"Büyümek, bazı şeyleri geride bırakmak değil, bazı şeylerle ilk kez yüzleşmektir.” Omohide Poro Poro, geçmişin gölgesinde yapılan bir yolculuğu anlatıyor. Ana karakterimiz Taeko, şehirden uzaklaşıp doğaya sığındığında, sadece bir yere değil, çocukluğuna doğru da yola çıkıyor. Taeko, yolculuk boyunca 5.…devamı"Büyümek, bazı şeyleri geride bırakmak değil, bazı şeylerle ilk kez yüzleşmektir.”
Omohide Poro Poro, geçmişin gölgesinde yapılan bir yolculuğu anlatıyor. Ana karakterimiz Taeko, şehirden uzaklaşıp doğaya sığındığında, sadece bir yere değil, çocukluğuna doğru da yola çıkıyor.
Taeko, yolculuk boyunca 5. sınıftaki halini düşünmekten kendini alamıyor. Başta, bu anıları neden unutamadığına kendisi de anlam veremese de yavaş yavaş içindeki eksikliklerin farkına varıyor.
Zihnine ilk düşen anıların, utandığı, içine kapanmak zorunda kaldığı anlar olduğunu fark ediyor. Zaman ilerledikçe ise, aslında okulunu ya da arkadaşlarını değil, ailesinin sürekli onu görmezden gelmesinin izlerini unutamadığını anlıyor.
Taeko'nun içindeki kapanmamış yara, istediği her şeyin karşısına bir engel çıkması, neşesi bastırılarak duygularının küçümsenmesiydi. Ailesi ondan kurallara uymasını, notlarının mükemmel olmasını, fazla bir şey istememesini beklerken, Taeko sadece sevgi bekliyordu. Fakat hiçbir isteği umursanmayarak görmezden geliniyordu. Özellikle kesirleri yapamadığı için ailesi tarafından o kadar baskı görüyor ki, kesirli işlemleri yapabilenlerin hayatta başarılı olacağına, yapamayanların ise kendisi gibi hezimete uğrayacağına inanıyor. Halbuki yetenekli olduğu fakat ailesinin desteklemediği başka alanlar da var, oyunculuk gibi.
Bu engellenmelerin pek çoğunun nedeni ise bir kız çocuğu olması. Ataerkil geleneksel Japon zihniyeti özellikle babası tarafından sinir bozucu derecede gerçek temsil ediliyor. Tüm aile modern kıyafetler giyerken sadece o kimono giyiyor ve ısrarla ailesini görmezden geliyor. Annesi ile aralarındaki ilişki ise samimiyetten uzak. Ablaları, Taeko'ya göre daha "ideal" bir çocuk olarak gösterilir. Notları daha iyidir, yemek seçmezler. Taeko onların eski eşyalarını kullanırken onlar yeni şeyler alırlar. Hatta ablası eski çantasını bile paylaşmak istemez. Bu şekilde kıyaslanmaları Taeko'da kendini yetersiz hissetmek olarak dışa vurur. Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan Taeko yalnız ve anlaşılmamış bir çocuk olarak büyür.
Küçükken susturulduysan, büyüyünce bile sesin hep yarım kalır. Taeko da kendi sesini duyamadığının farkına ancak yıllar sonra varabiliyor. Kasabada konuştuğu genç bir kıza, "İçinden gelen sese kulak ver. Eğer gerçekten ne istediğini biliyorsan, o ses seni doğru yere götürür. Kimseye kulak asma" diyerek, hiç yaşanmamış bir gençliğin burukluğuyla geçmişteki kendisiyle konuşur adeta.
Filmi tek bir kelimeyle anlatmak gerekse, bu kelime "keşke" olurdu.
Yıllar geçse de insan yaşamadığı ama yaşayabileceği anıları unutamaz. Geçmişin özlemiyle, belki de bugününü tam olarak yaşayamaz. Çünkü insan, kendi çocukluğuyla konuşmadan büyüyemiyor.
Taeko'nun hikayesi aslında hepimizin hikayesi. İçimizdeki çocukla yeniden karşılaşmak ve o çocuğun sorularıyla yüzleşme süreci.
“Şu anki hayatın, çocukken hayal ettiğin hayat mı?”
Bu soru, benim de üzerine sıkça düşündüğüm bir konu. Acaba küçüklüğümüzün olmak istediği kişi olabildik mi? Yoksa ne istediğini hatırlayamayacak kadar uzak mıyız ondan?
Taeko filmin sonuna doğru bu soruya bir cevap buluyor. Hayatını başkalarının kalıplarına göre yeterince yaşamıştır, artık kalbinin sesini dinleyecektir. Anılarındaki küçük kız ise bu kararıyla birlikte ilk defa ona gülümser.
Taeko'nun yüzleşmesi gereken geçmişinin yanı sıra, içinde bulunduğu yaşamla da barışması gerekiyor. Ailesinin evlenmesi yönündeki baskılarından kaçarken, köydeki kadınların müdahaleleriyle de karşı karşıya kalır. Fakat köyde tanıştığı Taisho, ona bugününü yaşaması için cesaret ve umut verir. Aralarında gelişen bağ aşk mıydı, yoksa sadece sonunda biri tarafından gerçekten anlaşılmış olmanın huzuru muydu, bilinmez. Ama Taisho sayesinde köyde kalarak kendini bulmaya karar verir.
"Eğer bugün hoşuna gitmiyorsa yarın olacak. Yarın da iyi gitmezse ertesi gün olacak. O da yolunda gitmezse yeni bir gün daha olacak. Hiçbiri olmazsa bir yarın daha var. Her zaman bir yarın var. Her zaman yarın..."
Omohide Poro Poro, büyümenin değil, büyümeye cesaret edememişliğin filmi. Bir kadının içindeki küçük kızla bir lavanta tarlasında yeniden tanışmasını anlatıyor.
Bazı yolculuklar dışarıya değil, içimize yapılır. Ve bazen kendi sesimizi en son biz duyarız.
11 Mayıs 2025 🪻