Spoiler içeriyor
5. Sezon Finali Üzerine: "Belki de... sendedir." 📽 16.05.2025 Cu 🔪 5. Sezon ve final... Diğer sezonları izleyeli bayağı zaman geçti; detaylar flu olsa da, izledikten sonra içimde kalan duygu ve düşünceler net. 🔪 Joe Goldberg... Son sezonun başında yine…devamı5. Sezon Finali Üzerine: "Belki de... sendedir."
📽 16.05.2025 Cu
🔪 5. Sezon ve final... Diğer sezonları izleyeli bayağı zaman geçti; detaylar flu olsa da, izledikten sonra içimde kalan duygu ve düşünceler net.
🔪 Joe Goldberg... Son sezonun başında yine yeni bir başlangıç hayaliyle dönüyor: New York' a başladığı yere. Ama aslında tüm sezonlardaki gibi tekrar tekrar değişme umudu, biriyle tanışma, derin bir bağ hissi, ardından takıntıya ve ihlale dönüşen " Aşk"...
🔪 Aslında sevdiğim şey Joe değil — onun nasıl sevdiği. Tek kişiye bağlanması.
Her şeyi onun için yapması. Dünya yansa, gözünün başka kimseyi görmemesi...Koşulsuz ve saplantılı sevgi. Sağlıksız ama yoğun. Yanlış ama tutkulu. Günümüzdekinin aksine yoğun sevgi anlayışında kendimi buluyorum. Onun bazı yönlerini seviyorum ama onunla aynı yolda yürümeye razı değilim. İşte bu yüzden belki de Joe bizi manipüle ediyor. Ve biz bir anlığına ( birkaç bölüm belki de 🙂) ona hak veriyoruz. "Belki de iyileşti…"diyoruz. " Artık insan öldürmeyecek…" diyoruz.
🔪 Bronte'yle tanışıyoruz bu son sezonda. Sıradan, çekici, tatlı bir kız olarak başlıyor tanışmamız. Beşinci bölümün sonuna kadar biraz aksiyonsuz ve sakin heyecansız geçiyor diğer sezonları düşünürsek.
🔪 Bu sezonda bir değişiklik daha var. Aslında baştan beri diğer sezonlarda da iç sesiyle hep yanıbaşında olduğunu hissettiğimiz Joe' nun da bizi - izleyiciyi kandırması. "You" dizisinin en ayırt edici özelliklerinden biri Joe’nun iç sesiyle anlatım yapması. Yani biz olayları onun düşünceleriyle birlikte izliyoruz ve bu zamana kadar buna güvendik. Ama 5. sezonda işler değişiyor:
Joe artık kendi iç sesinde bile yalan söylüyor. Önceki sezonlarda en azından iç sesi dürüsttü. Bu sezonda ise izleyiciye "değiştim, artık birini gerçekten sevmek istiyorum" gibi mesajlar veriyor ama eylemleri bununla çelişiyor. Değişim çok zordur. Yani Joe artık bizi bile manipüle ediyor. Joe’nun sevgisi, sevgi gibi görünen bir zincir; sarıldığını sanırken nefessiz bırakan bir sahiplenme biçimi. Bir dakika önce dünyaları sadece ona zarar vermesin diye yıkacakken, bir dakika sonrası onu elleriyle yok etmesi. Çok tuhaf, anlaşılması zor bir geçiş. Hiç anlayamadım bu geçişi hep bu sefer kıyamayacak derken...🙂
🔪 Oyunculuklar demişken: Penn Badgley "Gossıp girl" den tanışıklığımız. Tek kelimeye sığamayacak kadar harika 'ama yerim dar 🙂' bir oyuncu. Tüm sezonlarda çok iyi oyuncular var. Özellikle Joe ve ikiz kardeşi oynayan kişi sanki iki farklı kişi varmış hissini o kadar güzel ve güçlü veriyor ki...Birbirinin yerine geçmelerde bile hissediyorsunuz ayrımı
🔪 Beşinci bölümün sonunda bir şeyler değişiyor diyorsun. Nihayet 6. Bölümde şaşırtıcı bir sürpriz bizi bekliyor. 6. Bölümün ilk sahnesi beni gafil avladı. Çok şasırtıcıydı. Beklemediğim bir hamleydi. Algımızı yıkacak kadar zeki, sıradışı, güçlü, stratejik Bronte'yle tanışıyoruz. Ve bu kadar güçlü bir karakter bizi ya da beni 😉 son bölümde hüsrana uğratacağından habersizim henüz.
🔪 Ve gelelim Finale... Bronte bu sefer bizim de şahitlik ettiğimiz bir biçimde bütün geçmişteki kurbanların, öldürülmüş kadınların intikamını üstleniyor. Korkarak ve bu sefer sevgisiyle birlikte.
Bronte, sezonda Joe’yu zekâsıyla çözebilen nadir karakterlerden biri gözümüzde. Yazar olması ve olaylara dışarıdan bir gözle bakabilmesi, onun daha stratejik bir karakter olmasını beklememize neden oluyor. Ve hep bir plan bekliyoruz Bronte' den. Bronte' nin iç sesi de bunu yansıtıyor.
🔪 Fakat finalde yatakta eline silahı alıp, Joe gibi manipülatif ve tehlikeli biri karşısında duygusal ve zayıf bir hamle yapması, karakterin inandırıcılığına gölge gibi. Joe gibi tehlikeli birine karşı fiziksel ya da zihinsel üstünlüğü yokken, Bronte'nin böylesine hazırlıksız davranması karakterine ters düşüyor. Çok zayıf bir hamleydi senaryo için. Nasıl planlı bir intikam bu. Özellikle Bronte tüm kadınların intikamını almak istiyor gibi bir altyapı kurulmuşken, bu kadar savunmasız ve hazırlıksız olması büyük bir çelişki yaratıyor. Bronte gibi bir karakterin, Joe'ya karşı çok daha akılcı ve hazırlıklı olması beklenirdi. Farklı ve daha şaşırtıcı olmalıydı savaşı...Şaşırdım ama aksi yönde 😏
🔪 Silah doğrultulmuşken en yıkıcı darbeyi Joe’nun sevdiği kadın değil, oğlu indiriyor.
Joe Goldberg, en gerçek, en yalın yargıyla sarsılıyor : Kendi oğlunun sesiyle. Silah ona doğrultulmuştur. Sevdiğini düşündüğü aşk karşısındadır. Ama onu yerle bir eden, bir başka sevdiğinin sesi olur: Oğlu.
Telefonun diğer ucunda çocuk, titreyen sesiyle şöyle der:
"Bana odamda canavar olmadığını söylerdin, hatırlıyor musun? Yalanmış... O senmişsin. Canavar sensin.” der gözyaşlarıyla ve telefonu Joe' nun yüzüne kapatır.
🔪 Söz bitince sessizlik başlar. Uzun, içe işleyen bir sessizlik. Ve Joe o anda ilk kez durur. İç sesi susar. O sahnede kamera hiçbir şey yapmaz ama her şeyi anlatır: Joe, haklı bulunmamıştır. Artık o da bunu bilir.
Joe' da işte o sessizlikte geçen 1- 2 dakikada Henry' ye hak verdiğini izliyoruz.
Senaryo yazarının burda söylenilemeyen bir geŕçeği bir çocuk ağzından söyletmesinin mükemmel bir ayrıntı olduğunu söylemek isterim.
Aslında olay çok basittir. Bir çocuğun bile anlayabileceği kadar basit :
🔪 Sevgi adı altında, aşk kisvesiyle, travmalarla meşrulaştırılan her şeyin ardında Joe’nun kaçamayacağı bir gerçek vardır: O, bir canavara dönüşmüştür. Final sezonunda Joe'nun sevgisi, en çok da kendine karşı. Diğer insanlar, onun içindeki boşluğu dolduracak birer araçtan fazlası değil.
🔪 İnsanlar büyürken olayları görmeyi karmaşıklaştıyor ve bozuyoruz içimizdeki o sesi. Dinlemiyoruz. Ne kadar romantiklikle, travmayla, sevgiyle, aşkla gölgese de o bir canavara dönüştürdü kendini...Hem de iyi bir seçenek varken...
🔪 Son sahne : Joe Goldberg hapishanede. Sessiz, boşlukta, yalnız...
Toplumun her ferdi toplumu oluşturduğuna göre belki de "ben"i düzeltmeliyizdir hepimiz de.
🔪 Son sözü :
Belki de toplum olarak bir sorunumuz vardır. Belki de içimizdeki hasarı düzeltmemiz gerekiyordur. Belki de sorun bende değildir. Belki de...... sendedir"
Ama belki de bu cümleyle kendini aklamaya çalışıyordur hâlâ. Toplum da aklamaya. Belki de biz de...Ben de
🔪 D.B.