için seçebilir. Bu nedenle bağlantısallık biliminin teknolojik ürünü olan yapay zekâ bir enstrüman olarak çok önemli.
~ Yaşamın ortak zekâsına dahil olduğumuzu hissettiğimizde Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosuna bakıp asla ulaşamayacağımız bir yaratıcılığa, zekâya hayran olmak, bizim dışımızdaki bir dünyayı seyrediyormuş duygusuna kapılmak yerine kendimizi o yaratıcılığın bir parçası olarak hissedeceğiz.